27 Ağustos 2009 Perşembe

Yeni başlayanlar için Python problemi

Kod yazarken bazen yazdığınız şey olması gerektiği gibi çalışmaz, mantıklı bir sebep bulabilmek için saatlerce ararsınız, tararsınız, kodu şekilden şekile sokup yapboza çevirirsiniz, ama nafile. Hatta yazdığınız kodu o kadar basite indirgersiniz ki, artık "Yeni başlayanlar için ..." kitabının ilk sayfasında yer alabilecek hale gelir.

O anda artık bunun bir hata değil çok basit olduğu halde yorgunluk ve dikkatsizlikten mütevellit göremediğiniz bir şeyden olduğunu içten içe hissedersiniz, ama saç baş yolunma noktasına çoktan gelinmiştir. Tıpkı aşağıdaki Python kodunda olduğu gibi;


class C:

     def seta(self, a): pass

     def geta(self): return "a"

     x = property(geta,seta)


test = C()
test.x = "b"
print(test.x)


Kodun her durumda "a" çıktısı vermesi gerektiğini düşünürsünüz ama "b" verir. İşte böyle bir durumda yapılacak en iyi şey uzun bir ara verip, dingin bir kafa ve yeni bir bakış açısıyla dönmektir. Çünkü döndüğünüzde eksiği şıp diye bulacaksınızdır. :D

20 Ağustos 2009 Perşembe

Antalya'da çay içme festivali

Dün akşam Antalya Linux Kullanıcıları olarak bir süreliğine Antalya'da bulunan Pardus geliştiricisi Eren Türkay ile çay içme festivali düzenledik. Pardus konusundaki eleştiri ve düşüncelerimizi iletip Gentoo'dan Windows'a, Pardus topluluğundan Pardus'un geleceğine kadar uzanan güzel sohbetler yaptık. Tahmin ettiğimden uzun süren toplantı mecburen kalktığımda bütün heyecanıyla hala devam ediyordu, bende ayrılmakta zorlandım ve gideceğim yere geç kaldım. Uzun süredir görmediğimiz arkadaşları gördük, arada bir böyle şeyler yapmak lazım.

Eren Öİ e-derginin 17. sayısının röportaj konuğu olduğundan kendisi hakkındaki soruları sormadım, dergiden okumak istiyorum yoksa heyecanı kalmazdı :)

29 Temmuz 2009 Çarşamba

Hurdalıkta Xfce ve KDE4 karşılaştırması

Pardus 2009'dan gördüğümüz gibi KDE4, Plasma, masaüstü efektleri ve masaüstü araması gibi yeni teknolojileriyle sistem gereksinimlerini biraz yükseltmiş doğal olarak. Sonuçta da Pardus 2009 yeterli işlemci ve RAM gücüne sahip olmayan sistemler için bir seçenek olmaktan çıktı ve çıtayı biraz yükseltti. Ben de eski donanımlara sahip kullanıcılar için hep Xfce'yi önerdim, ancak bugüne kadar yazdıklarım hep "hızlı, yavaş, yeterince hızlı, çok yavaş" gibi göreceli ifadelere dayanıyordu.

Geçen gün üşenmedim elimdeki PIII-800, 256MB RAM, 5400Rpm S.Disk sisteme Pardus 2009 kurdum ve yaptığım denemeleri kronometre ile ölçtüm. Kurulum: 1:15dk.'dan fazla sürdü, tam bir işkenceydi, sonuna kadar beklemedim, skorlar şöyle;

KDE Pardus 2009
Açılış: "Servisler başlatılıyor" 34sn. Pardus menüsüne erişim 2:35sn.
Firefox açılış Google anasayfa görüntüleme: 1:03sn.
Kapanma: 50sn.

Xfce Pardus 2009
Açılış: "Servisler başlatılıyor" 35sn. Pardus menüsüne erişim 1:24sn.
Firefox açılış Google ana sayfa görüntüleme: 19sn.
Midori açılış Google ana sayfa görüntüleme: 8sn.
Boş OOWriter belgesi açma: 27sn.
Kapanma: 52sn.

KDE4 ile sistem açılışından Google ana sayfaya erişim için 3,5dk.'dan fazla beklemeniz gerekirken Xfce ve Midori ile bu süre 1,5dk. civarında. KDE4'de Firefox'u gördükten sonra diğer uygulamaları test etmenin bir anlamı yok, özetle böyle bir sistemde KDE4 kullanmayın.

Xfce bu sistemde ilk bakışta rahat gibi görünse de birden çok uygulama (video oynatıcı, int.gezgini(flash), pidgin) kullanıldığında o da tıkanıyor. Bunun sebebi belleğin dolmasından dolayı takas alanı kullanımının disk ve cpu'ya yüklenerek uygulamaları felç etmesi. Xfce'nin sistem monitörünü sürekli açık tuttum ve gözlemlediğim şey birkaç uygulama açıldığında cpu grafiğinin sürekli tavan yapmasıydı. Özetle böyle bir sistemi Xfce, Midori ve Pidgin ile sadece internet konsolu olarak rahatlıkla kullanabilirsiniz ama aynı zamanda film izleyip belgelerimi düzenleyeyim derseniz Xfce'de sizi kurtarmaz.

Şimdi ev sistemim olan 2Ghz.Çift çekirdek, 2GB RAM, 7200Rpm S.Disk bulunan Şişko'da bu skorlar nasıl ona bakalım;

Xfce Pardus 2009
Açılış: "Servisler başlatılıyor" 16sn. Pardus menüsüne erişim 35sn.
Firefox açılış Google anasayfa görüntüleme: 9sn.
Midori açılış Google anasayfa görüntüleme: 3sn.
Boş OOWriter belgesi açma: 8sn.
Kapanma: 14sn.

Bu sistemde KDE4 kullanmıyorum, Xfce benim için çok rahat ve basit, tam istediğim gibi. Ancak buradaki kilit ifade "benim için", ben uygulamaları menüden aramaktansa Alt+F2 ile açmayı seviyorum ve görsel efektlerin çekiciliği pek ilgimi çekmiyor. Kalabalık klasörleri açtığımda Dolphin'in baygınlık geçirmesini izlemektense Thunar'ın ve Ristretto'nun basit arayüzünü tercih ediyorum. Eğer çok isterseniz Xfce+Compiz+Dock ile harika bir masaüstü de oluşturabilirsiniz, üstelik oluşturacağınız kısayollarla tek tıklamayla efektleri açıp kapatabilirsiniz. Yanlış anaşılmasın KDE uygulamaları Xfce'de de çalışıyor, yani onlardan da mahrum değilsiniz.

Bu kadar laf kalabalığının ardından bir ekran görüntüsü vereyim, her zamanki gibi 3 tane panel kullanıyorum, bir tanesi sadece görev listesi için, diğeri menü ve kısayollar, sağ üstteki de xfce plugin'leri için. Sadece Xfce'nin şeffaflık ve gölgelendirme efektleri açık.


20 Temmuz 2009 Pazartesi

Bunu yapmak çok mu zordu? :D


Bir disk bölümünü istediğim gibi bağlamayı beceremeyince gogıllamaya başladım, sırasıyla çeşitli siteleri açıyordum ve bir dağıtımın e-posta listesinde birden harika bir bağlantı gördüm, önce bağlantının harika olmasının nedeni üzerindeki "You are lucky, your solution is here..." yazısıydı ama sonra yaşadığım dumur daha harikaydı, size de yaşatmak isterim;


Bunu forumlarda sık sık kullanacağım sanırım :)

9 Temmuz 2009 Perşembe

Geç oldu, güç oldu ama iyi oldu

Şu sıralarda pek bilgisayarla ilgilenemesem de Pardus 2009 RC'yi denemek için sabırsızlanıyordum, ne de olsa artık son kullanıcıyı hedefleyen bir sürüm adayı kendileri. Aslında 2009 yorumlarımı kararlı sürüm ile yazmayı düşünüyordum ama (uzun süre test edemesem de) bu ilk RC sürümü yeterli düzeyde kararlı görünüyor, en azından Pardus projeleri olarak.

Öncelikle YALI'nın müthiş hızı beni çok şaşırttı. iE6550 işlemci, 2GB RAM ve 7200Rpm sabit disk ile kurulumu 8 dakikadan az bir sürede tamamladım, bu süre size de harika göründüyse CD-ROM'suz, sabit diskten ve Windows üzerinden nasıl kurulum yaptığıma şuradan bir bakın.

Gökmen Göksel'in çıkıp bunu nasıl başardıklarını bir blog girdisiyle anlatması iyi olur, çünkü özgürlükiçin.com "yenifikir" bölümündeki en çok fikirlerden bazıları herhalde YALI hakkındaydı, hatta ben RAM'dan kurulum gibi absürd görünen bir öneri bile yazmıştım.

Dikkatimi çeken diğer konu KDE4'ün beklediğimden daha iyi çıkan performansı oldu. Pardus araçlarının KDE4 ile bütünleşmesi ile Pardus 2009 iyi bir KDE dağıtımı olmuş, bu konuda yurt dışından olumlu incelemeler de geleceğinden eminim.

Ancak benim asıl merak ettiğim ise Beta ile denediğim kör topal durumdaki Xfce idi. Kör topal olmasının nedeni o zaman henüz hiçbir ayar dosyasının depoda bulunmamasıydı, ancak RC ile Gökmen Görgen ve saz arkadaşlarının iyi bir iş çıkardığını görünce rahatladım. Sonuçta, "bilgisayarım eski, 256MB RAM ile Pardus kullanamam" diye bir bahane yok. Yapmanız gereken Paket yöneticisinden Xfce paketlerini kurmak ve kullanıcı girişi ekranında masaüstü olarak Xfce seçmek, hepsi bu. Kurulum için şu komutu da kullanabilirsiniz;

sudo pisi it -c desktop.xfce.base

Pardus 2009'daki paketlerin bağımlılıkları yeniden düzenlendiğinden artık sadece Xfce kullanmak isteyenler KDE'yi sisteminden kaldırabiliyor. Bu her ne kadar gereksiz KDE güncellemelerinden kurtulmak olarak görünse de Pardus araçlarının (x-yöneticileri) KDE kütüphanelerine bağımlılığı nedeniyle ancak uzman kullanıcılara önerilebilecek bir seçenek, bu açıdan sevindirici bir haber de artık giriş yöneticisi olarak gdm'de kullanabiliyoruz.

2009'un Bir diğer bombası da Delta paket desteği. Önceden örneğin OOorg paketi küçük bir güncelleme aldığında kullanıcı 70MB'lık paketi tamamen indirmek zorunda kalıyordu, artık paketlerdeki küçük güncellemeler de küçük delta paketleri olarak güncellemeyi sağlayacak.

Pardus'un alıştığımız ara sürümler konusundaki politikasına göre en son yayınlanan sürümün üzerine gelen güncellemelerin boyutu yaklaşık 300MB'ı bulduğunda yeni bir ara sürüm çıkartılıyordu. Bu delta desteği güncelleme boyutlarını küçülttüğünden ara sürüm politikasında değişiklik görebiliriz diye düşündüm, belki 2009'un sadece bir ara sürümü olacak, kim bilir? Ayrıca altıncı hissim bana Pardus 2009'un ömrü en kısa Pardus sürümü olacağını söylüyor.

Alpha sürümden bugüne 7 hata girmişim, bunlardan en çok canımı sıkanı F klavyeyi konsolda kullanamamam. Kullanamamak tam olarak doğru değil aslında ama İngilizce harfler ve tüm işaretlerin farklı bir yerde olması ve (evdeki klavyenin ayrı sayısal bölümünün olmamasından dolayı) yıldız (*) işaretini kullanamamak elim ayağım olan konsolu benden aldı. X Ortamından açtığım terminalde böyle bir sorun olmaması ise şimdilik tek tesellim ve bir an önce düzeltilmesi için gözüm bugzilla'da.

24 Haziran 2009 Çarşamba

Uzaktan SSH erişimi için Windows istemcisi

WinSCP Sayesinde bulunduğunuz ortamdaki bir Windows'tan evinizdeki dosyalara bir dosya yöneticisi penceresinden ulaşabilirsiniz. WinSCP, GPL lisanslı ve aktif geliştirilen bir yazılım.


Tabii bunun için evinizdeki sistemde SSH sunucunun çalışıyor olması, modeminizin yönlendirilmiş olması ve sabit ip kullanmıyorsanız ddclient'ın dyndns.org'dan aldığınız alan adına ait ip adresini düzenli güncelliyor olması gerekiyor.

18 Haziran 2009 Perşembe

SLC profil yönetimi

Eğlence projem SLC için yazdığım az miktar kod ile aslında işin sandığımdan da kolay olacağını düşünmeye başlamıştım. Çünkü SLC'nin çekirdeği diyebileceğim konfigürasyon dosyalarını oluşturma kısmı Django sayesinde çok kolay oldu, sadece Python'un xml.dom.minidom sınıfı ile biraz cebelleştim.

Hemen bir heyecanla arayüz tasarımı yapayım dedim, her ne kadar SLC'yi arayüz barındırmayacak bir kütüphane olarak tasarlasam da bir arayüz ile kullanarak kısa sürede pratik bir şeyler ortaya çıkarabilirim diye düşünmüştüm ama biraz uğraşınca arayüz işinin daha külfetli olacağına inandım ve SLC'ye geri döneyim dedim.

Bugün bir boş vaktimde biraz kağıt üzerinde Profil yönetimi üzerine çalıştım. İki farklı profil yönetimi olsun dedim, bir tanesi konfigürasyon dosyalarının profilleri diğeri de genel profiller. Örneğin a,b,c gibi konfigürasyon dosyalarımız varsa;

Ev Profili = a.profil1, b.profil2, c.profil5, d.profil8
İş Profili = a.profil4, b.profil1, c.profil3, d.profil1
Sunucu Profili = a.profil1, b.profil3, c.profil5, d.profil2

Böylece kullanıcı bir paketin ayarlarındaki pek çok alternatifi kayıtlı tutabilecek ve istediği zaman istediği profilde bunlardan seçim yaparak kolayca kullanabilecek. Konfigürasyon profillerinin her biri kendi paketine ait diğer profillerle birlikte ayrı bir dizinde dosya olarak bulunurken ev, iş gibi genel profillerin taşıdığı konfigürasyon profilleri listesini bir text dosyada tutabilirim.

Kodlamaya geçince neler çıkacak henüz bilmiyorum tabii ki, profil yönetimi işin kendisinden daha çetrefilli olacak gibi görünüyor.

16 Haziran 2009 Salı

Küçük bir orkestra isteyen?

Yıllar önce en çok kullandığım müzik programlarından birsi "Band in a Box" idi ancak Linux'ta alternatifini bulamadığım ve Wine ile bir türlü sağlıklı çalıştıramadığım için eksikliğini bayağı hissettim. Bir süredir de müzikten gittikçe uzaklaştığım için çok da üzerine düşmedim.

Aradan yıllar geçtikten sonra yine bir umutla BIAB'un özgür alternatifi var mı diye gogıllama yaparken harika bir siteye rastladım. www.jamstudio.com




Jamstudio Flash tabanlı bir uygulama ve online olarak akorları düzenleyerek 8 enstruman kullanan bir altyapı oluşturmanızı sağlıyor, enstrumanlar için öntanımlı olan audio tabanlı bir ses kütüphanesinden seçimler yapıyorsunuz.

Enstrumanların ses kalitesi benim gibi bir amatör için oldukça yeterli ayrıca seçtiğiniz üsluba göre aranje edilmiş halde. Temel akorları ve çeşitli ton dışı varyasyonları da kullanabiliyorsunuz, ancak akor düzenlemede pek rahat değilsiniz, ince ayarlar için midi ve nota kullanamadığınızdan profesyonellere hitap etmiyor.

Benim gibi Linux kullanan bir amatörün yapacağı gibi eğer 8 kişilik orkestranıza hadi şu akorları çalın dedikten sonra enstrumanınızı elinize alıp doğaçlama yapmaktan hoşlanıyorsanız gerçekten yer imlerinize yerleşecek bir site. Zaten benim BIAB'da yaptığım da bundan daha fazlası değildi, üstelik Soundfont vs.ile uğraşıp duruyordum. Profesyonel programlardaki ayrıntılar da zaten az olan zamanımı yiyip bitiriyordu, stres atmak isterken strese giriyordum. Jamstudio ile herşey çok basit.

Siteye üye olduktan sonra parçanızı kayıt edebiliyorsunuz ancak mp3 olarak download etmek ve diğer bazı özellikleri kullanabilmek için aylık 4,95$ ödemeniz gerekiyor.

Jamstudio sayfasında müzik yapmanız için 4 pencere sizi karşılıyor.

SCORE: Parçanın akorlarını buraya yazıyoruz, her parçada en fazla 5 bölüme (sayfaya) izin verilmiş. Hangi bölümlerin hangi sırada çalınacağını da bu pencerenin altındaki Page Order'de aralarına tire koyarak tespit edebilirsiniz.

CHORDS: Akorları yazmak için kullanacağımız pencere, önce parçanın tonunu (Key) tespit ettikten sonra altındaki akorları kullanabilirsiniz. Eğer hiç müzik teorisi bilginiz yoksa sadece bu akorları kullanmanızı ve parça boyunca hep aynı tonu kullanmanızı tavsiye ederim. Ancak müzik teori bilginize güveniyorsanız pencerenin sağında varyasyonlar ve ton dışı akorlar da mevcut.

MIXER: Orkestramızdaki 8 enstrumandan (kanal) hangilerinin açık/kapalı olacağını ve ses seviyelerini ayarlayacağımız penceredir. Ayrıca eserin temposu da buradan ayarlanıyor.

SOUNDS: Orkestrada kullanılacak enstrumanları ve çalınma üsluplarını buradan seçiyoruz, şimdilik Rock, Alt Rock, Techno ve Country mevcut. 8 Kanalın her birisine istediğimiz enstrumanı atamak mümkün.

Sayfanın altındaki videolardan kimler neler yapmış izlemek de eğlenceli.

14 Haziran 2009 Pazar

Pardus 2008'e veda etmek

Pardus 2008'i sistemime son kurduğum günün üzerinden tam 365 gün geçti, bu arada sayısız güncelleme, KDE4 ve Xfce maceraları, sayısız disk bölümleme yaptım, depodaki pek çok programı pek çok defa kurdum ve kaldırdım, birkaç tane kaynak koddan derleme ve kapalı kodlu yazılım da sisteme uğrayıp geçti, Wine ve Playonlinux ile başarısız denemeler yapıldı ve Devel deposundan birkaç paket bile derlenip kullanıldı hatta bir ara Arch ve Debian ile komşuluk bile yaptı.

Başka sistemlere Pardus kurmamış olsam YALI'nın neye benzediğini bile unutacağım artık :)

Bu bir yıllık sürede kolayca çözdüğüm bir güncelleme sonrası açılmama olayı hariç her zaman tıkır tıkır işleyen, bakım ve temizlik gibi şeylerle beni hiç uğraştırmayan bir sistem oldu. Tadından yenmeyen bir hale gelen bu sistemin artık olabileceği en güvenli ve kararlı haline kavuştuğu şu günlerde bir şeyi fark ettim.

Doğum günümde duyurulacak olan 2009 Beta sürümünü kurmak için bu sistemi nasıl sileceğim bilmiyorum, yok yok teknik olarak değil duygusal olarak.

Farkında olmadan bu bir yılda aramızda duygusal bir bağ oluşmuş meğerse, ne olduğumu anlamadan beni kendisine aşık etmiş bu serseri şey. Evet şaka değil, bu sisteme nasıl kıyacağımı bilmiyorum.

10 Haziran 2009 Çarşamba

Ses tanıma ve seslendirme teknolojilerinde Türkçe de olmalı


Bugün bilgisayar-bilgisayar ileşitişimi 20-30 yıl öncesine göre hayal edilemeyecek oranda çeşitlendi ve gelişti, neredeyse her türlü işlem için pek çok standart ve protokol geliştirildi ve kullanılıyor. Ancak insan-bilgisayar iletişimi köklü değişiklikler geçirmedi, hala temel iletişim kaynağımız monitör ve klavye.

En son Öİ'deki Android haberini okuyunca artık devrimin yaklaşmakta olduğunu düşündüm. Önümüzdeki 10 yıl içerisinde kullandığımız cihazlarda yavaş yavaş ses tanıma ve TTS teknolojileri ön plana çıkmaya başlayacak gibi görünüyor.

İyi güzel de Türkçe bu gelişmenin neresinde? Türkiye'de bu konuda Arge yapan hiç kurum veya Üniversite var mı?

3-5 Yıl sonra satın aldığımız telefon+bilgisayar melezi cihazlar ile Türkçe iletişim kurmak istiyorsak şimdiden (çok geç kalınmış olsa bile) hızlıca çalışmalar yapmak gerekir diye düşünüyorum. Bence TÜBITAK - TDK - TRT - Üniversiteler işbirliğindeki bir çalışma ile bu konuda teknoloji üreten şirketlere Türkçe konusunda altyapı sağlanmalı. Cihazlarındaki sesli iletişim arabirimlerine Türkçe'yi eklemek isteyen şirketler için bu iş bir külfet olmaktan çıkarılmalı.

İçimden bir ses sesini kimse duymaz boşuna yazıp durma diyor ama "Söylesem faydası yok, söylemesem gönül razı değil"