İnternet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İnternet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Ocak 2014 Pazartesi

5651'de Değişiklik Kapıda



Toz duman arasında mecliste bir çorba kanun teklifi var ve 5651 sayılı kanun için değişiklikler içeriyor. Tam metnine http://www2.tbmm.gov.tr/d24/2/2-1928.pdf adresinden ulaşabilirsiniz, ben hızlıca göz attığımda şunları gördüm;

15 Mart 2013 Cuma

Google Reader'dan Taşınma Zamanı

Google, en çok kullandığım RSS takip uygulamasını 1 Temmuz'da emekliye ayıracağını açıkladı. Daha 3 ay var ama o gün gelmeden başka bir yere taşınıp alışmak iyi olur diye düşündüm. 15 Dakikalık bir araştırma sonucu Bloglines'ı bir deneyeyim dedim.

Abonelikleri almak için https://www.google.com/takeout/#custom:reader adresine gidip zip arşivini bilgisayarınıza indiriyorsunuz, içinden çıkan subscriptions.xml dosyası OPML biçiminde, yani bloglines gibi sitelerde içeri aktarabiliyorsunuz.

26 Şubat 2013 Salı

WebRTC Değişimin başlangıcı mı?

Gerçekte Skype, GoogleTalk, Jitsi gibi uygulamalar ve Adobe Flash uygulamaları olmadan da web tarayıcısı üzerinden ve hiçbir eklenti kurmadan anında görsel ve sesli iletişim kurabilmek teknik olarak mümkün. Ancak bunun için standart bir protokol olmadığından her firma kendi teknolojilerini geliştirmek zorunda kalıyor. Örneğin Google, Hangout uygulaması için her bir tarayıcı ve her bir işletim sistemi için ayrı ayrı eklenti ve uygulamalar geliştirmek durumunda. Ancak yakında tüm bu yazılımlara gerek kalmayacak gibi görünüyor.

Google, Mozilla ve Opera ile birlikte bu iş için WebRTC (Web Real Time Communications) adında bir W3C standardı üzerinde 2011 yılından beri çalışıyor. Bu sayede tek bir HTML5 uygulaması ile farklı sistemler ve tarayıcılar üzerinden gerçek zamanlı sesli ve görsel iletişim mümkün olacak. Gerekli kütüphaneler tarayıcılarda gömülü olacak ve standart Javascript API'leri sayesinde yönetilecek, herhangi bir cihazda kullanıcının ihtiyacı olan tek şey modern bir web tarayıcıdan ibaret olacak.

AT&T, Mozilla ile birlikte geliştirdiği WebRTC'yi temel alan WebPhone projesi için "vision for the future of seamlessly integrated communication." diyor.  İnternet bağlantısının olduğu her yerden hiçbir ek yazılıma gerek duyulmadan platform bağımsız kesintisiz anlık veri paylaşımı imkanı A.Graham Bell’in icadını tarih kitaplarına kaldırabilir mi? Özellikle IPv6’nın sağlayacağı avantajlar, mobil cihazların gelişimi ve VOIP desteği ile birlikte düşününce olabilir diyorum. 


WebRTC Desteği Firefox ve Chrome tarayıcıların son sürümlerine ekleniyor, Firefox ile test etmek için http://mozilla.github.com/webrtc-landing/ adresindeki örneklere bakabilirsiniz.

WebRTC'de öntanımlı kodlama VP8 olmuş (başka açık kodlamalar da destekleniyor ve ileride eklenebilir), ancak Microsoft bu durumdan pek memnun olmamış olacak ki CU-RTC adını verdiği benzer bir çalışmayı bağımsız olarak yürütüyor ve WebRTC'den daha esnek ve özelleştirilebilir olduğunu iddia ediyor.
 

http://html5labs.interoperabilitybridges.com/cu-rtc-web/cu-rtc-web.htm


10 Mayıs 2012 Perşembe

Youtube videosu eklenen SDN foruma kapatma kararı

Ülkemizdeki elektronik yasaklama uygulamasının son örneğini az önce ağzım açık okudum. Bir üyesi tarafından forumda bir youtube videosu paylaşılan SDN forum, Müyap tarafından şikayet edilmiş ve mahkeme SDN forum sunucularının kapatılmasına karar vermiş!* Evet, video Youtube sunucusunda, kapatılan SDN forum, üstelik bağlantı 15 dakikada kaldırılmış olduğu halde.

Üzerinde yorum yapabilmek için mantıklı bir şeyler aradım ama bulamadım. Umarım sanatçılar "böyle saçmalık olmaz" diyerek Müyap yönetimini uyarırlar. 


19 Mart 2012 Pazartesi

Google Dokümanlar 5 gündür kırık

Google Dokümanlar'da 15 Şubat'tan beri önemli bir hata mevcut, paylaşılan koleksiyonlara gogıl hesabı ile giriş yapılmadığı sürece erişilemiyor ve HTTP 500 sayfası ile karşılaşılıyor. Bazı kullanıcılar bir hata raporu ile durumu bildirmiş, bazı gogıl çalışanları da üzerinde çalıştıklarını ifade etmişler. Amacı paylaşmak ve ortak çalışmak olan bir hizmet hayati bir uzvunu yitirmiş durumda.

Ancak bana ilginç gelen şey özellikle ABD'de aralarında kamu kuruluşları da olan  pek çok kurumsal müşteri tarafından kullanılan bir serviste 5 gündür devam eden böylesine öldürücü bir hata karşısında gogılın hiçbir blog girdisi veya basın duyurusu yayınlamamış olması. Belki de benim takip etmediğim bir yerde yazılmıştır, öyle olsa bile pek çok teknoloji sitesinde haber olurdu diye düşünüyorum ama hala göremedim. Hadi gogıl açıklamıyor teknoloji sitelerinin de mi 5 gündür haberi yok? SkyDrive Sevenler Derneği üyeleri neden davul zurnayla ortaya dökülmedi anlayamadım. Bu işte bir gariplik var gibi geliyor bana.

23 Kasım 2011 Çarşamba

Yazsam faydası yok, yazmasam...

Sayın Bakan bazı eleştirileri yanıtlamış;


Okurken aklıma gelenleri yazayım dedim.

"Yasak söz konusu değildir. Tamamen isteğe bağlıdır."

Yıllardır mahkeme kararlarıyla genel sansür uygulanıyor, bunun adı yasak değil mi? Değil, çünkü ortada özgür bir internet olmayınca yasak kelimesinin anlamı kalmıyor. Üstelik "Bedelli askerlik" aslında "Bedelli tezkere", yani askerlik=tezkere olabildiğine göre yasak=özgürlük de olabilir, tabi tabi neden olmasın?

"...biz mahkeme kararını tanımıyoruz, internete yasak gelir mi?' diye duyarsız kalıp, mahkeme kararını uygulamayacak mıydık? Biraz insaf lazım."

Bu mahkemeler keyfi değil ilgili kanuna göre karar veriyor, bu kanunları da leylekler getirmedi ki? Kanunları çıkartıp sonra "ne yapalım mahkeme kararı" demek... biraz insaf.

''Biz ne yapacaktık; 'ey Youtube, sen istediğin gibi Atatürk'e hakaret et,... ama sonunda biz Youtube'u dize getirdik."

Malum ülkelerden birinde 17 yaşındaki bir çocuk lise arkadaşlarına hava atmak için bir video hazırlayıp paylaşıyor ve paylaştığı sitenin 70 milyona yasaklandığını öğreniyor. Bu eğlenceyi görenler acaba Türkiye'de şu siteyi de yasaklatabilir miyim diye yarışa girmeye başlıyor. X Ülkesindeki birisi suç işliyor, cezası 70 milyon insana kesiliyor, pardon dize getiriliyor.

"'Milyonlar kazanıyorsunuz, beş kuruş vermiyorsunuz, bunu yapmaya hakkınız yok, temsilciliğiniz yok' dedim"
 
Dedi ve masum vatandaşlarına zincir vurdu, kendimi rehine gibi hissetmiştim. Hadi rehine olmayı kabul ettik diyelim, Youtube, kendisi gibi yüzlerce site ile birlikte uzun yıllardır aynı şekilde çalışıyordu, beş kuruş vermedikleri hakaret videoları yayınlanınca mı akıllara geldi, bu zaafiyetin vergi kaybının hesabı kime sorulacak? Ve neden sadece Yutub'un 5 kuruşu hesap ediliyor? Ayrıca TC'de iş yapan şirket ve şahısların yurt dışındaki hosting firmalarına ödedikleri kuruşlar nasıl vergileniyor?  Youtube hakaret dolu yorumlarla dolu, onlar ne olacak?  Bu işte başka hesaplar mı var? 

Neyse, fazla kafa yorarsam sıyıracağım. Görünüşe göre TC Devleti birilerini dize getirmek için vatandaşlarını rehine olarak kullanmaya devam edecek.


Ayrıca bir zamanlar güvenli bilgisayar ve internet kullanımı için Pardus kullanılabileceği de yazılan http://guvenliinternet.org/ sitesi artık Microsoft'a emanet edilmiş durumda, reklamlar gırla gidiyor.

15 Kasım 2011 Salı

Google hesabı olmayanlar google gruplarına nasıl katılacak?

Bir google e-posta grubuna katılmak istediğinizde grup sayfasındaki "Bu gruba katıl" bağlantısını tıklıyorsunuz ve oturum açmadıysanız google oturumu açmanızı isteyen bir sayfa ile karşılaşıyorsunuz. 

Ya Google hesabınız yoksa? Sayfada ne [grupadı]+subscribe@googlegroups.com adresine bir e-posta gönderebileceğinize dair ne de başka bir bilgi yok. Google hesabınız yoksa üye olamazmışsınız gibi bir intiba uyandırıyor Google.

Eğer bir grup yöneticisiyseniz ve bu durumdaki kullanıcılar için bir kolaylık istiyorsanız grup ayarlarından ulaşabileceğiniz ve e-posta kayıt formu bulunan tanıtım kutusu HTML kodunu web sayfanızda yayınlayabilirsiniz.

Ya bir web sayfanız yoksa? veya web CMS sistemi, forum sayfası gibi siteler HTML  kodlarındaki form alanlarını temizleyerek kaydediyorsa (ki benim başıma gelen durum budur)!

Bu durumda grup URL'sinin sonuna /boxsubscribe ekleyip bu bağlantıyı paylaşabilirsiniz. Sayfada ilk bakışta kullanıcıyı şaşırtan bir cümle bulunsa da Google hesabı olmayanlar için de eli yüzü düzgün bir form sağlamış olacaksınız.

(Örn: http://groups.google.com/group/antalya_linux/boxsubscribe)

Ancak bu bağlantıyı grup sayfasına eklemenin bir yolunu bulamadım.

13 Temmuz 2011 Çarşamba

Fakeman ile sohbet

Fakeman yazdığım küçük bir python betiğinin adı, benim sorularıma internetten bulduğu bazı cümlelerle karşılık veriyor. İzlemesi ne kadar eğelencelidir bilmiyorum ama Fakeman ile karşılıklı sohbet bayağı eğelenceli oluyor;

16 Mayıs 2011 Pazartesi

Evinizdeki sunucu için kendinizi fişlemeniz gerekiyor!

Evimdeki sunucu için yaptığım BİMER başvurusuna ...tib.gov.tr adresinden yanıt geldi nihayet ve beklediğim gibi faaliyet belgesi alarak kendi kendimi fişleme yapmam gerekiyormuş, almazsam yönetmeliğin 4.maddesine göre internetim kesilecek. Ayrıca 5651'e göre log kaydı alıp 6 ay saklamam da gerekiyor.

Yanıt şöyle;

Sayın YETKİLİ,

İnternete açık hizmet ve içerikleri barındıran sistemleri sağlayan/işleten
gerçek veya tüzel kişiler yer sağlayıcıdır. Yer Sağlayıcılığı hizmetini
ticari olarak yapmasa bile web sitelerini kendi sunucularında barındıran
gerçek veya tüzel kişilerin Yönetmelik gereğince Yer Sağlayıcılığı
Faaliyet Belgesi almaları gerekmektedir.

Bu durumda sizinde Yer Sağlayıcı Faaliyet Belgesi almanız gerekmektedir.

Yer Sağlayıcılığı Faaliyet Belgesi almak için;
1) http://faaliyet.tib.gov.tr/yetbel/ adresinden kayıt olarak sisteme
giriş yapıp buradaki uygun elektronik formun eksiksiz doldurulması
suretiyle başvuruda bulunmak,
2) Ek 5'te örneği olan dilekçeye Elektronik ortamda doldurulan başvuru
formunun çıktısı eklenerek “Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu
– Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı / İncek mah. Boztepe sok.
NO:125 06836 Gölbaşı ANKARA adresine gönderilmesi gerekmektedir.
3)Tüzel kişilerin (Anonim ve Limited Şirketler) ayrıca şirketin Ticaret
Siciline tescil edildiğini belirten son altı ay içinde alınmış Ticaret
Sicil Kaydı aslı veya noter tasdikli sureti ile Şirketin imza sirküleri
aslı veya noter tasdikli suretini de göndermeleri gerekmektedir. (Yer
Sağlayıcı Faaliyet Belgesi ücretsizdir.)

Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı

Çok şükür ki fişleme ücretsiz yapılıyormuş, ne kadar rahatladım bilemezsiniz. Ancak yönetmeliğin 14.maddesine göre sitemde (jabber veya medya sunucum olsa bile bir sayfa açmam gerekiyor) telefon numarası gibi iletişim bilgilerimi yayınlamak zorundayım aksi halde 10.000-TL'ye kadar para cezası beni bekliyor.

4 Mayıs 2011 Çarşamba

İletişim özgürlüğüne orantısız güç ve 22 Ağustos infazı

22 Ağustos 2011 Günü ile birlikte T.C. Devleti internet içeriğini yasal yollarla filtre eden Çin ve İran gibi az sayıdaki devletlerden birisi olarak tarihe geçecek. Bugün çok masum ve faydalı gibi gösterilmeye çalışılan uygulama aslında objektif hiçbir kriteri bulunmadığı için nereye kadar genişletilebileceği belli olmayan bir belirsizlik ve diken üstünde olma haline neden olacak.

Yıllar önce ilk yasaklar gündeme geldiğinde bazı forum sitelerinde filtreleme sisteminin gerçekte bir ihtiyaç olduğunu yazmıştım. Zaten filtreleme basit bir uygulamadır, kurumlar yerel ağlarında kendi ihtiyaçları için her zaman kullanıyordu. İnternet kafe gibi umuma açık yerlerde de 18 yaş düzenlemesi ve filtre yazılımı zorunluluğu konusunda çeşitli yasal önlemler zaten alınmıştı. Bireysel kullanıcılar için de pek çok yazılım seçeneği halihazırda bulunuyor.

Tüm bu imkanları yok farz etsek bile internet servisi sağlayıcı kuruluşlar abonelerine bu imkanı sağlayabilecek altyapıya sahipler veya istenildiğinde kolayca kurabilirler, ki yanlış hatırlamıyorsam Türksat böyle bir hizmeti zaten isteyen kullanıcıları için sunuyor. Bu tür hizmetler servis sağlayıcılar için hizmet, kalite, reklam ve pazarlama stratejilerinde rekabetçi fark yaratma enstrumanı olarak kullanılması beklenen şeylerdir. Eğer böyle bir hizmet bulunmuyorsa kullanıcıların talep etmesi ile zaten bir pazarın ister istemez oluşması serbest piyasanın gereğidir. Böyle bir hizmeti bugüne kadar sunmayan ISS'lerin de bu konuda sorumsuzluğu var, şimdi elden kaçan fırsattan pişman olmuşlar mıdır merak ediyorum.

İşin daha ilginci ise 22 Ağustos infazının masum gösterilme çabası. Baskın siyasi güçlerin etkisi altındaki kurumların, sansürü hiçbir objektif kritere dayanmadan muhakeme etmelerine ve uygulamalarına izin veren bir yasaya dayanan bu uygulamanın, cinsel istismar ve uyuşturucuyu özendirmeyle mücadele etme çabası olarak gösterilmeye çalışılması konuyu çarpıtmaktan başka bir şey değil.

Böyle bir sansürün, çocukların (subjektif) uygunsuz içeriğe erişimini engelleme bahanesinin arkasına saklanarak yapılmak istenmesini, bu konudan habersiz vatandaşların masum hassasiyetlerini kullanarak sansürü meşru göstermeyi kolaylaştırma çabası olarak görüyorum. Uyuşturucu bağımlılığı ile mücadele olarak sunduğunuzda kim hayır diyebilir? Ama iş temel anayasal bireysel özgürlüklere gelmiş dayanmış durumda.

Sansürü yasal ve meşru hale getirip iletişim ve bilgilenme özgürlüğünü infaz ettikten sonra geriye konuşulacak bir şey kalmıyor. Baskın siyasi otoritenin hoşa gitmeyen, uygun bulunmayan gibi keyfi filtresi DİKTA edilebilir hale gelecek.

Önümüzde seçimlerin olması 22 Ağustos infazını durdurmak için iyi mi kötü mü bilemiyorum. Bugünlerde bazı STK'larda 22 Ağustos için neler yapılabileceği tartışılıyor ancak her şeyin seçim kargaşasında kaybolup gitmesi ihtimali var. Eğer 22 Ağustos infazı seçim malzemesi yapılırsa da siyasi olarak bölünmüş toplumun bir kesiminde ön yargılar oluşması ve konunun temel iletişim ve bilgilenme özgürlüğü savunmasından çıkıp basit bir siyasi çekişme malzemesi olması ihtimali var.

İnterneti gogıl, feysbuk ve msn olarak anlayan milyonlarca insana gerçekleri anlatma zorluğu ise işin başka bir boyutu veya işin özü.


27 Nisan 2011 Çarşamba

TİB Performansının doruğunda

İnterneti çocuklar için güvenli hale getirmenin yolu bulunmuş, işte alan adlarında bulunması yasaklı kelimeler listesinden bir demet;
  • atesli
  • escort
  • dump
  • hikaye
  • homemade
  • nefes
  • yerli
  • tube
  • turbanli
  • zoo
http://www.scribd.com/doc/54049096/Alan-Ad%C4%B1-Yasaklar%C4%B1

10 Mart 2011 Perşembe

Javascript Flash'a alternatif olursa artık şaşırmayacağım

2000'li Yıllar ile Adobe Flash nedeniyle biraz gölgede kalan Javascript, Google sayesinde son yıllarda altın çağını yaşamaya başladı.

Bugün Google, neredeyse tüm internet teknolojisini JS'e dayandırıyor ve geliştirdiği kütüphanelerle sınırları zorlamaya devam ediyor. Belkide bu sayede tarayıcıların JS motorları da performans ve güvenlik konusunda sürekli geliştiriliyor. Bu da JS'e dayalı Google harici teknolojilerin de geliştirilmesini tetikliyor olsa gerek.

Buna son örnek JS+SVG teknolojilerinin swf dosyalarını oynatmak için kullanıldığı Smokescreen teknolojisi. İnternette görünce "hah sonunda bunu da yaptılar" dedim. Aslında Flash dosyalarını oynatmak değilde JS+SVG ile bambaşka bir Flash alternatifi geliştirilebilir diye zaman zaman düşündüğüm oluyordu. Smokescreen, Quake2'nin GWT portundan sonra beni şaşırttı. Benim bildiğim HTML5, GWT, WebGL ve Smokescreen gibi teknolojiler Flash'ın alanını daraltmaya kararlı görünüyor. Eh, bir gün Flash Silverlight ile bir çukura gömülürse hiç kimse üzülmez herhalde.

1 Mart 2011 Salı

Kafayı kuma gömmeye devam...

Birileri bilmediğimiz bir suç işlemiş ve cezası milyonlarca kişinin özgürlüğü elinden alınarak kesiliyor yine, Diyarbakır 5. Asliye Ceza Mahkemesi, 14.01.2011 tarih ve 2011/156 sayılı kararıyla blogspot'a erişim engelleme kararı çıkmış.

18 Şubat 2011 Cuma

Dino (Dnsomatic.com ip güncelleme istemcisi)

Evinizdeki internet bağlantısında OpenDNS servisinin filtreleme hizmetini kullanmak istiyorsanız veya sunucunuzdaki ftp, http, vnc gibi servislere ücretsiz bir alan adı üzerinden erişmek istediğinizde ip adresinizi bu servislere kayıt etmeniz gerekiyor. Ip adresiniz sabit değilse bu işi düzenli ve otomatik olarak yapacak bir araca ihtiyaç oluyor.

Aslında bu iş oldukça basit ve ddclient gibi başarılı araçlar zaten var ancak bunların bir arayüzü yok. Bu açıdan Dino'nun kullanımı oldukça kolay.

Bir başka OpenDNS hizmeti olan Dnsomatic.com servisi ise ip güncellemeye ihtiyaç duyan popüler pek çok servisteki hesaplarımıza tek tek güncelleme yapmaktan bizi kurtarıyor. Tüm bu servisleri önce dnsomatic.com hesabınıza kaydediyorsunuz, sonra dnsomatic'e tek bir güncelleme isteği gönderiyorsunuz, o sizin için kayıtlı tüm servislerinizi güncelliyor.




https://github.com/alierkanimrek/dino

http://www.ozgurlukicin.com/forum/gonullu-calismalar/20861/?page=1

12 Şubat 2011 Cumartesi

Ortaya karışık Pardus, Paso, Pog, Dnsomatic, Dino ve Imageshack salatası

Uzun zamandır günlük yazmamışım, az günlük yazdıkları için hep eleştirdiğim Pardus gelişitiricilerini daha iyi anlıyorum galiba :)

Son günlük yazımdan bugüne Pardus 2011 yayınlandı, hatta üzerine güncellemeler bile geldi ama ne acıdır ki ülkemizde hiçbir yerde doğru düzgün bir Pardus 2011 incelemesi göremedim. Yurt dışından bazı incelemeler okudum ama sanki Pardus Türkiye'de geliştirilmiyormuş gibi ülkemizden çıt yok. Belki de ben görmedim bilemiyorum, zaten bu muhabbetin sonu özgür basın tartışmasına kadar gider şimdi :P

Bu arada ben nightware çalışmalarına yavaş da olsa devam ediyorum, Pardus seçkileri hazırlamak isteyen kullanıcıların işini kolaşlaştırmak amacıyla Pardus 2009 için yazdığım Paso'yu 2011 için revize ettim ve geçenlerde Öİ forumlarında Alpha sürümünü duyurmuştum.


Paso öncekine göre biraz daha basit ve sade bir kullanıma kavuştu ve hızlandı. Ayrıca OpenDNS servisinin internet filtresi hizmetini kullanmak isteyen Pardus 2009 kullanıcılarının dinamik ip ardeslerini güncelleyen POG adında bir araç geliştirmiştim ve Pardus 2009 depolarına girmişti bu. POG'u bir elden geçireyim derken OpenDNS yönetiminin genel bir dinamik ip güncelleme servisi işletmeye başladığını gördüm. http://www.dnsomatic.com/ Adresinden ücretsiz abonelik alabileceğiniz bu servise OpenDNS, Sitelutions, EveryDNS, DynDNS gibi daha pek çok servise ait üyeliklerinizi kayıt edebiliyorsunuz ve tahmin edebileceğiniz gibi sadece Dnsomatic servisine ip güncelleme isteği göndermeniz yeterli oluyor, Dnsomatic tüm aboneliklerinizi sizin için güncelliyor.

Böyle güzel bir servis olunca ben de 2011 için POG'u rafa kaldırdım ve Dnsomatic servisi için DINO adında yeni bir istemci geliştirmeye başladım. Temel işlevleri yazdım, geriye küçük bir arayüz ekleme ve biraz test edilme işi kaldı.


Yine de Dnsomatic'in API'sini geliştirmesi lazım, örneğin kullanıcının kayıtlı olan servislerini almak veya bazı servisleri tek seferde güncellemek mümkün değil şu anda. Ekran görütülerini paylaşım sitesine yüklemek için 2009'da Imageshack'ın istemcisini kullandığımı hatırladım, Wine ile kurmuştum gayet güzel çalışıyordu, 2011 kurulumunda /home bölümüne işlem yapmadığım için Wine programlarını tekrar kurmak zorunda kalmamak güzel, Imageshack istemcisi hala sorunsuz çalışıyor.


27 Eylül 2010 Pazartesi

Tarihin en küçük düşürücü stratejisi

İran'ın nükleer enerji projelerine bir bilgisayar virüsü yoluyla yapılan saldırı sonucu projelerin sekteye uğraması İran açısından büyük bir skandal olsa gerek.

Kullanılan virüsün Stuxnet olarak bilinen zararlı olduğu yazılıyor. Yani İran neredeyse varlığını dayandırdığı gizli projelerindeki bilgisayarlarda Windows kullanıyormuş.

Eğer herşey bize yazıldığı gibiyse bu durum İran açısından büyük bir skandal, siz en büyük düşman olarak ABD'yi göstereceksiniz ve ABD'nin yok etmek için uğraştığı bir projenizde yine ABD'nin ulusal çıkarları için üretim yapan bir ABD şirketinin kapalı kodlu yazılımlarını kullanacaksınız. Tamamen düşmanın kontrolündeki bir yazılım ile çalışan aletlerle düşmana saldırmak. Neresinden baksanız ironik bir durum.

Peki ya Türkiye? ABD ile düşmanlık değil müttefiklik durumu var, yani ABD'nin ulusal çıkarlarına hizmet eden firmaların gizli kapalı ürünlerinden çekinmeye gerek yok diye düşünebilir miyiz? Bu durum müttefik olsa da her ülke için rahatsızlık verici bir durum olmalı.

24 Haziran 2010 Perşembe

Google'dan OCR hizmeti denemeleri

OCR Konusunda Gogılın epey geriden geldiğini düşünüyorum, yine de bu konuda bir çalışma varmış. http://googlecodesamples.com/docs/php/ocr.php Adresinden uygulamanın Google Docs'a erişim iznini verdikten sonra siz de deneyebilirsiniz. Gönderdiğiniz görüntü Docs belgesi olarak açılıyor, ama hemen sevinmeyin, oldukça temiz taranmış ~500Kb'lık 12 puntolu bir belgenin sadece başlıklarını görebildim. Yerel OCR yazılımınız yoksa Gogıl'dan önce diğer online alternatifleri deneyin.

6 Haziran 2010 Pazar

İnternet, Dünya ve Türkiye

Bu hafta yasa dışı Yutub örgütüne ait olduğu tespit edilen bazı ip adreslerinin fişlendiğini öğrendik, ancak bu adresler aynı zamanda masum Gogıl hizmetleri için de kullanılıyormuş. Yani Gogıl hizmeti için bu adreslere başvuran milyonlarca vatandaş cevap alamaz durumda. BTK'dan "aynı adresi kullanmasalarmış kardeşim" anlamında bir açıklama okuduk.

Geçtiğimiz yıllarda Dünya'ya alay konusu olduğumuz Yutub sansürünün (ve diğerlerinin) artık toplumsal baskı neticesinde yavaş yavaş çözülmeye başlayacağını düşünmekle ne kadar saf olduğumu bu hafta anladım. Türkiye'deki hak ve özgürlükleri kısıtlamaya çalışacak kişilerin istismarını kolaylaştırıcı, ellerine koz veren kanunlar çıkarılmış olması bir hataydı ve bu hatada ısrar etmek küçük düşürücüydü. Ama beni asıl üzen toplumsal taleplerin ve ihtiyaçların kanunlar olarak somutlaşması veya hataların düzeltilmesi sürecinin işlemiyor olması. Özetle ulusal yönetim erki gücünü nereden alıyor? sorusunun cevabını göğüsümüzü gere gere verememek acı verici.

Son 15 yılda neredeyse Moore Yasası hızıyla genişleyen, biraz anarşist yapıda bir iletişim devrimi ortaya çıktı. Dünyaya İnternet'ten bakınca hiçbir siyasi sınır göremiyorsunuz, devletsiz bir dünya arkaik bir düzen görünümü var. Bu ortamın gelişmesindeki en büyük hızlandırıcılar olan kapitalist çeteler yine köşe başlarını tutmuş olsa da isteyen kişi onların mahallesine uğramadan da İnternet'in nimetlerinden bir ölçüde faydalanabiliyor, bu gerçek hayatta böyle değil.

Bu haliyle İnternet, temel hak ve özgürlükleri kısıtlayan yapıları bir denizin dalgaları gibi yavaş yavaş aşındırıyor ve bu yapıların beslendiği tek yanlı bilgilenme ve sansürün temelini oyuyor. Bu durum doğal olarak totaliter rejimler açısından devletin varlığına bir saldırı olarak algılanıyor. Özgürlükçü yönetimler ise kurumsal yapıları güçlendirmek için bundan nasıl faydalanacağını araştırıyor.

Ancak Türkiye'nin bu durumu nasıl anladığını ben hala anlayabilmiş değilim. Daha çok ne yaptığını ve yapacağını bilmeyen sakar bir çocuk gibi davranıyor.