13 Ağustos 2010 Cuma

Pardus 2009.2 Xfce seçkisi

Seçkiyi 1 ay önce Özgürlükiçin.com forum sayfasından duyurmuştum, günlük yazmayı unutunca forumu takip etmeyenlerin gözünden kaçmıştır muhtemelen. Ancak bu çalışmanın farklı bir Pardus sürümü veya farklı bir dağıtım olmadığının altını çizeyim. Sadece Pardus 2009.2 kurulumunda bulunan paketler seçkinin amacına göre değiştirilerek resmi Pardus depolarından tekrar oluşturulmuştur.

İndirme bağlantıları ve diğer açıklamalar forumda mevcut. Kurulumdan sonra Xfce masaüstü açılmaktadır, istenirse KDE masaüstüne de geçilebilir. Seçki 14 Temmuz'a kadar olan güncellemeleri de barındırıyor, vakit buldukça güncellemeyi düşünüyorum.

9 Ağustos 2010 Pazartesi

Tümünü okumadım ama çaktırmıyorum

Bilgisayar ve internetin olmadığı, bunların yerini kitapların aldığı bir dönemden sonra standart iş temposuna geri döndüm, tabii öncelikle biriken işleri kovalamak lazım. Ancak son zamanda çevremde sık karşılaştığım uzun süre geçmeyen öksürük hastalığı bende gittikçe arttı ve bugün doktor reçeteyi yazarken sinüzit, farenjit ve bronşitin hafif seyreden bir karışımından bahsetti. Bir an vücudum Windows ile çalışıyormuş gibi hissettim, keşke Linux kurup böyle şeyleri dert etmemek mümkün olsa dedim içimden.

Bu arada Pardus camia forumu yapılmış, içerik ve beklentilere bakınca toplantıdan çok bir forum olmuş olabileceğini düşündüm. Neler olup bittiğini, en azından sonuçları bir yerlerde okumayı umuyorum. Özgürlükiçin'deki Beyin 2 (Bilim kurgu filminin devamı gibi duruyor) daha da olgunlaşmış görünüyor.

RSS okuyucum binlerce başlık getiriyor önüme. Mallesef tümünü okundu işaretlemekten başka çarem yok.

10 Temmuz 2010 Cumartesi

2011 Yolları taştan...

Pardus geliştirici listesinde birkaç gündür yüksek tansiyonlu bir tartışma sürüyor. Başından beri takip ettiğim tartışma çeşitli siteler ve forumlarda da konu edilmeye başlandı ve Pardus'un bittiğine dair yorumları bile gördüm. :)

Benim gözümden olayın özeti şu;

Pardus çekirdek geliştiricileri projenin iç süreç yönetimlerindeki sorunları daha hızlı çözmek ve yönetmek için bazı özelliklere sahip bir yazılım arayışına girmiş ve JIRA yazılımını kullanmaya karar vermiş. (Bu ihtiyaç ve bu yazılım önceki yıllarda da tartışılmış ve özgür bir yazılım olmadığı için kullanılmamasına karar verilmiş.)

Geliştiricilerin bu yazılımı kullanmaya başlayacaklarını diğer katkıcı ve geliştiricilere posta listesi üzerinden bildirmeleri ile tartışma başladı. Bazı geliştiriciler özgür yazılım alternatifleri dururken kapalı bir yazılımın kullanılmasının etik olmadığını tekrar ifade etti.

Çekirdek ekip diğer alternatiflerin ihtiyaçları karşılamadığını ve Pardus 2011 sürecinde daha fazla zaman kaybedilmemesi istendiği için JIRA'dan bugün için vazgeçemeyeceklerini ileride özgür alternatiflere geçişin mümkün olduğunu söyledi.

Bazı geliştiriciler de kararın sadece çekirdek ekip içerisinde alınmış olmasını eleştirdi ve tartışma ikinci bir boyut kazanarak hararetlendi.

Sonuçta Doruk Fişek başta olmak üzere Pardus'a dışarıdan gönüllü destek veren diğer bazı katkıcılar artık geliştirici topluluğu ile birlikte hareket etmeyeceklerini listeden açıkladılar. Ancak tartışma sona ermiş değil, sadece herkes içini döktü ve tansiyonu biraz düştü.

Olanları şöyle yorumluyorum;

Gördüğüm kadarıyla Jira tartışması başka bir konuyu tekrar tetikledi. O da uzun yıllardır ara ara sürekli tartışılıp durulan bir konu ve çekirdek ekip ile gönüllü katkıcıların yönetim ve karar alma süreçleri konusundaki farklı düşünce veya davranışları merkezindeki bir tartışma.

Temeli eskilere dayanan ve hiç bitmeyen bu tartışma kapalı bir yazılımın kullanılacak olması kararı ile birleşince adeta bir patlama etkisi yapmış gibi görünüyor. Tartışmanın çıkış nedeni temelde özgür olmayan bir yazılımın kullanılacak olması olsa da tekrar alevlenen diğer konu da uzunca tartışıldı.

Jira'nın kullanılması kararını teknik olarak yorumlayacak ve doğru-yanlış değerlendirmesi yapacak durumda olmasam da korkarım bundan böyle Pardus, kapalı yazılım kullanma kararını hiç silinmeyecek bir doğum lekesi gibi taşımak zorunda kalacak ve her fırsatta yüzüne vurulacak.

Jira tartışması sayesinde tekrar alevlenen diğer konu ise bence çok daha önemli. Listeyi takip etmeye başladığım 2007 yılından bugüne pek çok katkıcının benzer konularda pek çok şikayetinin zaman zaman tartışıldığını gördüm ama bugün hala aynı konular bu şekilde gündeme geliyorsa dışarıdan bakan birisinin gözünden iki şey anlaşılıyor; ya geliştiriciler arasında iletişim sorunu var ya da bu kronik sorunlara hep semptomatik tedaviler uygulanıyor.

Peki ne olacak?

Kendi açımdan bakarsam sonuçta bir kullanıcıyım ve benim açımdan bir şey olacağı yok, 2011 sürümünün heyecanını şimdiden hissediyorum.

Özgür yazılım düşüncesini savunan birisi olarak da gönül verdiğim projenin böyle bir karar vermesi elbette içime sinmedi. Keşke elimden bir şey gelseydi.

Topluluk süreçlerine katkı veren bir gönüllü olarak, "Pardus geliştirme için özgür olmayan yazılımlar kullanıyor, çarmıha gerelim onu!" diyerek bu gelişmeyi fırsat bilenlere, bundan bende memnun değilim ve özgür yazılım alternatifini kullanmaya geçeceği günü iple çekiyorum ama ulusal çıkarlara hizmet etme amacındaki bir projenin amaçlarını gerçekleştirmesi için hepimizin desteğine ve katkısına ihtiyacı var, her şeye muhalif olabilirsiniz ama projenin amaçlarına muhalif olamazsınız demeye devam edeceğim.

Son olarak yaşananların kronikleşmiş tartışmaları artık bir sonuca bağlayacak uygulamalara vesile olması gerektiğini düşünüyorum. İletişim sorunuysa bir toplantı takvimi, semptomatik tedavi sorunuysa cerrahi müdahale (dedikleri gibi) benim iki kuruşum olsun.

Peki hiç keyifli bir şey yok mu? Elbette var, ilk çekirdek ekipten bazı isimleri listede tekrar görmek.

24 Haziran 2010 Perşembe

Google'dan OCR hizmeti denemeleri

OCR Konusunda Gogılın epey geriden geldiğini düşünüyorum, yine de bu konuda bir çalışma varmış. http://googlecodesamples.com/docs/php/ocr.php Adresinden uygulamanın Google Docs'a erişim iznini verdikten sonra siz de deneyebilirsiniz. Gönderdiğiniz görüntü Docs belgesi olarak açılıyor, ama hemen sevinmeyin, oldukça temiz taranmış ~500Kb'lık 12 puntolu bir belgenin sadece başlıklarını görebildim. Yerel OCR yazılımınız yoksa Gogıl'dan önce diğer online alternatifleri deneyin.

6 Haziran 2010 Pazar

İnternet, Dünya ve Türkiye

Bu hafta yasa dışı Yutub örgütüne ait olduğu tespit edilen bazı ip adreslerinin fişlendiğini öğrendik, ancak bu adresler aynı zamanda masum Gogıl hizmetleri için de kullanılıyormuş. Yani Gogıl hizmeti için bu adreslere başvuran milyonlarca vatandaş cevap alamaz durumda. BTK'dan "aynı adresi kullanmasalarmış kardeşim" anlamında bir açıklama okuduk.

Geçtiğimiz yıllarda Dünya'ya alay konusu olduğumuz Yutub sansürünün (ve diğerlerinin) artık toplumsal baskı neticesinde yavaş yavaş çözülmeye başlayacağını düşünmekle ne kadar saf olduğumu bu hafta anladım. Türkiye'deki hak ve özgürlükleri kısıtlamaya çalışacak kişilerin istismarını kolaylaştırıcı, ellerine koz veren kanunlar çıkarılmış olması bir hataydı ve bu hatada ısrar etmek küçük düşürücüydü. Ama beni asıl üzen toplumsal taleplerin ve ihtiyaçların kanunlar olarak somutlaşması veya hataların düzeltilmesi sürecinin işlemiyor olması. Özetle ulusal yönetim erki gücünü nereden alıyor? sorusunun cevabını göğüsümüzü gere gere verememek acı verici.

Son 15 yılda neredeyse Moore Yasası hızıyla genişleyen, biraz anarşist yapıda bir iletişim devrimi ortaya çıktı. Dünyaya İnternet'ten bakınca hiçbir siyasi sınır göremiyorsunuz, devletsiz bir dünya arkaik bir düzen görünümü var. Bu ortamın gelişmesindeki en büyük hızlandırıcılar olan kapitalist çeteler yine köşe başlarını tutmuş olsa da isteyen kişi onların mahallesine uğramadan da İnternet'in nimetlerinden bir ölçüde faydalanabiliyor, bu gerçek hayatta böyle değil.

Bu haliyle İnternet, temel hak ve özgürlükleri kısıtlayan yapıları bir denizin dalgaları gibi yavaş yavaş aşındırıyor ve bu yapıların beslendiği tek yanlı bilgilenme ve sansürün temelini oyuyor. Bu durum doğal olarak totaliter rejimler açısından devletin varlığına bir saldırı olarak algılanıyor. Özgürlükçü yönetimler ise kurumsal yapıları güçlendirmek için bundan nasıl faydalanacağını araştırıyor.

Ancak Türkiye'nin bu durumu nasıl anladığını ben hala anlayabilmiş değilim. Daha çok ne yaptığını ve yapacağını bilmeyen sakar bir çocuk gibi davranıyor.

4 Haziran 2010 Cuma

Yeni sürümde güncelleme

Pardus ekibi ilk defa herkesi hazırlıksız yakaladı ve takvimden önce sürüm çıkardı, ben de forum yöneticisi olarak bugün için kendimi bir yığın "ne zaman çıkıyor, çıktı mı, saat kaçta, ee saat şu oldu hala yok..." gibi forum mesajlarını okumak üzere hazırlamıştım. Kurtuldum :) Bunun için ayrıca teşekkür edeyim. Ama temcit pilavımızdan kaçış yok tabii; "Bunun adı niye Türkçe değil?" (Çünkü böyle böyle)

Şimdi pek çok Pardus kullanıcısı yeni sürümün .iso dosyasını indirdi, eh bir de güncelleme yapacak. Haklı olarak şöyle düşünülebilir; zaten indirdiğim .iso dosyasında güncel pisi paketleri var, bunları /var/cache/pisi/packages altına kopyalarım, sonra da güncellerim. Böylece daha az paket indiririm.

Ama pisi delta paketleri kullandığı için böyle olmuyor, delta paket kullanımını kapatmak için /etc/pisi/pisi.conf dosyasındaki ignore_delta = değerini True yapmalısınız. Ondan sonra yukarıdaki yöntemle güncelleme yaparsanız OO.org ve KDE paketleri gibi büyük boyutlu temel bileşenleri indirmemiş olursunuz. Güncellemeden sonra pisi.conf'u eski haline getirmeyi sakın unutmayın. Ben sayede tahminen 60-70MB'lık bir indirme ile iş yerimdeki bilgisayarda yeni sürüme güncelleme yaptım.

Evdeki bilgisayarımda ise paket sayısı fazla ve Kernel Headers gibi büyük boyutlu ve CD'de olmayan paketler olduğundan muhtemelen normal güncelleme ile çok farklı olmayacak durum.

Yani bu yöntem depoların her güncellenmesinde biraz daha verimsiz olacaktır, bu nedenle indirme boyutu yeni sürümünün yayınlanmasının üzerinden ne kadar zaman geçerse o kadar çok olacak. Bir süre sonra da normal güncellemeden daha büyük boyutlu indirme yapacaktır.

17 Mayıs 2010 Pazartesi

Pardus belgeseli çekilebilme ihtimalini yükseltmek

Yıl 2023 olmuş ve T.C. 100 yılda neler yapmış diye bir belgesel çekiliyor diyelim ve Pardus projesi de belgesele alınmış. Veya aynı tarihlerde Pardus projesi için özel bir belgesel çekilecek. Böyle bir konuda yönetmen olsanız ilk arayacağınız belgeler herhalde bu günlere ait video görüntüleri veya olmadı fotoğraflar olacaktır.

Ben Pardus geliştiricisi olsam elimin altında hep bir kamera bulundururdum, sürüm kutlamaları, seminerlerin yolculukları, kulisleri, ofiste bilgisayar başında garip hareketler yapan veya kestiren hekır manzaraları, neşeli geek sohbetleri veya teknik toplantılardan birkaç manzara, kavgalar gürültüler, ofis taşıma manzaraları, pikinikler vs. artık 1-2 dakikalık da olsa ne yaşadıysam bunları kaydeder saklardım.

Şimdi düşünüyorum 2023'e gitmeye gerek yok, Pardus 1.0'ın veya 2007'nin çıkışı hakkında kimde ne kadar görüntü vardır? O günlerdeki geliştirici ekibe ve yaşananlara ait, o heyecan ve sıkıntıları anlatabilecek elde ne var? Bir Pardus belgeseli için yeterince zaman geçmiş, 6 yıl ve 5 sürüm olmuş.

Ayrıca söylemedi demeyin, 2023'de bugünlerin görüntüleri için iyi para verirler eminim :)

11 Mayıs 2010 Salı

TEDAŞ Karşıma çıkmasın

Geçen haftalarda monitörüm yanmıştı, dün de galiba anakartım yandı, elektrik dağıtım şebekesinden birisi karşıma çıkarsa boğacağım sanırım.

Çatıya güneş panelimizi koyup mutlu mesut yaşadığımız günleri görebilecekmiyiz...

30 Nisan 2010 Cuma

E-Posta adreslerimiz meğer tezgahta müşteri bekliyormuş

Bugün bir alişveriş sitesinden reklam e-postası aldım, listeden çıkmak için üyelik iptali yapın vs. yazıyor, o siteye hiç girmemiştim belli ki yeni açılmış. Sitelerine üye olmadığımı ve e-posta adresimi nereden temin ettiklerini sordum. Aslında e-posta trollerinin bazı yöntemlerle internetten adres toplayıp satışını yaptıklarını biliyorum, herhalde böyle bir yolla almışlardır diye düşünüyordum.

Gelen cevapta üyeliğim olan başka bir site ile (sitenin adını vererek) yaptıkları anlaşma ile aldıklarını ve listeden çıkarıldığımı yazmışlar. Bu yasal mı değil mi bilmiyorum ama kişiye özel bilgilerin sıradan bir bilgi gibi satışa çıkarılması ve bu şekilde elde edilen bilgilerin kullanılması her iki firma açısından neresinden bakarsanız çok çirkin bir reklam aslında.




Paket bağımlılıklarını aramadan bulmak mümkün mü?

Pardus paket yöneticisinin hızından şikayetçi olan sadece ben miyim bilmiyorum, gerçekte paket yöneticisi sadece bir arayüz, asıl performansı pisi gösteriyor. Pisi'nin kodlarını adam gibi incelemeden eleştirmek verilen emeğe gerçekten haksızlık olacak ama özellikle eski bilgisayarda bağımlılık hesaplaması yaparken iyice kendini gösteriyor bu yavaşlık.

Amatör bir Python yazarı olduğumdan bu bağımlılık çözme meselesi güzel bir problem gibi göründü gözüme ve acaba bu işi ben olsam nasıl yapardım diye düşünmeye başladım. Kağıt üzerinde birkaç şey karalamışım, ertesi gün o kağıt gözüme ilişti, üzerine paketleri temsil eden bir sürü yuvarlak çizmişim, sağına soluna çizgiler notlar vs.

Yav dedim bu yuvarlakların her biri bir nesne olsa ve her biri kendi bağımlılığını ve ters bağımlılığını bilse ve bunları birer eventHandler'a kaydetse, bir tanesini kurmaya çalışınca bu event'ları tetiklese hiç öyle listelerde falan arama yapmasa.

Vakit buldukça bir prototip kodlamaya başlayacağım, kendime yeni bir eğlence çıktı, hoşuma giderse belki Paso'ya eklerim Pardusman gibi depodan seçki oluştururuz, fena mı olur?