Her şey doğar, gelişir ve ölür. Bu günlüğün de helvasını yeme vakti çoktan geçmiş. Son yazıyı yayınlayalı bir yıldan fazla olmuş.
Meğer Pardus projesi ne çok şeye hayat veriyormuş, o gömülünce pek çok şey ruhsuz bedenler, zombiler gibi boşlukta sallanır halde kalmış. Pardus denilince neyi kast ettiğimi herkesin anlamasını beklemiyorum. Anlayanlar için de fazla bir şey yazmaya gerek duymuyorum.
O günleri eğlenceli, öğretici, heyecanlı, farklı bir enerjisi ve farklı insan ilişkileri olan güzel günler olarak hatırlayacağım.
Çok keyifliydi be...

Pardus e-dergiye yazdığım yazılardan dolayı art istanbul ekibi bir adet pardus yazılı t-shirt göndermişti. Hala zevkle ve gururla giyiyorum ve sizin hissettiğiniz özlemi azda olsa anlayabiliyorum.
YanıtlaSilMerhaba... Bu yorumu yazmak için artık çok mu geç bilmiyorum ama yine de yazacağım. Bu blogu dün keşfettim. Biraz baktım da 9 senede gerçekten dolu dolu bir blog olmuş. Burası açıldığında ben daha hayatta bile değildim ama siteye girdiğimden beri o zamanların ruhunu epeyce hissettim. Ve ana sayfaya girdiğimde direkt bu yazıyı görmek açıkçası beni hüzünlendirdi. Bu yazının yazılmasının üstünden bile 10 sene geçmiş. Vay be.
YanıtlaSilBenim için de algılamak zor oldu, yorum eposta olarak düşünce blogdan geldiğini anlayana, hatta blogum olduğunu hatırlayana kadar biraz zaman geçti. O günlerin heyecanı, böyle bir hikayeye ucundan dokunuyor olmanın keyfini hep özlemle hatırlıyorum.
YanıtlaSil