Özgürlük için etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Özgürlük için etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Haziran 2014 Salı

Pardus'a Göç Etmiş Kamu Kurumları

Takip edenlerin bildiği gibi Pardus projesi 2011 yılı sonunda teknolojik ve idari olarak sona erdirilmişti. Tübitak 2012 yılında yine Pardus adıyla  farklı bir proje geliştirmeye başladı. O yıllarda yeni projenin ilk idarecilerinin basına verdiği röportajlardan hatırladığım kadarıyla kamuda yaygın kullanım, ileri teknoloji gibi ilkelerden heyecanla bahsediliyor kulağa çok hoş geliyordu.

Aradan geçen yıllarda proje nereden nereye geldi hiç takip etmedim. Zaten artık gelinen noktada Pardus projesinin ne kadar kallavi bir teknoloji olduğunun/olmadığının bir önemi yok. Önemli olan kamu kurumlarının ve kamu idaresinin Linux ve özgür yazılımları tercih etme konusundaki iradesi. Maalesef  böyle bir irade göremedik. Tıpkı 2012 öncesinde olduğu gibi.

Ben yine de tarihe not düşme açısından BİMER aracılığı ile Tübitak'tan Pardus'a göç eden kurumların listesini istedim, gelen cevap aşağıda;


06.06.2014 tarih ve .... sayılı başvurunuz, BİMER sistemi üzerinden 
Kurumumuza yönlendirilmiş, Kurumumuz  tarafından incelenmiştir.

Pardus aşağıdaki Kamu Kurumlarında kullanılmaktadır:

- Milli Savunma Bakanlığı
- İSKİ
- Jandarma Genel Komutanlığı
- Gaziantep Halk Sağlığı Merkezi

Bu kurumlarda Pardus'a Göç yapmış toplam kullanıcı sayısı 
11 bin civarındadır.

Bilginize sunarız.

Zaten bu konu kamu idaresinin öncelikleri arasında zurnanın son deliği bile olmadığından kısa ve orta vadede pek umutlanmamak ve vatandaşların çocuğunun rızkından arttırıp ödediği vergilerin bir kısmının lisans anahtarları karşılığında ABD bankalarına aktarılmasını içimize sindirmek lazım.

20 Mart 2014 Perşembe

Mısır İletişim Bakanlığı Açık Kaynak Yazılım Stratejisini Benimsedi

Atef Helmy
Mısır İletişim ve Bilgi Teknolojileri Bakanı Atef Helmy bakanlığın özgür ve açık kaynaklı  yazılımları (FOSS) destekleme stratejisini benimsediğini duyurdu.

6 Ocak 2014 Pazartesi

5651'de Değişiklik Kapıda



Toz duman arasında mecliste bir çorba kanun teklifi var ve 5651 sayılı kanun için değişiklikler içeriyor. Tam metnine http://www2.tbmm.gov.tr/d24/2/2-1928.pdf adresinden ulaşabilirsiniz, ben hızlıca göz attığımda şunları gördüm;

9 Ekim 2013 Çarşamba

Fransız Jandarma Teşkilatı 37.000 Bilgisayarı Ubuntu'ya Taşıdı

Fransa’da ordunun bir kolu olan ve kamu güvenliğinden sorumlu Jandarma teşkilatı son yıllarda sahipli yazılımlardan kurtulma konusunda liderlik ediyor.

13 Eylül 2012 Perşembe

"Eee Windows fazla oldun!" demek de lazım

Can Dündar "Eee-devlet fazla oldun!" yazısı ile devletin güvenlik birimlerinin gazetecileri nasıl izleyebildiğini bir örnekle anlatmış;

...
Bir gün polisteki bir tanıdığı arayıp “Sakıncalı şeyler yazıyorsun” demiş.
Dehşete kapılmış gazeteci...
“Ne yazıyormuşum” diye sormuş.
Telefondaki kitabı anlatmaya başlamış.
“Ama... Nerden biliyorsunuz” diye kekelemiş bizimki...
“İnternete bağlı olduğun sürece bilgisayarına girip yazdıklarını görebiliyorlar” diye izah etmiş arayan.
...


10 Mayıs 2012 Perşembe

Youtube videosu eklenen SDN foruma kapatma kararı

Ülkemizdeki elektronik yasaklama uygulamasının son örneğini az önce ağzım açık okudum. Bir üyesi tarafından forumda bir youtube videosu paylaşılan SDN forum, Müyap tarafından şikayet edilmiş ve mahkeme SDN forum sunucularının kapatılmasına karar vermiş!* Evet, video Youtube sunucusunda, kapatılan SDN forum, üstelik bağlantı 15 dakikada kaldırılmış olduğu halde.

Üzerinde yorum yapabilmek için mantıklı bir şeyler aradım ama bulamadım. Umarım sanatçılar "böyle saçmalık olmaz" diyerek Müyap yönetimini uyarırlar. 


23 Kasım 2011 Çarşamba

Yazsam faydası yok, yazmasam...

Sayın Bakan bazı eleştirileri yanıtlamış;


Okurken aklıma gelenleri yazayım dedim.

"Yasak söz konusu değildir. Tamamen isteğe bağlıdır."

Yıllardır mahkeme kararlarıyla genel sansür uygulanıyor, bunun adı yasak değil mi? Değil, çünkü ortada özgür bir internet olmayınca yasak kelimesinin anlamı kalmıyor. Üstelik "Bedelli askerlik" aslında "Bedelli tezkere", yani askerlik=tezkere olabildiğine göre yasak=özgürlük de olabilir, tabi tabi neden olmasın?

"...biz mahkeme kararını tanımıyoruz, internete yasak gelir mi?' diye duyarsız kalıp, mahkeme kararını uygulamayacak mıydık? Biraz insaf lazım."

Bu mahkemeler keyfi değil ilgili kanuna göre karar veriyor, bu kanunları da leylekler getirmedi ki? Kanunları çıkartıp sonra "ne yapalım mahkeme kararı" demek... biraz insaf.

''Biz ne yapacaktık; 'ey Youtube, sen istediğin gibi Atatürk'e hakaret et,... ama sonunda biz Youtube'u dize getirdik."

Malum ülkelerden birinde 17 yaşındaki bir çocuk lise arkadaşlarına hava atmak için bir video hazırlayıp paylaşıyor ve paylaştığı sitenin 70 milyona yasaklandığını öğreniyor. Bu eğlenceyi görenler acaba Türkiye'de şu siteyi de yasaklatabilir miyim diye yarışa girmeye başlıyor. X Ülkesindeki birisi suç işliyor, cezası 70 milyon insana kesiliyor, pardon dize getiriliyor.

"'Milyonlar kazanıyorsunuz, beş kuruş vermiyorsunuz, bunu yapmaya hakkınız yok, temsilciliğiniz yok' dedim"
 
Dedi ve masum vatandaşlarına zincir vurdu, kendimi rehine gibi hissetmiştim. Hadi rehine olmayı kabul ettik diyelim, Youtube, kendisi gibi yüzlerce site ile birlikte uzun yıllardır aynı şekilde çalışıyordu, beş kuruş vermedikleri hakaret videoları yayınlanınca mı akıllara geldi, bu zaafiyetin vergi kaybının hesabı kime sorulacak? Ve neden sadece Yutub'un 5 kuruşu hesap ediliyor? Ayrıca TC'de iş yapan şirket ve şahısların yurt dışındaki hosting firmalarına ödedikleri kuruşlar nasıl vergileniyor?  Youtube hakaret dolu yorumlarla dolu, onlar ne olacak?  Bu işte başka hesaplar mı var? 

Neyse, fazla kafa yorarsam sıyıracağım. Görünüşe göre TC Devleti birilerini dize getirmek için vatandaşlarını rehine olarak kullanmaya devam edecek.


Ayrıca bir zamanlar güvenli bilgisayar ve internet kullanımı için Pardus kullanılabileceği de yazılan http://guvenliinternet.org/ sitesi artık Microsoft'a emanet edilmiş durumda, reklamlar gırla gidiyor.

12 Eylül 2011 Pazartesi

Spor Genel Müdürlüğü Pardus'a kapılarını kapattı

Spor Genel Müdürlüğü 81 vilayette bulunan il müdürlüklerini de içerisine alan yeni bir yapılanma amacıyla tüm bilgisayar sistemlerini tek bir etki alanına (domain) dahil etme çalışmaları yürütüyor. Bu çalışma özel bir firmaya ihale yoluyla verilmiş durumda.

Ancak yapılan çalışmalar tamamen Microsoft teknolojileri kullanılarak yürütülüyor ve firma tarafından il müdürlüklerinde bulunan Pardus sistemler yerine Windows kurulması isteniyor. 81 İlde toplam 1600 civarında bilgisayar kullanılmakta.

Böylece ülke çapında teşkilatlanmış olan bir kamu kurumu adeta Pardus'a kapılarını kapatmış, gücün karanlık tarafına geçmiş oldu.

31 Temmuz 2011 Pazar

QuakeCon 2011'den id Tech 4 GPL olarak çıkar mı?

John Carmack, 2005 yılındaki QuakeCon'da Call of Duty, Quake III Arena, Star Wars Jedi Academy gibi oyunların yapımında kullanılan id Tech 3 oyun motorunu GPLv2 ile dağıtacağını duyurmuş, kısa süre sonra da yayınlanan GPL kodlar ile Urban Terror, Smokin' Guns gibi özgür oyunlar yapılmıştı.

Bu yılki QuakeCon (4-7 Ağustos 2011) ise geldi çattı. Her ne kadar id Tech 4'ün wiki sayfasındaki lisans bölümünde 2011 için GPL olacağına dair doğrulanmamış bir not bulunsa da, henüz yeni yayınlanmış Brink gibi oyunlarda geliştirilmiş bir sürümü kullanılamaya devam edilen bu oyun motoru için bu notun muzip bir şaka olma olasılığı bence yüksek.

Yine de bir umut oluyor insanda, ne de olsa sözü alnmış. :)

26 Haziran 2011 Pazar

Özgür görsel ve sesli iletişim için iyi bir alternatif

Bilgisayar aracılığıyla görsel ve sesli iletişim benim için şimdiye kadar önemli bir ihtiyaç olmadı. Bir ara aceleyle kullanmak zorunda kaldığımda kısa bir süre Skype kullanmıştım ve sonra kaldırdım.

Bu konu üzerine çok düşünmemiş olsam da Linux tavsiye ettiğim bazı arkadaşlarımın MS Live ağındaki bağlantıları ile görsel iletişim kuramamaktan şikayet ederek Linux kullanmadıklarını hatırlıyorum. ( Gerçi MS'un politikalarından dolayı bunun için umutlanmamak ve özgür alternatiflere bakmak gerekiyor. Bir ihtimal artık Skype ve Live ağı arasında bir köprü yaparlar. )

Bu nedenlerle bir ara kısa bir araştırma yapıp Sip Communicator adlı bir Java yazılımına ulaşmıştım. Henüz erken geliştirme aşamasında olan yazılımın yol haritası masaüstü paylaşımı, görsel ve sesli konferans, konferans kayıdı, dosya paylaşımı gibi özelliklerle doluydu.

Umarım bir gün gerçekleşir diye unuttuğum bu yazılıma yakında tekrar baktığımda, çok sevindim. Yol haritasındaki özellikleri özgürce sağlamış, güzel bir siteye sahip olmuş ve ismini Jitsi olarak değiştirmiş. Her ne kadar Beta aşamasında olsa da 1.0'a çok yakın, mutlaka deneyin ve takip edin derim. Buradan en güncel gecelik sürümü indirip dosyayı çalıştırmanız ve ev dizini altına kurmanız yeterli. Kurulum için arayüz sağlanmış.

16 Mayıs 2011 Pazartesi

Evinizdeki sunucu için kendinizi fişlemeniz gerekiyor!

Evimdeki sunucu için yaptığım BİMER başvurusuna ...tib.gov.tr adresinden yanıt geldi nihayet ve beklediğim gibi faaliyet belgesi alarak kendi kendimi fişleme yapmam gerekiyormuş, almazsam yönetmeliğin 4.maddesine göre internetim kesilecek. Ayrıca 5651'e göre log kaydı alıp 6 ay saklamam da gerekiyor.

Yanıt şöyle;

Sayın YETKİLİ,

İnternete açık hizmet ve içerikleri barındıran sistemleri sağlayan/işleten
gerçek veya tüzel kişiler yer sağlayıcıdır. Yer Sağlayıcılığı hizmetini
ticari olarak yapmasa bile web sitelerini kendi sunucularında barındıran
gerçek veya tüzel kişilerin Yönetmelik gereğince Yer Sağlayıcılığı
Faaliyet Belgesi almaları gerekmektedir.

Bu durumda sizinde Yer Sağlayıcı Faaliyet Belgesi almanız gerekmektedir.

Yer Sağlayıcılığı Faaliyet Belgesi almak için;
1) http://faaliyet.tib.gov.tr/yetbel/ adresinden kayıt olarak sisteme
giriş yapıp buradaki uygun elektronik formun eksiksiz doldurulması
suretiyle başvuruda bulunmak,
2) Ek 5'te örneği olan dilekçeye Elektronik ortamda doldurulan başvuru
formunun çıktısı eklenerek “Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu
– Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı / İncek mah. Boztepe sok.
NO:125 06836 Gölbaşı ANKARA adresine gönderilmesi gerekmektedir.
3)Tüzel kişilerin (Anonim ve Limited Şirketler) ayrıca şirketin Ticaret
Siciline tescil edildiğini belirten son altı ay içinde alınmış Ticaret
Sicil Kaydı aslı veya noter tasdikli sureti ile Şirketin imza sirküleri
aslı veya noter tasdikli suretini de göndermeleri gerekmektedir. (Yer
Sağlayıcı Faaliyet Belgesi ücretsizdir.)

Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı

Çok şükür ki fişleme ücretsiz yapılıyormuş, ne kadar rahatladım bilemezsiniz. Ancak yönetmeliğin 14.maddesine göre sitemde (jabber veya medya sunucum olsa bile bir sayfa açmam gerekiyor) telefon numarası gibi iletişim bilgilerimi yayınlamak zorundayım aksi halde 10.000-TL'ye kadar para cezası beni bekliyor.

4 Mayıs 2011 Çarşamba

İletişim özgürlüğüne orantısız güç ve 22 Ağustos infazı

22 Ağustos 2011 Günü ile birlikte T.C. Devleti internet içeriğini yasal yollarla filtre eden Çin ve İran gibi az sayıdaki devletlerden birisi olarak tarihe geçecek. Bugün çok masum ve faydalı gibi gösterilmeye çalışılan uygulama aslında objektif hiçbir kriteri bulunmadığı için nereye kadar genişletilebileceği belli olmayan bir belirsizlik ve diken üstünde olma haline neden olacak.

Yıllar önce ilk yasaklar gündeme geldiğinde bazı forum sitelerinde filtreleme sisteminin gerçekte bir ihtiyaç olduğunu yazmıştım. Zaten filtreleme basit bir uygulamadır, kurumlar yerel ağlarında kendi ihtiyaçları için her zaman kullanıyordu. İnternet kafe gibi umuma açık yerlerde de 18 yaş düzenlemesi ve filtre yazılımı zorunluluğu konusunda çeşitli yasal önlemler zaten alınmıştı. Bireysel kullanıcılar için de pek çok yazılım seçeneği halihazırda bulunuyor.

Tüm bu imkanları yok farz etsek bile internet servisi sağlayıcı kuruluşlar abonelerine bu imkanı sağlayabilecek altyapıya sahipler veya istenildiğinde kolayca kurabilirler, ki yanlış hatırlamıyorsam Türksat böyle bir hizmeti zaten isteyen kullanıcıları için sunuyor. Bu tür hizmetler servis sağlayıcılar için hizmet, kalite, reklam ve pazarlama stratejilerinde rekabetçi fark yaratma enstrumanı olarak kullanılması beklenen şeylerdir. Eğer böyle bir hizmet bulunmuyorsa kullanıcıların talep etmesi ile zaten bir pazarın ister istemez oluşması serbest piyasanın gereğidir. Böyle bir hizmeti bugüne kadar sunmayan ISS'lerin de bu konuda sorumsuzluğu var, şimdi elden kaçan fırsattan pişman olmuşlar mıdır merak ediyorum.

İşin daha ilginci ise 22 Ağustos infazının masum gösterilme çabası. Baskın siyasi güçlerin etkisi altındaki kurumların, sansürü hiçbir objektif kritere dayanmadan muhakeme etmelerine ve uygulamalarına izin veren bir yasaya dayanan bu uygulamanın, cinsel istismar ve uyuşturucuyu özendirmeyle mücadele etme çabası olarak gösterilmeye çalışılması konuyu çarpıtmaktan başka bir şey değil.

Böyle bir sansürün, çocukların (subjektif) uygunsuz içeriğe erişimini engelleme bahanesinin arkasına saklanarak yapılmak istenmesini, bu konudan habersiz vatandaşların masum hassasiyetlerini kullanarak sansürü meşru göstermeyi kolaylaştırma çabası olarak görüyorum. Uyuşturucu bağımlılığı ile mücadele olarak sunduğunuzda kim hayır diyebilir? Ama iş temel anayasal bireysel özgürlüklere gelmiş dayanmış durumda.

Sansürü yasal ve meşru hale getirip iletişim ve bilgilenme özgürlüğünü infaz ettikten sonra geriye konuşulacak bir şey kalmıyor. Baskın siyasi otoritenin hoşa gitmeyen, uygun bulunmayan gibi keyfi filtresi DİKTA edilebilir hale gelecek.

Önümüzde seçimlerin olması 22 Ağustos infazını durdurmak için iyi mi kötü mü bilemiyorum. Bugünlerde bazı STK'larda 22 Ağustos için neler yapılabileceği tartışılıyor ancak her şeyin seçim kargaşasında kaybolup gitmesi ihtimali var. Eğer 22 Ağustos infazı seçim malzemesi yapılırsa da siyasi olarak bölünmüş toplumun bir kesiminde ön yargılar oluşması ve konunun temel iletişim ve bilgilenme özgürlüğü savunmasından çıkıp basit bir siyasi çekişme malzemesi olması ihtimali var.

İnterneti gogıl, feysbuk ve msn olarak anlayan milyonlarca insana gerçekleri anlatma zorluğu ise işin başka bir boyutu veya işin özü.


1 Mart 2011 Salı

Kafayı kuma gömmeye devam...

Birileri bilmediğimiz bir suç işlemiş ve cezası milyonlarca kişinin özgürlüğü elinden alınarak kesiliyor yine, Diyarbakır 5. Asliye Ceza Mahkemesi, 14.01.2011 tarih ve 2011/156 sayılı kararıyla blogspot'a erişim engelleme kararı çıkmış.

22 Şubat 2011 Salı

Pardus Kurumsal sürümü nasıl kurumsal olur?

Pardus Kurumsal 2 yayınlandı ve yarın (23 Şubat 2011) tanıtımının yapılacağını öğrendik. Kurumsal sürüm hakkında 3 yıllık destek sağlanacağı ve kararlı paketlerden oluşturulan bir dağıtım olduğundan fazla bir bilgi yok. Pardus ekibinin uzaktan yönetim için bazı teknolojiler geliştirdiği gibi bazı bilgileri de projeyi yakından takip edenler az çok biliyor.

Ben RC sürümünden bugüne iş yerindeki bilgisayarımda kullanıyorum. Klasik ofis işleri dışında afiş vb. ihtiyaçlar için amatör grafik işleri de çıkarıyorum. Yaşadığım birkaç önemli hata nedeniyle hala RC sürüm kullanıyormuşum gibi hissetsem de bunların dışında oldukça rahatım. Özellikle LibreOffice hesap tablosundaki yazdırma hatası tam bir nazar boncuğu olmuş durumda.

İş donanımlara gelince bir Linux dağıtımı kullanıyor olmak duruma göre büyük bir şans veya büyük bir talihsizlik oluyor. Ben her ikisini de yaşadım, bilgisayarımdaki tüm donanımlar ve renkli lazer yazıcım ve iş yeri ağındaki birkaç yazıcı ile hiçbir sorun yaşamadım her şeyi otomatik tanıdı sürücü yükleme vs. olayını unuttum gitti, bu gerçekten büyük rahatlık. Ama HP'nin Linux için sürücü üretmediği tarayıcı cihazı için kimsenin yapabileceği bir şey yoktu, onu da VirtualBox ile bir Windows kopyası kurarak çalıştırabildim.

Her neyse Kurumsal 2'den memnunum şimdilik, ancak konu kurumsal olunca şu aşamada konunun teknik tarafından ziyade sunum kısmı daha önemli.

Kurumsal 2 nasıl kurumsal olur? diye sormak lazım.

Evet, Kurumsal 2 çok başarılı ve kararlı bir Linux dağıtımı olsa bile bu tek başına kurumsal olarak tercih edilmesi için bir neden olamaz. Şu hep lafı geçen ama ne olduğu üzerine şimdiye kadar pek konuşulmayan (veya benim duymadığım) ekosistem olayı Kurumsal çözümler için hayati bir konu. Çözüm ortaklığı, göç ortaklığı ve kurumsal destek gibi yatırımlar bir kurumsal sürümü kurumsal yapacak şeylerdir diye düşünüyorum.

Bu sektörün içinde olmayan ve uzaktan takip eden birisi olarak Türkiye'de bu konuda yeterli iş gücü ve bilgi birikimi olduğunu sanıyorum ancak Linux ve özgür yazılım pazarı bugüne kadar hep çok küçük olduğu için bu konuda iş yapan firmalar da büyük sermayeli ve yaygın hizmet ağı bulunan firmalar değiller.

Böyle bir ortamda Pardus Kurumsal'ın hızlı bir patlama yaparak yaygın kullanıma kavuşmasını beklemek gerçekçi görünmüyor. Pardus belki de, sığ olan piyasadaki mevcut oyuncuların yanında Pardus için hizmet üretecek yeni firmaların doğmasını sağlayarak kendi ekosistemini kendisi oluşturacak. Bu kısa vadeli bir süreç olmayabilir ancak uzun vadede Pardus'a hem teknik hem ekonomik açıdan çok büyük bir rahatlık sağlayabilir.

Örneğin bugün için ütopik bir örnek şöyle olabilir: Bir bilişim çözümü şirketi kendi çözümlerini Pardus teknolojilerini kullanarak ama paketleri kendi ihtiyaçları doğrultusunda derleyip kendi bakımını yaptığı özel deposu üzerinden müşterilerine sunmak isteyebilir. Böyle bir çalışma artık Pardus olmayacaktır, kendi yaşam döngüsü ve geliştirme süreci içinde var olacaktır.

Yine de bu dal projenin geliştiricileri Pardus teknolojilerindeki hatalara yama üretecek, ihtiyaçları doğrultusunda geliştirmeler yapacak, bu dal projeden Pardus projesine teknoloji ve iş gücü katkısında da bulunacaktır. Tüm bunları da kendi ekonomik güçleri ile yapacaklar.

Buradaki çıkış noktası dallanmanın amacı ve ihtiyaçlar, yani yukarıdaki örnekteki gibi şirketin tam kontrolündeki bir dağıtım ihtiyacı ve üzerine eklemlenmiş özel bir ticari teknoloji amacının Pardus'a büyük geri dönüşler sağlayacağı açık.

Bugün için ayakları daha bir yere basan iyimser bir örnek ise destek firmalarının sayısının artmasını, hızlı büyümesini ve rekabetin artmasını sağlayacak büyük göç projelerinin hayata geçirilmesi olabilir. Büyük kelimesi geçince Türkiye'deki en büyük müşteri hala kamu kurumları olduğu için gözler doğal olarak hemen kamuya çevriliyor. Gerçekten de kamu kurumları ekosistem ve piyasanın patlamasını sağlayacak ölçüde büyük bir pazar, ancak konu kamu kurumları olunca hem büyük bir şans hem de şanssızlık ihtimali kendini gösteriyor çünkü doğal piyasa şartlarının tam olarak geçerli olmadığı bir alan orası.

Kamu idaresinin önümüzdeki yıllarda Pardus teknolojilerine göç için harekete geçeceğine dair en küçük bir beklenti bile bugün piyasayı zıplatmaya yetecektir. Harekete geçilmesi ise birkaç yıl içerisinde destek firmalarının kendi teknolojilerini Pardus üzerinde geliştiren ARGE şirketlerine dönüşmelerine ve 5 yıl içerisinde uluslararası pazara açılmalarına kadar varacak zincirleme bir etkiye yol açabilir. Birkaç yıl sonra taşra caddelerinde Pardus logosu giydirilmiş araçları içerisinde iyi giyimli kişiler görürseniz böyle bir senaryonun gerçekleştiğini anlayabilirsiniz.

Kötü senaryo ise, kamunun göç için bir irade göstermemesi sonucunda ancak bazı kurumların kendi iç çabaları ve bütçeleri ile münferit göç yatırımlarına kalkışmaları, oluşacak sığ bir pazar ve gelişemeyen destek firmaları olarak çizilebilir. Pardus logosunu sadece "Veryansın Teknoloji firması ile Pardus çözümleri" başlığı taşıyan internet reklamlarında görüyorsanız da böyle bir durumun gerçekleştiğini anlayabilirsiniz. :)

Bugüne gelirsek, (geçmiş 5 yılın tecrübesine de bakınca) kötü senaryoya yakın olduğumuzu hepimiz biliyoruz galiba, ancak kamu politikalarının seçimden seçime hatta akşamdan sabaha nasıl değişebileceğini de. Ne yani, projenin geleceği böyle bir ihtimale mi kalmış? diye düşünüyor olabilirsiniz. Böyle bir hareketin kendiliğinden ortaya çıkmasını kast etmiyorum sadece nasıl olacağı veya neler yapılırsa gerçekleşeceği konusunda bir fikrim yok, belki de bu konuda bir beyin fırtınası veya bir çalıştaya ihtiyaç vardır.

Bunlar benim kısıtlı bilgim ve konunu biraz kıyısında kalmış basit bir kullanıcı olarak düşüncelerim ve Kurumsal sürümler için gelecek vizyonum. Umarım yarın yapılacak tanıtımda proje yöneticisinin daha gerçekçi ve ikna edici bir gelecek vizyonu sunduğunu ve hedef analizi yaptığını basından okuruz.

6 Ekim 2010 Çarşamba

Pardus öğrenci temsilcilikleri için çalışmalar başladı

Antalya Linux Kullanıcıları e-posta grubuna göndermek için yazdığım bir iletiydi ama günlüğe de eklemek iyi olur dedim.

----
Takip edenler biliyordur Özgürlükiçin.com Pardus Öğrenci Temsilciliği [1] çalışmalarına başladı, henüz çok yeni bir proje. Akdeniz Üniversitesinden temsilci olmak isteyenler forum sayfasından iletişime geçebilir. Üniversitede öğretim üyeliği yapan üyemiz varsa öğrencilere veya bilgisayar kulübüne duyuru yaparsa belki daha iyi olur.

Biliyorsunuz Pardus 2003 yılında planlanmaya 2005 yılında da geliştirilmeye başlanmış bir proje ve genel bütçeden sadece geçtiğimiz yıl cüzzi bir miktar destek görmüş durumda. Bizler için Pardus'u diğer Linux dağıtımlarından ayıran en belirgin özelliği kullanım alanları bakımından ülkemizin ulusal çıkarlarına hizmet etme amacı bulunması.

Pardus bugün bir Ubuntu, Suse veya Fedora gibi dağıtımlarla karşılaştırıldığında komik sayıdaki geliştirici, katkıcı ve kullanıcı ile yoluna devam etmekte. Çıkarılan ürünler ise her zaman bu dağıtımlarla karşılaştırılarak Pardus'un eksiklikleri eleştiriliyor. Bu tabii ki her zaman olması gereken ve sevindirici bir şey. Bunun yanında herkesin göğsünü kabartan pek çok övgü dolu inceleme de yapılıyor. [2]

Pardus'un eksiklikleri söz konusu olduğunda en büyük sorumluluk bence Üniversitelerimizde. Çünkü tüm dünyada özgür yazılımlara en büyük katkı (büyük şirketleri saymazsak) üniversitelerden yapılmakta ancak ülkemizde birkaç üniversite haricinde maalesef büyük bir sessizlik hakim. Oysa üniversitelerin katkısı ile geliştirilecek bir Pardus ülkemizdeki özgür yazılım ekosisteminin lokomotifi olacağı gibi ülkemizin gururu da olacak, belki 2023 sürümü distrowatch.com'da [3] ilk sıralara yerleşecek.

Örneğin Pardus 2011'in 64bit sürümü ÇOMÜ'deki kahraman Necdet YÜCEL hocamız [4] ve birkaç öğrencisinin çabalarıyla bugünlere geldi. Her üniversitemizde böyle bir heyecan ve istek olması Pardus'u bambaşka bir dağıtım haline getirebilir.


6 Haziran 2010 Pazar

İnternet, Dünya ve Türkiye

Bu hafta yasa dışı Yutub örgütüne ait olduğu tespit edilen bazı ip adreslerinin fişlendiğini öğrendik, ancak bu adresler aynı zamanda masum Gogıl hizmetleri için de kullanılıyormuş. Yani Gogıl hizmeti için bu adreslere başvuran milyonlarca vatandaş cevap alamaz durumda. BTK'dan "aynı adresi kullanmasalarmış kardeşim" anlamında bir açıklama okuduk.

Geçtiğimiz yıllarda Dünya'ya alay konusu olduğumuz Yutub sansürünün (ve diğerlerinin) artık toplumsal baskı neticesinde yavaş yavaş çözülmeye başlayacağını düşünmekle ne kadar saf olduğumu bu hafta anladım. Türkiye'deki hak ve özgürlükleri kısıtlamaya çalışacak kişilerin istismarını kolaylaştırıcı, ellerine koz veren kanunlar çıkarılmış olması bir hataydı ve bu hatada ısrar etmek küçük düşürücüydü. Ama beni asıl üzen toplumsal taleplerin ve ihtiyaçların kanunlar olarak somutlaşması veya hataların düzeltilmesi sürecinin işlemiyor olması. Özetle ulusal yönetim erki gücünü nereden alıyor? sorusunun cevabını göğüsümüzü gere gere verememek acı verici.

Son 15 yılda neredeyse Moore Yasası hızıyla genişleyen, biraz anarşist yapıda bir iletişim devrimi ortaya çıktı. Dünyaya İnternet'ten bakınca hiçbir siyasi sınır göremiyorsunuz, devletsiz bir dünya arkaik bir düzen görünümü var. Bu ortamın gelişmesindeki en büyük hızlandırıcılar olan kapitalist çeteler yine köşe başlarını tutmuş olsa da isteyen kişi onların mahallesine uğramadan da İnternet'in nimetlerinden bir ölçüde faydalanabiliyor, bu gerçek hayatta böyle değil.

Bu haliyle İnternet, temel hak ve özgürlükleri kısıtlayan yapıları bir denizin dalgaları gibi yavaş yavaş aşındırıyor ve bu yapıların beslendiği tek yanlı bilgilenme ve sansürün temelini oyuyor. Bu durum doğal olarak totaliter rejimler açısından devletin varlığına bir saldırı olarak algılanıyor. Özgürlükçü yönetimler ise kurumsal yapıları güçlendirmek için bundan nasıl faydalanacağını araştırıyor.

Ancak Türkiye'nin bu durumu nasıl anladığını ben hala anlayabilmiş değilim. Daha çok ne yaptığını ve yapacağını bilmeyen sakar bir çocuk gibi davranıyor.

15 Nisan 2010 Perşembe

Linux ve özgür yazılımları ne kadar anlatabiliyoruz?

Bugün ulusal çapta bir bilgisayar firmasının tanıtım/pazarlama yetkilisi işyerimizi ziyaret etti. Sohbetin sonunda Pardus konusunu açtım ve "Siz kamu kurumlarını geziyorsunuz, oralarda Pardus kullanımı ne durumda acaba?" diye sordum. Kullanıldığını görmediğini, zaten açık kaynak olduğu için kamu kurumları için uygun olmadığını söyledi.

Bu tek örnekten yola çıkıp bir sonuca varmak tabii ki doğru değil ama yine de insan düşünmeden edemiyor; Acaba Türkiye'de Linux ve özgür yazılımlar anlatılamıyor mu? LKD Seminerlerinin veya Özgürlükiçin gibi topluluk faaliyetlerinin tüm ülkeye, her kesime, en azından bilişim sektörü çalışanlarına yayılması için neler yapılmalı?

4 Mart 2010 Perşembe

Hafif bir müzik, üzerimde pijamalar ve elimde kahve ile toplantıdaydım

Dün gece Özgürlükiçin IRC toplantısındaydık, 19:30'u bir kaç dakika geçe sunucuya bağlandığımda neredeyse tüm davetliler gelmişti, izlemeye gelen kullanıcılarla birlikte bir ara 80 kişi gördüğümü hatırlıyorum.

Toplantının gündeminde yöneticilerin artan sayısının getirdiği iletişim sorunları, beyin bölümü, forum ve e-dergi vardı. Yoğun gündem nedeniyle saat geç olduğundan 10:15'de bitirmek zorunda kaldık.

Toplantı çok yararlı oldu, yöneticiler için bir posta listesi açılmasına ve Kubilay'ın işin süsü dediği ozgurlukicin.com alan adlı e-posta hesabı verilmesine karar verildi. Bugün bu e-posta hesabıma giriş yaptım, yarın da listemiz açılıyor.

Beyin bölümü uzun uzun tartışıldı, Beyin yöneticisi Ceyhun sorunları özetledi, sanırım yakında Beyin bölümüne bir onay sistemi getirilecek ve yeni yöneticiler görev alacak. En çok buna sevindim, çünkü Ceyhun epeydir işi nedeniyle pek zaman ayıramıyordu ve bu iş biraz benim üzerimdeydi. Ayrıca benim Beyin Kurallarını yazıya dökmeme karar verildi, bugün bunu en azından taslak olarak hallettim. Daha Beyin üzerine çok konuşacağız, hele bir listemiz açılsın.

E-dergide "seçkin yazarlar" denilebilecek bir oluşum fikri genelde kabul gördü, her ay düzenli yazacak veya köşe sahibi olacak yazarlar diyebiliriz. Ayrıca yazı yazmak isteyenlerin her ay dergi duyurusunu beklememesi, vakti olduğunda yazıp hemen gönderebileceği bir yazı havuzu düşüncesine de iyi olur dedik. Dergide özgürlükiçin kullanıcılarının küçük hikayeleri için de bir bölüm olacak muhtemelen.

Forum çok geniş bir konu oduğundan ve zaman yetersizliğinden pek tartışılamadı. Eski başlıkların arşivlenmesi fikri çeşitli nedenlerle kabul görmedi. Etiket ve arama sistemindeki sorunlar da muhtemelen posta listesinde tartışılacak.

Merak edenler için toplantının log kayıtları burada.



25 Aralık 2009 Cuma

Cezalandırıldık ama suçumuzu hala bilmiyoruz...

Yine sinirlendim yine yazacağım, Ankara 1. Sulh Ceza Mahkemesi'nin, 05.05.2008 tarih ve 2008/402 nolu kararı gereği 70 milyon kişi bir internet sitesini açmamakla cezalandırılmış durumda, nasıl bir hukuk düzeni böyle bir karar verebilir, 70 milyon kişi nasıl bir suç işlemiş olabilir?

Belki de bir kişi suç işlemiştir, o 1 kişinin istediği 70 milyonu küçük düşürmektir, 70 milyon kişiye ceza verilerek o 1 kişinin gururu okşanmıştır, nasıl bir hukuk düzeni böyle çarpık bir mantıkla karar alır?

Sorun siteyi açıp açmamak değil, hepimiz açıyoruz zaten, sorun 70 milyonun düştüğü utanç verici durumdur, işlemediği bir suçtan cezalandırılan 70 milyon kişinin yıllardır bu utançla nasıl yaşadığıdır.

“Sansür, bir toplumun kendine olan güvensizliğini yansıtır ve otoriter rejimlerin belirgin bir özelliğidir. Potter Stewart