23 Kasım 2011 Çarşamba

Yazsam faydası yok, yazmasam...

Sayın Bakan bazı eleştirileri yanıtlamış;


Okurken aklıma gelenleri yazayım dedim.

"Yasak söz konusu değildir. Tamamen isteğe bağlıdır."

Yıllardır mahkeme kararlarıyla genel sansür uygulanıyor, bunun adı yasak değil mi? Değil, çünkü ortada özgür bir internet olmayınca yasak kelimesinin anlamı kalmıyor. Üstelik "Bedelli askerlik" aslında "Bedelli tezkere", yani askerlik=tezkere olabildiğine göre yasak=özgürlük de olabilir, tabi tabi neden olmasın?

"...biz mahkeme kararını tanımıyoruz, internete yasak gelir mi?' diye duyarsız kalıp, mahkeme kararını uygulamayacak mıydık? Biraz insaf lazım."

Bu mahkemeler keyfi değil ilgili kanuna göre karar veriyor, bu kanunları da leylekler getirmedi ki? Kanunları çıkartıp sonra "ne yapalım mahkeme kararı" demek... biraz insaf.

''Biz ne yapacaktık; 'ey Youtube, sen istediğin gibi Atatürk'e hakaret et,... ama sonunda biz Youtube'u dize getirdik."

Malum ülkelerden birinde 17 yaşındaki bir çocuk lise arkadaşlarına hava atmak için bir video hazırlayıp paylaşıyor ve paylaştığı sitenin 70 milyona yasaklandığını öğreniyor. Bu eğlenceyi görenler acaba Türkiye'de şu siteyi de yasaklatabilir miyim diye yarışa girmeye başlıyor. X Ülkesindeki birisi suç işliyor, cezası 70 milyon insana kesiliyor, pardon dize getiriliyor.

"'Milyonlar kazanıyorsunuz, beş kuruş vermiyorsunuz, bunu yapmaya hakkınız yok, temsilciliğiniz yok' dedim"
 
Dedi ve masum vatandaşlarına zincir vurdu, kendimi rehine gibi hissetmiştim. Hadi rehine olmayı kabul ettik diyelim, Youtube, kendisi gibi yüzlerce site ile birlikte uzun yıllardır aynı şekilde çalışıyordu, beş kuruş vermedikleri hakaret videoları yayınlanınca mı akıllara geldi, bu zaafiyetin vergi kaybının hesabı kime sorulacak? Ve neden sadece Yutub'un 5 kuruşu hesap ediliyor? Ayrıca TC'de iş yapan şirket ve şahısların yurt dışındaki hosting firmalarına ödedikleri kuruşlar nasıl vergileniyor?  Youtube hakaret dolu yorumlarla dolu, onlar ne olacak?  Bu işte başka hesaplar mı var? 

Neyse, fazla kafa yorarsam sıyıracağım. Görünüşe göre TC Devleti birilerini dize getirmek için vatandaşlarını rehine olarak kullanmaya devam edecek.


Ayrıca bir zamanlar güvenli bilgisayar ve internet kullanımı için Pardus kullanılabileceği de yazılan http://guvenliinternet.org/ sitesi artık Microsoft'a emanet edilmiş durumda, reklamlar gırla gidiyor.

15 Kasım 2011 Salı

Google hesabı olmayanlar google gruplarına nasıl katılacak?

Bir google e-posta grubuna katılmak istediğinizde grup sayfasındaki "Bu gruba katıl" bağlantısını tıklıyorsunuz ve oturum açmadıysanız google oturumu açmanızı isteyen bir sayfa ile karşılaşıyorsunuz. 

Ya Google hesabınız yoksa? Sayfada ne [grupadı]+subscribe@googlegroups.com adresine bir e-posta gönderebileceğinize dair ne de başka bir bilgi yok. Google hesabınız yoksa üye olamazmışsınız gibi bir intiba uyandırıyor Google.

Eğer bir grup yöneticisiyseniz ve bu durumdaki kullanıcılar için bir kolaylık istiyorsanız grup ayarlarından ulaşabileceğiniz ve e-posta kayıt formu bulunan tanıtım kutusu HTML kodunu web sayfanızda yayınlayabilirsiniz.

Ya bir web sayfanız yoksa? veya web CMS sistemi, forum sayfası gibi siteler HTML  kodlarındaki form alanlarını temizleyerek kaydediyorsa (ki benim başıma gelen durum budur)!

Bu durumda grup URL'sinin sonuna /boxsubscribe ekleyip bu bağlantıyı paylaşabilirsiniz. Sayfada ilk bakışta kullanıcıyı şaşırtan bir cümle bulunsa da Google hesabı olmayanlar için de eli yüzü düzgün bir form sağlamış olacaksınız.

(Örn: http://groups.google.com/group/antalya_linux/boxsubscribe)

Ancak bu bağlantıyı grup sayfasına eklemenin bir yolunu bulamadım.

2 Kasım 2011 Çarşamba

Kağıt kullanımını azaltmak için

Kamu kurumlarının idarecileri diğer kamu kurumlarının idarecilerinin bayramını kutlamak için iki satırlık bir mesaj yazılı kağıtları postaya vermeye başladı şu günlerde.

Konuyu abartıp matbaa baskılarına kadar işi götürenleri de gördük zamanında. Ülke çapında düşünürsek en masumu kurum yazıcılarından çoğu renkli olarak birinci kalite kalın kağıtlara basılan ve beyaz zarflarla dağıtılan belki yüz binlerce posta. Bu iş için özel kağıtlar ve zarflar satın alınır, posta masrafları ödenir, personeller özel mesai harcar, peki hangi kamu yararı için?

Wallmart'ın kurum içerisindeki tüm yazışmalarında kağıtların arka yüzlerini de kullandığını okumuştum bir yerlerde. Bugün hiçbir kamu kurumu bu yöntemi uygulamıyor, düşük kaliteli kağıtlar da kullanılmıyor. Okullarda öğrencilere dağıtılan metin ve sınav kağıtlarının hepsi birinci kalite kağıtlar vs.

Bu sabah izlediğim gelecek vizyonu videosunda hiç kağıt olmayan bir dünya tasvir edilmişti. Henüz o günler gelmedi ama en azından tebrik kartları için interneti kullanın lütfen.





7 Ekim 2011 Cuma

İlk kullandığım bilgisayar ve Steve Jobs

Steve Jobs'un ölüm haberini okuyunca her nedense kullandığım Apple cihazlarını düşündüm. Bugüne kadar dikkat etmediğim bu konuda meğerse Apple önemli bir yerdeymiş, ilk kullandığım bilgisayar eğer yanlış hatırlamadıysam bir Apple II Plus modeliydi.

Lise'nin bilgisayar labaratuvarındaki (o zamanlar lab.deniyordu) birbirinin aynısı olan yaklaşık bir düzine makineye haftanın bir veya iki günü bir saatlik ders için 40 civarındaki öğrenci ile giriyordum. Kullanma sırasının bana geleceği günü iple çekiyordum. Dahili ROM'daki BASIC yorumlayıcısı ile küçük programlar yazıyorduk. 

O makineyle yaşadığım en ilginç hatıram şudur; Hiç sevmediğim bilgisayar öğretmeni her 4'lü öğrenci grubuna ödev olarak ASCII karakterler ve PRINT, FOR, IF komutları ile ekrana pencere veya ona benzer basit bir şekil çizecek bir kodlama tasarlamasını istedi. 1 Hafta sonraki ders için geceleri kafamda kodlar yazıp onları çalıştırıyor kağıt üzerinde çizimler yapıp duruyordum. Ders saati geldiğinde projem hazırdı, zaten grupta herkes bana güvenerek hiç bir şey yapmadığından yeşil ekranın başına geçip kodları yazdım ve şeklin ne olduğunu hiç kimseye söylemedim. Herkes küçük kareler oluşturmaya çalışıyordu. Bir iki yazım hatasını temizleyip kodu çalıştırınca tam ekran bir kuru kafa belirdi. :) Daha sonra öğretmen dahil tüm sınıfın ekranı görebilmek için bizim masanın etrafına toplandığını ve bundan çok keyif aldığımı hatırlıyorum. Bu heyecan ve keyfi çok sevdiğimden sonraki yıllarda da yazılım konusuna hep ilgi duydum ve küçük şeyler yazmaktan hala kendimi bir türlü alamıyorum.

Meğerse bu Apple makinesi sayesinde bilgisayarı ve yazılımı sevmişim ve hayatımın en önemli hobisinin temellerini atmışım.

Apple o yıllarda da bugünkü gibi büyük satış rakamlarına ulaşıyormuş ama 90'larda öyle değildi ve Mac serileri çok kısıtlı bir çevrede tercih ediliyordu. Apple'ın kendine özel donanım ve yazılım ile satılan bilgisayar kavramı, özel donanım tasarlamayan Microsoft'un tüm donanım üreticileri ile yaptığı anti-rekabetçi anlaşmalarla desteklediği ve adeta i386 platformunda Universal hale gelmiş olan  işletim sisteminin gölgesinde kaldı hep. Oysa herkes Apple'ın işletim sisteminin daha sağlıklı ve verimli olduğunu biliyordu ama kimse bundan bahsetmiyordu.

Özgür yazılım tarafında ise 2000'lerden sonra Intel gibi donanım üreticilerinin desteği ve Canonical, Google gibi yeni sermaye yatırımları ile bir atak yaşandı.

Ben 2000'lerin başında Apple için sonun yaklaşmaya başladığını düşünüyordum, eminim benim gibi düşünen çok kişi olmuştur. Böyle bir ortamdan şirketi çıkarıp bugünkü konumuna taşımak bence büyük başarı, her yerde bunda Steve'in rolünün çok önemli olduğu yazılıp çiziliyor, eğer öyleyse ölümü Apple için önemli bir kayıp şüphesiz. Ayrıca  kişisel başarılarının yanında tıpkı Bill Gates gibi ABD'nin çıkarlarını desteklemek üzere inşa edilmiş olan sömürgeci kapitalist sistem için önemli bir simge isim olması da hakkında methiyeler yazılmasını açıklıyor.

Her ne kadar bu diyalektik "ilk kullandığım bilgisayar için ödenen para kim bilir hangi mazlumun başına bomba olarak düşmüştür, hatta bu yazıları da bir başka ABD'li şirket sayesinde yazıyorum" gibi uzayıp gidecek olsa da ben kısaca ilk kullandığım bilgisayarı sıradan bir devlet okuluna kadar sokmayı başarabilmiş iyi bir satıcı olduğu için Steve Jobs'un pazarlamacı yönünü takdir ediyorum.

Ha unutmadan, o ilk bilgisayar aynı zamanda kullandığım son Apple ürünü olmuş, umarım Linux teknolojilerini geliştiren ve destekleyenler sayesinde böyle devam eder.

26 Eylül 2011 Pazartesi

Windows "Users" klasörünü başka bölüme taşımak

İşyerimdeki Windows 7 kullanılan sistemlerdeki klasik Windows sorunlarına karşı en çok güvendiğim yazılım Clonezilla. Ancak Windows sistem bölümünü yedeklemeye kalkınca mecburen "Users" klasörü altındaki kullanıcı dosyalarını da yedeklemek gerekiyor, eğer kullanıcı büyük boyutlu dosyalarla çalışıyorsa veya resim, video ve müzik klasörleri doluysa yedekleme işi gereksiz yere uzuyor, üstelik geri yükleme yapınca kullanıcının dosyaları yedekleme tarihine geri yükleniyor ve yeni dosyalar siliniyor.

Maalesef Windows kurulumunda Linux sistemlerde olduğu gibi kullanıcı klasörünü başka bir disk bölümüne konumlandırma seçeneği yok ve bunu elle yapmak biraz acı verici. (Böyle basit bir özelliğin neden eklenmediğini hep merak etmişimdir.)

Örneğimde Windows 7 kullanıyorum ve diskte 3 bölüm mevcut, en azından bizi ilgilendirenler 3 tane.
  1. Boot
  2. C: [System]
  3. D: [Data] (NTFS)
1. Boot bölümü kurulumda otomatik oluşturuluyor ve önyükleme sistemi var, ancak Windows içerisinde sürücü harfi atanmadığı için normalde görünmeyen bir bölümdür.
2. C: Kurulum yapılan ve Users klasörünün bulunduğu sistem bölümü.
3. D: Kullanıcı klasörünü taşıyacağımız bölüm. NTFS Olarak Biçimlendirilmiş olması gerekiyor.

Aslında yapılacak işlem klasörü kopyalamak ve yeni yerine bir bağlantı oluşturmaktan ibaret (Linux'taki sembolik bağ gibi), ancak Windows açıkken Users klasöründeki bazı dosyalar kilitli olduğu için kopyalanması mümkün olmuyor. Sistemi Windows Kurulum DVD'si ile açıp kopyalamak gerekiyor.

DVD'den açınca da disk bölümü harfleri farklı oluyor ve doğru bağlantı oluşturabilmek için bölümlere doğru harfleri elle atamak gerekiyor. Şükür ki bu iş için Windows'un "diskpart" adında bir disk yönetimi konsol aracı var. Uygulama şöyle;

Sistemi Windows DVD'si ile açıp, onarma seçeneklerini seçip, komut konsolunu açın ve "diskpart" komutunu çalıştırarak disk yönetim konsoluna geçin.

İhtiyacınız olan komutlar şunlar;
  • LIST DISK
  • LIST PARTITION
  • SELECT DISK X
  • SELECT PARTITION X
  • ASSIGN LETTER=Y
  • EXIT
LIST ... komutları mevcut disk ve bölümleri listeliyor, birimler listelerde 0,1,2,... gibi sayılarla isimlendiriliyor, bu sayıları SELECT ... komutlarındaki X parametresi yerine yazmanız gerekiyor. SELECT ... komutları ise üzerinde işlem yapacağınız birimi seçmek için kullanılıyor. İşlem yapmak için önce diski sonra bölümü seçmeniz gerekiyor. ASSIGN ... ise seçili bölümün harfini değiştirmek için kullanılıyor, Y parametresi yerine boşta olan bir harfi yazıyorsunuz. (Zaten komutlar yeterince kendisini açıklıyor, ayrıntıyı merak ediyorsanız HELP ve HELP <komut> çalıştırın.)

Örnekte disk 0, bölüm 2'inin harfini E yapalım;

>LIST DISK
>SELECT DISK 0
>LIST PARTITION
>SELECT PARTITION 2
>ASSIGN LETTER=E

Siz LIST komutlarının çıktısındaki bölüm boyutlarına bakarak sisteminizde gerçekte hangi bölümün hangi harfte olması gerektiğini biliyor olacaksınız. ASSIGN işleminde sadece kullanılmayan harfleri yazabildiğiniz için en iyisi önce mevcut bölümlerin harflerini alfabenin sonlarında birer harf olarak değiştirip sonra olması gerektiği gibi ayarlamanız iyi olur, böylece çalışacağınız C: ve D: harfleri de işin başında boşa çıkmış olacağından bir karışıklık yaşama ihtimaliniz azalır.

Son olarak EXIT komutu ile çıkış yapın ve DIR komutuyla doğru atama yapıp yapmadığınızı mutlaka kontrol edin (DIR C: gibi). DIR Komutu ile o bölümdeki dosyalar listelenir, doğru bölümün doğru harfe ait olup olmadığına böylece bakabilirsiniz. Artık C:\Users klasörünü D:\Users olarak kopyalama ve bağlama işlemi yapılabilir. Komutlar şöyle;

>ROBOCOPY  /COPYALL  /MIR  /XJ  C:\Users  D:\Users
>MOVE   C:\Users  C:\Users-backup
>MKLINK  /J  C:\Users  D:\Users

ROBOCOPY Komutunda hata alırsanız kesinlikle işleme devam etmeyin, parametreleri küçümsemeyin işin püf noktaları onlarda. Sorun yoksa sistemi yeniden başlatın, eğer her şey yolundaysa C.\Users-old klasörünü silebilirsiniz ve kullanıcı verilerine dokunmadan sistem bölümünü klonlayabilirsiniz.

Bu yöntemi pek çok bilgisayarda sorunsuzca uyguladım, ancak oluşabilecek veri kayıplarından beni sorumlu tutmayın çünkü henüz hiç başıma gelmediği için bir sorun çıkarsa nasıl eski hale getirileceğini bilmiyorum :)

12 Eylül 2011 Pazartesi

Spor Genel Müdürlüğü Pardus'a kapılarını kapattı

Spor Genel Müdürlüğü 81 vilayette bulunan il müdürlüklerini de içerisine alan yeni bir yapılanma amacıyla tüm bilgisayar sistemlerini tek bir etki alanına (domain) dahil etme çalışmaları yürütüyor. Bu çalışma özel bir firmaya ihale yoluyla verilmiş durumda.

Ancak yapılan çalışmalar tamamen Microsoft teknolojileri kullanılarak yürütülüyor ve firma tarafından il müdürlüklerinde bulunan Pardus sistemler yerine Windows kurulması isteniyor. 81 İlde toplam 1600 civarında bilgisayar kullanılmakta.

Böylece ülke çapında teşkilatlanmış olan bir kamu kurumu adeta Pardus'a kapılarını kapatmış, gücün karanlık tarafına geçmiş oldu.

21 Ağustos 2011 Pazar

Fatih projesi ile Türkiye kaybedecek

Eğitim kalitesi bir türlü yükseltilemediği için kurtuluş olarak görülen bir proje bu Fatih, ama büyük soruna çare olmasının imkansız olduğunu düşünen eğitimci çok fazla.

Büyük sorun şu; Bilgisayarın B'sinin olmadığı zamanlarda bile birden çok dili öğrenip en az bir enstruman çalabilen entellektüel insanlar yetiştirebilen okullar vardı, hatta medrese eğitiminde bile latince, farsça ve arapça öğrenip, dönemin fizik, matematik bilgilerini öğrenip, ney çalabilen insanlar yetiştirilebiliryordu.

Sonuçta eğitimde kalite isteniyorsa çözüm alet edevatta değil, ama amaç vatandaşın parasını sömürgeci şirketlerin cebine aktarıp tribünlerden alkış almaksa çok güzel bir hareket bu Fatih.

7 Ağustos 2011 Pazar

Xfce hala en iyi seçenek (benim için)

Linus'un Xfce kullandığı haberine hiç şaşırmadım. Genelde bilgisayarda masaüstü ile ilgilenmeyip uygulamalarla çalışan kişiler için masaüstünde en çok kullanılan eleman herhalde görev yöneticisi ve sayfalayıcıdır. Eh bunlar Xfce'de de KDE'de de GNOME'da da hemen hemen aynı işlevsellikte mevcut. Herhalde Linus (Torvalds) da böyle birisi.

Adam haklı plasma eklentileriyle ne yapacak veya Unity'nin yeni kurallarıyla mı uğraşsın (hiç kullanmadım henüz). Ben de uzun zamandır Xfce kullanıyorum, arada KDE'de kullanıyorum ama KDE masaüstüm hep Xfce'deki gibidir mesela.

Yani adamın derdini anlıyorum, masaüstü ayak bağı olmasın yeter diyor. Eh bir de şak diye açılıp kapanıyorsa öp de başına koy.

Ama yanlış anlaşılmasın Conky ve Cairo Dock gibi zımbırtılarla Xfce de çok çekici bir masaüstüne dönüşebiliyor, gogıl görsellerde bir gezince insanların neler yaptıklarına şaşırıyorum, bence "Masaüstü Süsleme Sanatı" diye bir sanat dalı bu, bazı adamlar gerçekten sanatçı gibi beziyor, baktıkça insanın dibi düşüyor. Compiz ile coşkuyu verince de demeyin keyfine :)



31 Temmuz 2011 Pazar

QuakeCon 2011'den id Tech 4 GPL olarak çıkar mı?

John Carmack, 2005 yılındaki QuakeCon'da Call of Duty, Quake III Arena, Star Wars Jedi Academy gibi oyunların yapımında kullanılan id Tech 3 oyun motorunu GPLv2 ile dağıtacağını duyurmuş, kısa süre sonra da yayınlanan GPL kodlar ile Urban Terror, Smokin' Guns gibi özgür oyunlar yapılmıştı.

Bu yılki QuakeCon (4-7 Ağustos 2011) ise geldi çattı. Her ne kadar id Tech 4'ün wiki sayfasındaki lisans bölümünde 2011 için GPL olacağına dair doğrulanmamış bir not bulunsa da, henüz yeni yayınlanmış Brink gibi oyunlarda geliştirilmiş bir sürümü kullanılamaya devam edilen bu oyun motoru için bu notun muzip bir şaka olma olasılığı bence yüksek.

Yine de bir umut oluyor insanda, ne de olsa sözü alnmış. :)

13 Temmuz 2011 Çarşamba

Fakeman ile sohbet

Fakeman yazdığım küçük bir python betiğinin adı, benim sorularıma internetten bulduğu bazı cümlelerle karşılık veriyor. İzlemesi ne kadar eğelencelidir bilmiyorum ama Fakeman ile karşılıklı sohbet bayağı eğelenceli oluyor;