30 Aralık 2009 Çarşamba

Kocaeli'den Bill Gates yetiştirme projeleri...


Bu tür projelerde bile Pardus'un adının okunmaması açıkçası canımı sıkıyor, bütçeden tek kuruş almadan yıllardır ulusal çıkarlara hizmet etme çabasıyla geceli gündüzlü yürütülen bir projeyi bunun en çok farkında olması gerekenlere yeterince anlatamamışız, başta Pardus topluluk yöneticileri olmak üzere pek çok insan anlatmak için maddi manevi pek çok fedakarlıklarda bulundu, bunu zevkle, keyifle yaptı ama sonuç bu, eğer böyle devam ederse Pardus Dünyanın en mükemmel Linux dağıtımı haline gelse bile biz çalıp biz söylemeye devam edeceğiz herhalde.

Elimden gelen en kötümser cümleleri kurdum, yine de gülümsetecek bir şeyler var, ironiye bakın ki mevzu bahis bilgisayarın adı da BilgePisi imiş.

28 Aralık 2009 Pazartesi

Neye niyet, neye kısmet...

Pardus Proje Yöneticisi E.Tekman, özgürlükiçin e-dergin'inin Nisan 2009 sayısında Pardus sürümlerinin geleceği konusunda bazı öngörülerde bulunmuştu, o günün şartlarındaki öngörüye göre Pardus 2009'un ömrü en kısa olan Pardus sürümü olacağı ortaya çıkmıştı. Daha 1 yıl geçmedi herşey değişti bile, bu güzel ülkede uzun vadeli bir işi planlamak hiç kolay değil.

Geçenlerde E.Tekman yine bazı öngörülerde bulundu, artık Pardus 2009, efsanevi Pardus 2007 kadar uzun ömürlü bir dağıtım olarak yeniden doğuyor. Fazla yaşamaz denilen sürüm birden en uzun ömürlü sürüm olmaya aday oldu, üzerine kurumsal sürüm planları yapılan 2010 ise hiçbir zaman olmayacak, tabii 6 ay sonra şartlar değişmezse... :D

Linux kullanan bayanlar, size ihtiyacımız var!...

Linux ile ilk tanıştığım zamanlarda adeta sınırsız ölçüde özelleştirilebilir olan bu teknoloji ile neden bayanlar için özel masaüstü dağıtımları oluşturulmadığını merak etmiştim.

Sonradan üzülerek keşfettiğime göre eğer böyle bir dağıtım veya sürüm yapılacaksa bunu mutlaka bayanların yapması gerektiğini ve maalesef bayanların nadiren kullanıcı olsa bile işin mutfağından ve topluluklardan uzak durduklarını gördüm. Her neyse...

Uzatmadan Erdal Güçlü'ye teşekkür edeyim, http://www.habertux.com/kategori/soylesi/ adresinde bayan Linux kullanıcıları ile söyleşiler yapmış, ben yeni fark ettim ve çok sevindim, zira artık bayan Linux kullanıcıları konusunda umutsuzluğa kapılmak üzereydim.

25 Aralık 2009 Cuma

Cezalandırıldık ama suçumuzu hala bilmiyoruz...

Yine sinirlendim yine yazacağım, Ankara 1. Sulh Ceza Mahkemesi'nin, 05.05.2008 tarih ve 2008/402 nolu kararı gereği 70 milyon kişi bir internet sitesini açmamakla cezalandırılmış durumda, nasıl bir hukuk düzeni böyle bir karar verebilir, 70 milyon kişi nasıl bir suç işlemiş olabilir?

Belki de bir kişi suç işlemiştir, o 1 kişinin istediği 70 milyonu küçük düşürmektir, 70 milyon kişiye ceza verilerek o 1 kişinin gururu okşanmıştır, nasıl bir hukuk düzeni böyle çarpık bir mantıkla karar alır?

Sorun siteyi açıp açmamak değil, hepimiz açıyoruz zaten, sorun 70 milyonun düştüğü utanç verici durumdur, işlemediği bir suçtan cezalandırılan 70 milyon kişinin yıllardır bu utançla nasıl yaşadığıdır.

“Sansür, bir toplumun kendine olan güvensizliğini yansıtır ve otoriter rejimlerin belirgin bir özelliğidir. Potter Stewart

19 Aralık 2009 Cumartesi

Toz duman dağıldığında geriye ne kalır?

Geçenlerde Pardus kullanıcıları e-posta listesinde gergin bir kullanıcıdan paparayı yedim :) Bu aralar sinirler bayağı gergin, Pardus topluluğu Pardus dışındaki konularda daha çok tartışır oldu. Hem tarihe bir not düşülsün hem de hala duymayanlar vardır diyerek, biraz gevezelik edeyim.

Bildiğiniz gibi UEKAE'nin Pardus topluluk işlerini yürütmesi için özgürlükiçin.com sitesini kuran ve işleten şirket ile yaptığı sözleşmenin süresi 15 Ekim'de dolmasına rağmen, UEKAE'den kaynaklanan bütçe yetersizliği ve bazı diğer nedenlerle yeni ihale/sözleşme süreci gecikmeye uğramış. Halen bu sürecin devam ettiğini biliyoruz. Tüm bunları biraz gecikmeli olarak Proje yöneticisinin topluluk e-posta listesine gönderdiği bir mesajdan öğrendik. [1]

Bu gecikmenin, sözleşmesi biten şirketin topluluk adına işlettiği özgürlükiçin.com'a daha az personel ve zaman ayırmasına neden olduğunu gördük, sonuçta sitede haberler yayınlanamadı, hata düzeltmeleri ve geliştirme yapılmadı, e-dergi sekteye uğradı. Tabii topluluk işleri sadece özgürlükiçin.com ile sınırlı değil, geçtiğimiz yıllarda çeşitli illerde yapılan seminerler ve bazı diğer çalışmalar da bu kapsamda ve yükleniciye ekonomik olarak bayağı bir külfet getiriyor olsa gerek. Bu süreç halen devam ediyor ve neyse ki özgürlükiçin.com, gönüllülerin katkılarıyla Pardus tanıtım ve destek işlevini sürdürmeye devam ediyor.

Öi'deki yönetici görevim nedeniyle zaman zaman ilgili şirket yöneticisi Ali bey ile jabber'den konuşuyoruz, bundan 2-3 ay kadar önceki konuşmalarımızda sonraki ihaleyi alırlarsa 2010 yılı için düşündüğü projelerden bahsetmişti, o zamanlarda benim de bir kaç önerim olmuştu ve Pardus adına çok heyecanlamıştım. Bu günlerin yaşanacağını herhalde kimse beklemiyordu ve ha bugün düzelir ha yarın düzelir diye beklenen günler haftalara, haftalar aylara dönüştü. Demek ki neymiş? resmi kurum ile iş yapıyorsan asla kesin konuşma :D

Tüm bunlar ticari yaşamın her gün karşılaştığımız konuları ancak özellikle öi'deki belirgin durgunluk "bilginin olmadığı yerde meydan dedikoduya kalır" sözünü doğrular şekilde e-posta listelerinde ve forumlarda Pardus projesine mal edilmeye başlandı. Geliştiricilerin 2009.1 çalışmasından dolayı öi ile ilgilenmediğinden tutun Pardus projesinin geliştirmesinin durduğuna varana kadar neler neler yazıldı. Neredeyse her gün bir yerlerde bu düşüncelere cevap yazar olmuştum.

Bu düşüncelerin bir kısmı bilgisizlikten ama genelde korkudan yazılıyordu. Pardus kullanıcılarının büyük kısmı Pardus geliştirme süreçleri ile topluluk süreçlerinin işleyişi konusunda pek bilgi sahibi olmadığından (bilgilendirilmediklerinden de diyerek çuvaldızı batırabiliriz) yanlış olarak öi'deki durumu doğrudan Pardus'un geliştirilmesi ile ilişkilendirdi. Eh, Pardus'u seven ve gönül bağı kurmuş olan insanlar korkularını doğal olarak dile getirdi. Zaten proje yöneticisi de mesajında bilgilendirmeyi geç yapmakla hata ettiğini itiraf etti, herhalde o da böyle bir tepki beklemiyordu.

Her neyse, tüm bu toz dumanın geride kalmasına seviniyorum, Pardus projesi hedefleri doğrultusunda ilerlemeye ağır adımlarla devam ediyor, bu yavaşlıktan topluluk tarafı da nasibini almış oldu sonunda :D Yeni ihale sürecinin sonuçlanmasını ve yeni topluluk projelerini heyecanla bekliyorum...

Tam bu toz dumanın dağıldığı günlerde ilginç bir haber düştü listelere, PKD Başkanı Nihad bey geçen yıl satın aldığı bilgisayardaki kullanmayacağı Windows'u iade etmek için tüketici mahkemesine başvurmuş ve davayı kazanmış.

Bu haber haklı olarak herkesin sevinç naraları atmasına neden oldu, bende bu zorla Windows satışının bir nevi zulüm olduğunu düşündüğümden bir ohh çektim, çok şukür bu zulüm bitiyor galiba dedim. Ama hukuk ile ilgisi olan kullanıcılardan kararın emsal gösterilip gösterilemeyeceği veya temyiz süreci işleyip işlemeyeceği gibi konulardaki şüphelerinin gereksiz bir gerginliğe neden olduğunu gördüm.

Yine bilginin olmadığı yerde varsayımlar bilgi yerine geçmeye başlamıştı, çünkü açıklama mahkeme kararıyla birlikte yapılmadığından benim gibiler sevinçten dans ederken hukukçular ister istemez şüpheli yaklaşıyor, bunu da anlayışla karşılamak gerekir. Neyse ki karar yakında PLO e-dergi'de açıklanıyor, yeni bilgisayar alacaklar için iade prosedürü de yazılacakmış, bakalım yeni bilgisayar alan Linux kullanıcılarının tecrübeleri nasıl olacak. Üretici firmalar ne yapacak şimdi onu merak ediyorum. Eh biraz da onlar kara kara düşünsün değil mi? :D

Tüm bunlar yaşanırken geliştirici listesine düşen mesajlardan 2009.1'in sürüm takvimini okuduk, 15 Ocak'ta yeni KDE sürümü, yeni ekran kartı sürücüleri gibi yenilikler ve pek çok hata düzeltmesi ile pek çok kullanıcıyı hayal kırıklığına uğratmış olan 2009'un başka bir yüzle gönülleri çalacağını umuyorum. Pardus 64bit derleme çalışmaları ile ilgili ÇOMÜ'de yapılan çalışmaların da Pardus Wiki'sindeki güncellemelerini görüyorum.

Yani tüm bu toz duman, sinir stres içinde bir yerlerde birileri laf değil iş üretiyor demek ki. Yıllar sonra hatırlanacak olan da bu toz duman değil, 2009.1 olacaktır.

[1] http://liste.pardus.org.tr/pardus-kullanicilari/2009-December/058219.html

30 Kasım 2009 Pazartesi

Pardus için OpenDNS istemcisi

Pek çoğumuz OpenDNS'i bazı sansürlü siteleri açmak için kullanılan basit bir DNS servisi olarak biliyor, gerçekte ise üyelerine dns sunucusu üzerinden ücretsiz içerik filtreleme hizmeti veren bir servis. Eğer Pardus'ta internet içerik filtreleme kullanmak istiyorsanız bugün için en basit çözüm OpenDNS servisini kullanmak. (Tabii bu sözüm squid+dansguardian gibi paketleri yönetebilecek seviyedeki kullanıcılar için geçerli değil.)

Pardus'ta OpenDNS servisini filtreleme amaçlı kullanabilmek için OpenDNS'in ağınızın WAN ip adresini bilmesi gerekiyor. Bu iş aslında çok basit, kuracağınız küçük bir betik bu adresi belirli aralıklarla OpenDNS'e bildiriyor, bunun nasıl yapıldığını anlatan bir yazı zaten uzun zamandır özgürlükiçin'de var.

Ancak gördükleri $ işareti her şeyi GUI aracılığı ile yapmaya alışkın kullanıcıları koşarak uzaklaştırmaya yetiyor. Bende bir süredir bu küçük işlemleri nasıl bir GUI'ye yerleştiririm diye düşünüyordum. Bayram tatili fırsat oldu.

Konuyu araştırırken OpenDNS'in aslında çok basit bir API kullandığını ve bir https çağrısı ile adresin güncellenebildiğini öğrendim. Bununla ilgili python örneklerini de bulunca kendi güncelleme istemcimi yazarım dedim ve işe koyuldum.

Pog adını verdiğim (belki adını değiştiririm, böyle garip isimleri nereden buluyorsun demeyin kısaltma işte) küçük program tamamlandığında çok sevdiğimiz GUI aracılığı ile girdiğiniz OpenDNS kullanıcı adı ve şifresi ile cron zamanlayıcısını kullanarak belirli aralıklarla güncellemeyi yapacak. Çalışır hale geldiğinde http://github.com/alierkanimrek/ adresindeki deposundan indirilebilecek. GUI Meraklıları için bir de ekran görüntüsü;


26 Kasım 2009 Perşembe

Inkscape'de yapmıştım ama hangi efektleri kullanmıştım?

Bir arkadaş Inkscape'te yaptığı bir belgede hangi efektleri kullandığını unutmuş ve belgeyi bana gönderdi. Görünüme bakıp efektleri tahmin etmek benim için de zor ama çok şükür SVG biçimi açık bir standart :)

Shift+Ctrl+X İle Inkscape'in XML düzenleyicisini açıp bakınca hangi nesnede hangi efektlerin kullanıldığını görmek çok kolay, resimdeki örnekte "text3892" adlı nesnenin özelliklerinde 2974 numaralı filtrenin kullanıldığını yazıyor, XML ağacında üstte yer alan 2974 numaralı filtreyi açınca da filtrenin hangi efektlerden oluştuğunu görmek ve efektlerin değerlerine ulaşmak mümkün.


Arkadaş text2970 numaralı nesnedeki efektleri merak ediyordu, deneme yapmak için beleye yeni bir metin yazdım (3892) ve 2970'in "style" özelliğindeki "filter:url(#filter2974);" bölümünü 3892'ye ekledim, sonuçta aynı efektlerin uygulandığı ikinci bir metin elde ettim.

24 Kasım 2009 Salı

Youtube için Minitube

Youtube için Flash player ve tarayıcıya ihtiyacımız yokmuş meğerse, youtube api'lerini kullanan minitube ile HD videoları bile izlemek mümkün, Pardus'ta Linux paketini indirip açtıktan sonra minitube dosyasını çift tıklayınca çalışıyor, gönderdiğim Türkçe çevirisi de son sürüme eklenmiş.

16 Kasım 2009 Pazartesi

Paso 0.1

Kendinize özel Pardus kurulum ortamı hazırlayabileceğiniz Paso'nun 0.1 sürümü hazır. http://github.com/alierkanimrek/paso/downloads Adresinden indirebilirsiniz, arşivi açıp src dizininde "python paso.py" komutunu çalıştırmanız yeterli. Nasıl kullanacağınıza dair kısa açıklamalar http://wiki.github.com/alierkanimrek/paso adresinde var. Tabii eksikler çok http://github.com/alierkanimrek/paso/issues adresinden bilinen hatalara bakabilirsiniz.

Xfce önkurulumlu Pardus için bir .paso hazırladım http://groups.google.com.tr/group/antalya_linux/files adresinden indirebilirsiniz.

12 Kasım 2009 Perşembe

Paso 0.1 XML desteği ile geliyor

Paso'nun TODO dosyasında alt sıralarda olan (.pisi dosyalarını örnek aldığım) XML biçimli dosya desteğinin diğer ihtiyaçlar için bir zorunluluk olduğunu fark edince ilk sıraya onu aldım ve şu anda hazır, ama henüz testlerini tam yapamadığımdan commit etmedim. Bu, şu ana kadar hazırlanan paso dosyalarının güncel paso ile okunamayacağı anlamına geliyor, belki bir çevirme betiği yazabilirim, o konuda söz vermeyeyim. Ayrıca Paso dosyasına hazırlayan kişinin isim ve e-posta bilgilerini ekleme ve hazırlanan paso ile ilgili açıklamalar ile yapılan çalışmanın varsa internet adresini ekleme gibi güzellikler de hazır.

Şu anda git deposundaki Paso Testing'i kullananlar hazırladıkları paso dosyalarını yakında commit edeceğim Paso 0.1 ile kullanamayacak! Yani hazırladığınız Paso dosyalarını yayınlamadan önce biraz daha bekleyin ve 0.1 ile tekrar hazırlayıp öyle yayınlayın derim.

http://armuting.blogspot.com/2009/11/paso-ile-guncel-pardus-kurulumu-yapn.html
http://armuting.blogspot.com/2009/10/pasoyu-yaynladm-pardus-seckilerine-yer.html

5 Kasım 2009 Perşembe

Paso ile güncel Pardus kurulumu yapın

Paso, kurulmuş olan bir Pardus sistemindeki paketlerden oluşan bir kurulum ortamı (iso dosyası) oluşturmaya yarıyor, bu ortamı oluşturmak için kullanılan .paso dosyasını internetten paylaşabilirsiniz çünkü boyutu çok küçük. Böylece herkesin bu kurulum ortamını kendi bilgisayarında oluşturması mümkün. Örneğin içinde oyunlar olan veya sunucu uygulamaları olan farklı kurulum ortamlarını hazırlayıp paylaşabilirsiniz.

Ben de güncellenmiş bir Pardus 2009'dan kurulum ortamı hazırladım, 9kb'lık .paso dosyasını http://groups.google.com.tr/group/antalya_linux/files adresinden indirebilirsiniz. Iso dosyasını oluşturduğunuzda güncel paketlerden oluşan bir kurulum ortamınız olacak.

Bu konuda kısa bir örnek yaptım, tam ekran izlemenizi öneririm; (Video gezegen'de görünmüyor, konu başlığına tıklayın)



Daha önce burada .paso oluşturmayı da içeren biraz uzun bir örnek yayınlamıştım.

Paso ile denemeler yaparken Pardus'un kurulum paketlerinden birisinde küçük bir sorun tespit ettim, şimdilik oluşturduğunuz kurulumlarda buna dikkat etmeniz gerekiyor. Bkz; http://github.com/alierkanimrek/paso/issues#issue/1

Güncel Pardus kurulumu hazırlayabileceğiniz .paso dosyasını http://groups.google.com.tr/group/antalya_linux/files adresinden indirebilirsiniz.

2 Kasım 2009 Pazartesi

Linux'un 9.10 sürümü çıkmış...

Bir "linux güncellenmiş" vakası daha, bu sefer yazıdaki ifadeyle "Linux'un 9.10 güncellemesi" çıkmış haberimiz yok, haberin başlığı ise daha ilginç "Linux Koala yetiştirmeye karar verdi" :D

Bakalım bu site haberi ne kadar kısa sürede düzeltecek...

Pardus topluluğu ne kadar hızlı büyüyor?

Pardus ile ilk tanışmamın üzerinden yaklaşık 2 yıl geçti, hatırladığım kadarıyla o günlerde forum trafikleri en yoğun günlerde bile 70-80 mesajı geçmiyordu.

Bu hafta sonunu şehir dışında internetsiz geçirdim ve şimdi Google Reader'ı açtığımda Pardus kategorisindeki RSS kaynaklarında 800'ün üzerinde mesaj görünce o eski günleri hatırladım. Şimdi her bir mesaja 30 saniye ayırsam bile tüm günümü bunlarla geçirmem gerekecek. Bu nedenle (yöneticisi olduğum forumdan da özür dileyerek) "Tümünü okundu olarak işaretle" seçeneğini tıklıyorum.

Elbette hayalim pek çok forum ve topluluk sitesi olan, ülkemizdeki her kesimden bilgisayar kullanıcısının keyifle kullanıp katkı verdiği bir Pardus görmek. Büyüme bu oranda devam ederse 2 yıl sonra günlük 3000-5000 mesajlık bir trafikle karşılaşacağız demektir.

Bu gelişme aynı oranda Pardus hata takip sistemi ve kullanıcı listeleri gibi resmi kanallar için de geçerli. Herkesin bu öngörüye göre hazırlık yapması lazım.

24 Ekim 2009 Cumartesi

Paso'yu yayınladım, Pardus seçkilerine yer açın!

Pardus seçkileri oluşturmak için yazmaya başladığım Paso'yu sonunda yayınladım, http://github.com/alierkanimrek/paso adresinden indirip hemen kullanılabilir, Qt4 arayüzlü bir Python betiği sonuçta.

Pisi paketi ve çevirisi için henüz erken olduğunu düşünüyorum, temel işlevleri yerine getirse de henüz pek çok eksiği ve eminim bilmediğim pek çok hatası var. Nasıl kullanıldığına dair bir örnek yapıp ekran kaydı aldım, örnekte Gnome'lu Pardus kurulum ortamı hazırladım. (Tam ekran izleyin)





Paso ile istediğiniz paketlerden oluşan size özel bir Pardus kurulum imajı oluşturabilirsiniz. Daha önemlisi bu imajları oluşturmak için kullandığınız .paso dosyasını paylaşarak herkesin kendi sisteminde sizin hazırladığınız imajları oluşturmasını da sağlayabilirsiniz. Ama unutmayın ancak kurulmuş bir Pardus sistemindeki paketlerden oluşan bir kurulum seçkisi hazırlayabilirsiniz.

Paso dosyaları sadece paketlerin hangi depolarda olduğu bilgisini içeren küçük dosyalardır,, paylaşması kolaydır, isterseniz internetteki depolarda olmayan kendi hazırladığınız paketleri de paso dosyası ile paylaşıp oluşturulacak imaja dahil edebilirsiniz. Kurulum bildiğiniz Pardus kurulumu olacak.

Yakaladığınız hataları ve önerileri github'dan iletebilirsiniz, ama yazılım ile hobi olarak ilgilenen bir amatörüm ve bu işlere kısıtlı zaman ayırabiliyorum, geri dönüş için acele etmeyin :) Ayrıca İngilizcem çok iyi olmadığından bu konudaki düzeltme önerilerini de memnuniyetle karşılarım.

23 Ekim 2009 Cuma

Pardus ile CD yakma macerasından çıkan ders

Dün, arkadaşım için hazırladığım bir grafiği işyerinde CD'ye yakmayı unutunca evde halletmeye çalıştım, çalıştım diyorum çünkü hepsini toplasanız 5MB tutan birkaç küçük dosyayı CD'ye yakmak hiç bu kadar zor olmamıştı.

Önce xfburn ile paketinden yeni açtığım 2 CD yaktım ama hatalı yazıldığını görünce hemen suçu xfburn'a attım ve K3b'yi açtım, bunda da 2 tane yakıp hata görünce sinirler biraz gerildi tabi, suçlu belliydi, yeni alınan CD'ler.

Başka marka boş CD arayışından 2'si farklı marka 3 tane CD buldum ve K3b ile 1 tanesini yazdım ve yine hata! Bir an uzay kasada çalışan sisteme şöyle bir baktım ve "neler oluyor?" diye düşündüm, yoksa suçlu son Pardus güncellemeleri mi? Yok canım tek CD yakan ben değilim ki listelerde hiç böyle bir sorun belirten görmedim vs. derken Xfburn ile bir tane daha CD çöpe gidince anormal bir durumla karşı karşıya olduğum gerçeğini kabullendim.

İlk düşündüğüm en son ne zaman CD yaktığımdı, belki 15 gün önce birkaç DVD yakmıştım, evet belki DVD kullanırsam en azından şu işi halletmiş olurum, veya güncellemeleri geri alıp öyle bir deneyeyim, belki bir hata yakalamış olurum diye düşünürken, dur şu sistemi yeniden başlatayım dedim, olmaz ya belki düzelir, çaresizlik işte.

Sistem açılırken 1sn. görünüp kaybolan sürücüye ait BIOS mesajlarına dikkat etmek için ekrana pür dikkat kesildim, bu sırada işlemci bilgisini gösteren yazıyı görünce çok sevindim, çünkü 1.6Ghz işlemcinin 2.6Ghz hızında çalıştığı yazıyordu, evet birkaç gün önce bir şey denemek için biraz aşırı hızaşırtma yapmıştım ve öylece unutmuşum.

Hemen DEL tuşuna basıp işlemciyi normal hızına aldım ve sistemi yeniden açıp Xfburn ile CD'mi sorunsuzca yaktım. Çöpe gittiğini sandığım diğer CD'leri de kontrol edince hatasız yazılmış olduklarını gördüm. Demek ki aşırı hızaşırtma DMA kanallarında tutarsızlıklara neden oluyor, bu da en çok optik sürücüleri etkiliyor, belki aşırı hızaşırtma oluşturduğu CRC hataları nedeniyle sistem performansını da düşürüyor olabilir.

Buradan çıkarılacak ders şu; Pardus kurulumu yaparken veya CD yakarken hızaşırtmayı ya kapatın ya da fazla abartmayın.

17 Ekim 2009 Cumartesi

Paso test sürüşünde

İş güç özel yaşam derken eğlenceye kalan zaman azalıyor, benim eğlencem de kodlarım. Bir süredir çalıştığım Paso artık ayaklandı ve iş çıkarmaya başladı ama daha oturup adam akıllı test edemedim. Çünkü test aşamaları uzun zaman gerektiriyor, sanal makinede Pardus kurulumu (hadi bunu sanal disk kopyalarıyla hallediyorum) değişik paketlerin kurulumu veya kaldırılması, paso ile tekrar imajın oluşturulup sonra bu imajın kurulması falan... Bu sabah Xfce'li Pardus kurulumu yaptım ve birkaç hata düzelttim;


Geçenlerde yaptığım ilk testte çok ilginç bir durumla karşılaştım, Paso ile oluşturduğum iso dosyalarıyla yaptığım kurulumlarda /boot/grub/message dosyası oluşturulmuyor. Bu dosya gfxtheme-pardus-boot paketinin kurulumu sırasında oluşturuluyormuş, paket hatasız bir şekilde kuruluyor ve ayarlanıyor görünüyor ama... Neyse şimdilik bunun üzerinde duracak zamanım yok, Gnome'lu Pardus gibi birkaç denemeden sonra kodları yayınlamak için acele ediyorum.

13 Ekim 2009 Salı

Yalın ADSL kullanımı hangi bahara kaldı?

Telekom A.Ş. ADSL abonelerinin telefon hattı olmadan yalın ADSL hizmeti alabilmelerini sağlayan düzenleme ile ilgili süreç hala süründürülüyor. Yasal olmayan bu uygulama bazı tüketicilerin açtığı davalarla yargıya taşınmış, buna itiraz eden şirketin itirazları da haksız bulunarak reddedilmişti. Şirketin bu konuda ayak diremesinin nedeni olarak ,uygulamadan tahminen yılda 1 Milyar TL civarında haksız kazanç elde etmesi olarak gösteriliyor.

Mahkeme kararları doğrultusunda hareket eden Rekabet Kurulu 18 Şubat 2009'da aldığı bir kararla 3 ay içerisinde bu şirketin Bilgi Teknolojileri Kurumuna izin için başvurmasını şart koşmuştu. Başvuru ancak 2 ay gecikmeyle 3 Temmuz'da yapılabilmişti.

Rekabet Kurumu'nun yaptığı son basın açıklaması ile topun BTK'da olduğu, BTK ile şirket arasında görüşmelerin 3 aydır bir takvime bağlanıp sonuçlanmadığı, yani mahkeme kararlarının üzerinden 1 yıldan fazla bir zaman geçmesine rağmen konunun süründürülmeye devam ettiği anlaşılıyor.

Bence, aradan geçen zaman uzadıkça bu haksızlığa resmi kurumlar tarafından da göz yumulduğu görüntüsü ortaya çıkıyor. Tekel konumuyla zaten piyasada yeterince rahatsız edici olan bu şirketin bu haksız kazancına hızlı ve keskin kararlarla son verilerek ortaya yayılan kötü kokuların bertaraf edilmesi, bu kurumların saygınlığını geri kazanması için şart.

8 Ekim 2009 Perşembe

Şifreli Excel dosyasını OpenOffice ile düzenleyin

Dün, matbuu bir evrak üzerine baskı yapmakta kullanılan bir Excel dosyasını, evrağın yeni haline göre düzenlemem gerekti. Fakat dosya (bilinmeyen bir) parola ile korunmuş haldeydi ve içinde kullanılan bazı makrolar vardı.

OO Calc ile dosyayı açıp .ods olarak kaydettim, sonra bu ods'yi açıp .xls olarak kaydettikten sonra hücreleri istediğim gibi biçimlendirebiliyordum. Makroları da ods dosyasından görebiliyordum, oradan Excel'e kopyala yapıştır yaparak aldım, ancak tüm satırların başına bir "rem" eklenmiş ve kodlar açıklama haline getirilmiş, bu "rem"'leri silip makroları ilgili butonlara bağlayınca işlem tamamlandı.

6 Ekim 2009 Salı

Terminal masaüstü

Xfce kullanıyorsanız masaüstünüzün terminal ekranı olması için Oturum ve Başlangıç ayarlarındaki Başlangıçta Çalıştırma listesine şunu ekleyin;

terminal --maximize --hide-menubar --hide-borders --hide-toolbars

Böylece açılışta tüm masaüstünü kaplayan bir terminal ekranınız olacak, isterseniz terminal programının ayarlarından şeffaflığı %100 yaparak masaüstü resminin de görünmesini sağlayabilirsiniz.

Ancak masaüstü simgelerini tıklamak için panelden masaüstünü göster seçmeniz gerekiyor, ayrıca panelde Görev Yöneticisi yerine Simge Kutusu seçerseniz böyle bir masaüstünüz olabilir.



Unutmadan, bu terminal ekranında menü falan olmadığından "terminal" komutu ile veya Shift+Ctrl+n ile normal bir terminal penceresi açarak ayarlarını değiştirebilirsiniz. Shift+Ctrl+t ile masaüstünde sekmeler açmak da bayağı eğlenceli :)

Programın ayarlarından bu kısayolları değiştirip menü çubuğunu gösterip/kapatma tuşu ekleyebilirsiniz. Sadece konsol bana yeter Alt+Tab ile işimi hallederim diyen konsol fanatiği olabilirsiniz, o zaman "--fullscreen" parametresini ekleyin.

30 Eylül 2009 Çarşamba

Google hesap makinesiymiş

Ben yeni öğrendim, "400 feet in meters" arayınca karşıma sonuç çıktı ve bir an öylece bakakalmışım, bir alem bu gogıl yahu :)

Bunu neden aradığım da ilginç olabilir, şu meşhur Dan Osman 400feet'lik ve 90 derecelik kaya bloğuna ipsiz ve aletsiz 4 dakikada tırmanmış, kaç metre ediyor onu merak etmiştim.

22 Eylül 2009 Salı

Pardus seçkilerine doğru

Üzerinde çalıştığım proje hayal ettiğim gibi gerçekleşirse isteyen herkes kendi seçtiği paketlerden oluşan özel bir Pardus Kurulum ortamı oluşturabilecek. Hatta bunu küçük (-1MB) dosyalarla paylaşabilecek. Yani içinde oyunlar olan kendi kurulum DVD'nizi hazırlayabileceğiniz gibi örneğin bir başkasının hazırladığı Xfce paketlerinden oluşan seçkisini de indirip kurulum ortamı olarak inşa edebileceksiniz.

Projeye "Paso" adını verdim, bayram tatilinden önce birkaç temel Python sınıfı yazmıştım, tatilde fırsat buldukça da Qt ile arayüz hazırladım, epeydir Qt ile ilgilenmiyordum arayüz giydirmek çok zaman alan bir işmiş. Paso iki bölümden oluşuyor, hazırlama ve inşa bölümleri. Hazırlama bölümü çalışır hale geldi, inşa bölümüne ise bugün başladım.



Bir an önce temel işlevlerle kullanıma açmak için acele ediyorum, bu nedenle bazı özellikleri yazmadan bıraktım, örneğin: kayıt dosyasında xml yerine düz metin biçimi kullandım, options menüsünde olmasını istediğim seçenekleri ve hazırlama aşamasındaki exclude işlemini yazmadım, bazı ayarları koda gömdüm, inşa bölümünde de atlayarak ilerliyorum vs. En azından bir alpha seviyesine gelince sourceforge gibi bir yere GPL lisansıyla yükleyeceğim, ama tatil bitiyor, birkaç hafta bekleteceğim sanırım.

9 Eylül 2009 Çarşamba

Aromalı Pardus'um

Kurulduğunda sadece konsoldan internete bağlanıp pisi çalıştırabileceğim paketlerden oluşan bir Pardus kurulumu yapmak 2007'den beri yapmak istediğim bir şeydi. Bunu o yıllarda Burak Sezer Yalı kullanmadan yapmıştı, bende onun yazılarıyla birkaç deneme yaptım ama hiç pratik bir yöntem değildi. Gerçi oradaki amacımızda pratik bir şey yapmaktan ziyade Pardus'a Linux'a dair bir şeyler öğrenmekti ve amacımıza ulaşmıştık. Burak daha sonra Gentoo'ya sardı, ben sadece ayaklarımı sokmakla yetindim :)

Her neyse tahmin ettiğimden daha kolay bir şekilde bunu hallettim. Yaptığım şey Pardusman'ın yaptığına benziyor ama daha çok angarya içeriyor, çünkü Pardusman oluşturulan yerel depoyu kullanıyor. Hikaye şöyle;

Önce normal bir Pardus kurulumu yapıp istemediğim paketleri, bileşenleri kaldırdım. Yani kurulduğunda olmasını istediğim Pardus'u oluşturdum.

Daha sonra "pisi li" komutu ile oluşturulan sistemdeki paketlerin bir listesi alınır ve bu liste bir python betiğinden geçirilerek işlenir, çıktı olarak elinizde Kurulan CD'deki repo dizininden silinecek ve eklenecek paketleri hazırlayan bir bash dosyası olur. Tabii benim aromamda sadece silme işlemi yapmam gerekti.

Son olarak Kurulan CD imajı bir dizine açılır ve bu bash dosyası işletilerek kurulumu yapılacak repo dizini oluşturulur. Yeni oluşan reponun "pisi ix --skip-signing" ile indeksi oluşturulduktan sonra bu dizinden tekrar bir iso imajı yapılırsa elinizde aromalı Pardus kurulmaya hazırdır.

Olayın genel hatları böyle, ayrıntıları meraklıları araştırıp bulacaktır. Ancak hemen Aromalı Pardus için heyecanlanmayın, çünkü paket eklenmesi için tüm paketlerin birbirine uygun inşa sürümlerinin repo'ya alınması gerekiyor yoksa elinizde işe yaramayan kırık bir kurulum imajı olur. Bu nedenle ben riski olmayan, repo'dan sadece paket silindiği senaryoyu uyguladım. Ama tabii biraz pythonlayarak hepsi kolaylaştırılabilir.

Linux'ta eğlencenin sınırı yok.

lhuemğdi oıa

Eğer F Klavye kullanıyorsanız ve sisteminizi Pardus CD'leri ile açtıysanız "lhuemğdi oıa" yazarak komutu çalıştırmanız gerekiyor, tabii Pardus öntanımlı olarak klavyenin Q dizilimi olduğunu varsaydığından ekranda bunu "loadkeys trf" olarak görüyorsunuz. Şimdiye kadar yüzlerce defa yazdığım bu şeyi hiç biryere not düşmediğimi fark edince buraya yazayım dedim.

8 Eylül 2009 Salı

Beyin ameliyatı

Bir süredir Ceyhun ile Özgürlükiçin.com Beyin bölümünde zorlu bir temizlik yürütüyoruz. Bugün, toplam sayısı 1.000'i bulan yeni fikir bölümündeki başlıkları tek tek inceleyerek kaba bir eleme yaptım.

Önce Geçersiz işaretlenmiş fikirlerin listesini taradım, Geçersiz olduğuna göre çoğu temizlenmeye uygundur diye düşündüm. Yanılmamışım, Geçersiz fikirlerin pek çoğu Pardus projesinden ziyade topluluk faaliyetlerini ve özgürlükiçin.com forumlarını ilgilendiriyordu, önemli bir kısmı da yeni paket talepleri ile bir fikirden çok geliştiricilere iletilemeyecek durumdaki önerilerden oluşuyordu. Bu durumdakilerin hemen hepsini Yeni fikir bölümünden ilgili bölümlere taşıdım.

Sonra forumun son sayfasından başlayarak başlıkları taramaya başladım. Bazı fikirler zaten başlığına bakınca "Beni Geçersiz işaretle, benim ne işim var burada" diyerek bağırıyordu, buradan da pek çok fikir Geçersiz işaretlenip özellikle İstek ve Öneriler ile Diğer bölümüne gitti.

Bu arada Ceyhun da yeni fikirleri gözden geçirmekle meşguldü. Kısacası Beyin bölümünde uzun bir ameliyat devam ediyor. Yarından itibaren boş vakitlerimizde kalan fikirler tek tek gözden geçirilecek, yeni açılanlar incelenecek. Ama artık daha kısa bir listemiz var.

27 Ağustos 2009 Perşembe

Yeni başlayanlar için Python problemi

Kod yazarken bazen yazdığınız şey olması gerektiği gibi çalışmaz, mantıklı bir sebep bulabilmek için saatlerce ararsınız, tararsınız, kodu şekilden şekile sokup yapboza çevirirsiniz, ama nafile. Hatta yazdığınız kodu o kadar basite indirgersiniz ki, artık "Yeni başlayanlar için ..." kitabının ilk sayfasında yer alabilecek hale gelir.

O anda artık bunun bir hata değil çok basit olduğu halde yorgunluk ve dikkatsizlikten mütevellit göremediğiniz bir şeyden olduğunu içten içe hissedersiniz, ama saç baş yolunma noktasına çoktan gelinmiştir. Tıpkı aşağıdaki Python kodunda olduğu gibi;


class C:

     def seta(self, a): pass

     def geta(self): return "a"

     x = property(geta,seta)


test = C()
test.x = "b"
print(test.x)


Kodun her durumda "a" çıktısı vermesi gerektiğini düşünürsünüz ama "b" verir. İşte böyle bir durumda yapılacak en iyi şey uzun bir ara verip, dingin bir kafa ve yeni bir bakış açısıyla dönmektir. Çünkü döndüğünüzde eksiği şıp diye bulacaksınızdır. :D

20 Ağustos 2009 Perşembe

Antalya'da çay içme festivali

Dün akşam Antalya Linux Kullanıcıları olarak bir süreliğine Antalya'da bulunan Pardus geliştiricisi Eren Türkay ile çay içme festivali düzenledik. Pardus konusundaki eleştiri ve düşüncelerimizi iletip Gentoo'dan Windows'a, Pardus topluluğundan Pardus'un geleceğine kadar uzanan güzel sohbetler yaptık. Tahmin ettiğimden uzun süren toplantı mecburen kalktığımda bütün heyecanıyla hala devam ediyordu, bende ayrılmakta zorlandım ve gideceğim yere geç kaldım. Uzun süredir görmediğimiz arkadaşları gördük, arada bir böyle şeyler yapmak lazım.

Eren Öİ e-derginin 17. sayısının röportaj konuğu olduğundan kendisi hakkındaki soruları sormadım, dergiden okumak istiyorum yoksa heyecanı kalmazdı :)

29 Temmuz 2009 Çarşamba

Hurdalıkta Xfce ve KDE4 karşılaştırması

Pardus 2009'dan gördüğümüz gibi KDE4, Plasma, masaüstü efektleri ve masaüstü araması gibi yeni teknolojileriyle sistem gereksinimlerini biraz yükseltmiş doğal olarak. Sonuçta da Pardus 2009 yeterli işlemci ve RAM gücüne sahip olmayan sistemler için bir seçenek olmaktan çıktı ve çıtayı biraz yükseltti. Ben de eski donanımlara sahip kullanıcılar için hep Xfce'yi önerdim, ancak bugüne kadar yazdıklarım hep "hızlı, yavaş, yeterince hızlı, çok yavaş" gibi göreceli ifadelere dayanıyordu.

Geçen gün üşenmedim elimdeki PIII-800, 256MB RAM, 5400Rpm S.Disk sisteme Pardus 2009 kurdum ve yaptığım denemeleri kronometre ile ölçtüm. Kurulum: 1:15dk.'dan fazla sürdü, tam bir işkenceydi, sonuna kadar beklemedim, skorlar şöyle;

KDE Pardus 2009
Açılış: "Servisler başlatılıyor" 34sn. Pardus menüsüne erişim 2:35sn.
Firefox açılış Google anasayfa görüntüleme: 1:03sn.
Kapanma: 50sn.

Xfce Pardus 2009
Açılış: "Servisler başlatılıyor" 35sn. Pardus menüsüne erişim 1:24sn.
Firefox açılış Google ana sayfa görüntüleme: 19sn.
Midori açılış Google ana sayfa görüntüleme: 8sn.
Boş OOWriter belgesi açma: 27sn.
Kapanma: 52sn.

KDE4 ile sistem açılışından Google ana sayfaya erişim için 3,5dk.'dan fazla beklemeniz gerekirken Xfce ve Midori ile bu süre 1,5dk. civarında. KDE4'de Firefox'u gördükten sonra diğer uygulamaları test etmenin bir anlamı yok, özetle böyle bir sistemde KDE4 kullanmayın.

Xfce bu sistemde ilk bakışta rahat gibi görünse de birden çok uygulama (video oynatıcı, int.gezgini(flash), pidgin) kullanıldığında o da tıkanıyor. Bunun sebebi belleğin dolmasından dolayı takas alanı kullanımının disk ve cpu'ya yüklenerek uygulamaları felç etmesi. Xfce'nin sistem monitörünü sürekli açık tuttum ve gözlemlediğim şey birkaç uygulama açıldığında cpu grafiğinin sürekli tavan yapmasıydı. Özetle böyle bir sistemi Xfce, Midori ve Pidgin ile sadece internet konsolu olarak rahatlıkla kullanabilirsiniz ama aynı zamanda film izleyip belgelerimi düzenleyeyim derseniz Xfce'de sizi kurtarmaz.

Şimdi ev sistemim olan 2Ghz.Çift çekirdek, 2GB RAM, 7200Rpm S.Disk bulunan Şişko'da bu skorlar nasıl ona bakalım;

Xfce Pardus 2009
Açılış: "Servisler başlatılıyor" 16sn. Pardus menüsüne erişim 35sn.
Firefox açılış Google anasayfa görüntüleme: 9sn.
Midori açılış Google anasayfa görüntüleme: 3sn.
Boş OOWriter belgesi açma: 8sn.
Kapanma: 14sn.

Bu sistemde KDE4 kullanmıyorum, Xfce benim için çok rahat ve basit, tam istediğim gibi. Ancak buradaki kilit ifade "benim için", ben uygulamaları menüden aramaktansa Alt+F2 ile açmayı seviyorum ve görsel efektlerin çekiciliği pek ilgimi çekmiyor. Kalabalık klasörleri açtığımda Dolphin'in baygınlık geçirmesini izlemektense Thunar'ın ve Ristretto'nun basit arayüzünü tercih ediyorum. Eğer çok isterseniz Xfce+Compiz+Dock ile harika bir masaüstü de oluşturabilirsiniz, üstelik oluşturacağınız kısayollarla tek tıklamayla efektleri açıp kapatabilirsiniz. Yanlış anaşılmasın KDE uygulamaları Xfce'de de çalışıyor, yani onlardan da mahrum değilsiniz.

Bu kadar laf kalabalığının ardından bir ekran görüntüsü vereyim, her zamanki gibi 3 tane panel kullanıyorum, bir tanesi sadece görev listesi için, diğeri menü ve kısayollar, sağ üstteki de xfce plugin'leri için. Sadece Xfce'nin şeffaflık ve gölgelendirme efektleri açık.


20 Temmuz 2009 Pazartesi

Bunu yapmak çok mu zordu? :D


Bir disk bölümünü istediğim gibi bağlamayı beceremeyince gogıllamaya başladım, sırasıyla çeşitli siteleri açıyordum ve bir dağıtımın e-posta listesinde birden harika bir bağlantı gördüm, önce bağlantının harika olmasının nedeni üzerindeki "You are lucky, your solution is here..." yazısıydı ama sonra yaşadığım dumur daha harikaydı, size de yaşatmak isterim;


Bunu forumlarda sık sık kullanacağım sanırım :)

9 Temmuz 2009 Perşembe

Geç oldu, güç oldu ama iyi oldu

Şu sıralarda pek bilgisayarla ilgilenemesem de Pardus 2009 RC'yi denemek için sabırsızlanıyordum, ne de olsa artık son kullanıcıyı hedefleyen bir sürüm adayı kendileri. Aslında 2009 yorumlarımı kararlı sürüm ile yazmayı düşünüyordum ama (uzun süre test edemesem de) bu ilk RC sürümü yeterli düzeyde kararlı görünüyor, en azından Pardus projeleri olarak.

Öncelikle YALI'nın müthiş hızı beni çok şaşırttı. iE6550 işlemci, 2GB RAM ve 7200Rpm sabit disk ile kurulumu 8 dakikadan az bir sürede tamamladım, bu süre size de harika göründüyse CD-ROM'suz, sabit diskten ve Windows üzerinden nasıl kurulum yaptığıma şuradan bir bakın.

Gökmen Göksel'in çıkıp bunu nasıl başardıklarını bir blog girdisiyle anlatması iyi olur, çünkü özgürlükiçin.com "yenifikir" bölümündeki en çok fikirlerden bazıları herhalde YALI hakkındaydı, hatta ben RAM'dan kurulum gibi absürd görünen bir öneri bile yazmıştım.

Dikkatimi çeken diğer konu KDE4'ün beklediğimden daha iyi çıkan performansı oldu. Pardus araçlarının KDE4 ile bütünleşmesi ile Pardus 2009 iyi bir KDE dağıtımı olmuş, bu konuda yurt dışından olumlu incelemeler de geleceğinden eminim.

Ancak benim asıl merak ettiğim ise Beta ile denediğim kör topal durumdaki Xfce idi. Kör topal olmasının nedeni o zaman henüz hiçbir ayar dosyasının depoda bulunmamasıydı, ancak RC ile Gökmen Görgen ve saz arkadaşlarının iyi bir iş çıkardığını görünce rahatladım. Sonuçta, "bilgisayarım eski, 256MB RAM ile Pardus kullanamam" diye bir bahane yok. Yapmanız gereken Paket yöneticisinden Xfce paketlerini kurmak ve kullanıcı girişi ekranında masaüstü olarak Xfce seçmek, hepsi bu. Kurulum için şu komutu da kullanabilirsiniz;

sudo pisi it -c desktop.xfce.base

Pardus 2009'daki paketlerin bağımlılıkları yeniden düzenlendiğinden artık sadece Xfce kullanmak isteyenler KDE'yi sisteminden kaldırabiliyor. Bu her ne kadar gereksiz KDE güncellemelerinden kurtulmak olarak görünse de Pardus araçlarının (x-yöneticileri) KDE kütüphanelerine bağımlılığı nedeniyle ancak uzman kullanıcılara önerilebilecek bir seçenek, bu açıdan sevindirici bir haber de artık giriş yöneticisi olarak gdm'de kullanabiliyoruz.

2009'un Bir diğer bombası da Delta paket desteği. Önceden örneğin OOorg paketi küçük bir güncelleme aldığında kullanıcı 70MB'lık paketi tamamen indirmek zorunda kalıyordu, artık paketlerdeki küçük güncellemeler de küçük delta paketleri olarak güncellemeyi sağlayacak.

Pardus'un alıştığımız ara sürümler konusundaki politikasına göre en son yayınlanan sürümün üzerine gelen güncellemelerin boyutu yaklaşık 300MB'ı bulduğunda yeni bir ara sürüm çıkartılıyordu. Bu delta desteği güncelleme boyutlarını küçülttüğünden ara sürüm politikasında değişiklik görebiliriz diye düşündüm, belki 2009'un sadece bir ara sürümü olacak, kim bilir? Ayrıca altıncı hissim bana Pardus 2009'un ömrü en kısa Pardus sürümü olacağını söylüyor.

Alpha sürümden bugüne 7 hata girmişim, bunlardan en çok canımı sıkanı F klavyeyi konsolda kullanamamam. Kullanamamak tam olarak doğru değil aslında ama İngilizce harfler ve tüm işaretlerin farklı bir yerde olması ve (evdeki klavyenin ayrı sayısal bölümünün olmamasından dolayı) yıldız (*) işaretini kullanamamak elim ayağım olan konsolu benden aldı. X Ortamından açtığım terminalde böyle bir sorun olmaması ise şimdilik tek tesellim ve bir an önce düzeltilmesi için gözüm bugzilla'da.

24 Haziran 2009 Çarşamba

Uzaktan SSH erişimi için Windows istemcisi

WinSCP Sayesinde bulunduğunuz ortamdaki bir Windows'tan evinizdeki dosyalara bir dosya yöneticisi penceresinden ulaşabilirsiniz. WinSCP, GPL lisanslı ve aktif geliştirilen bir yazılım.


Tabii bunun için evinizdeki sistemde SSH sunucunun çalışıyor olması, modeminizin yönlendirilmiş olması ve sabit ip kullanmıyorsanız ddclient'ın dyndns.org'dan aldığınız alan adına ait ip adresini düzenli güncelliyor olması gerekiyor.

18 Haziran 2009 Perşembe

SLC profil yönetimi

Eğlence projem SLC için yazdığım az miktar kod ile aslında işin sandığımdan da kolay olacağını düşünmeye başlamıştım. Çünkü SLC'nin çekirdeği diyebileceğim konfigürasyon dosyalarını oluşturma kısmı Django sayesinde çok kolay oldu, sadece Python'un xml.dom.minidom sınıfı ile biraz cebelleştim.

Hemen bir heyecanla arayüz tasarımı yapayım dedim, her ne kadar SLC'yi arayüz barındırmayacak bir kütüphane olarak tasarlasam da bir arayüz ile kullanarak kısa sürede pratik bir şeyler ortaya çıkarabilirim diye düşünmüştüm ama biraz uğraşınca arayüz işinin daha külfetli olacağına inandım ve SLC'ye geri döneyim dedim.

Bugün bir boş vaktimde biraz kağıt üzerinde Profil yönetimi üzerine çalıştım. İki farklı profil yönetimi olsun dedim, bir tanesi konfigürasyon dosyalarının profilleri diğeri de genel profiller. Örneğin a,b,c gibi konfigürasyon dosyalarımız varsa;

Ev Profili = a.profil1, b.profil2, c.profil5, d.profil8
İş Profili = a.profil4, b.profil1, c.profil3, d.profil1
Sunucu Profili = a.profil1, b.profil3, c.profil5, d.profil2

Böylece kullanıcı bir paketin ayarlarındaki pek çok alternatifi kayıtlı tutabilecek ve istediği zaman istediği profilde bunlardan seçim yaparak kolayca kullanabilecek. Konfigürasyon profillerinin her biri kendi paketine ait diğer profillerle birlikte ayrı bir dizinde dosya olarak bulunurken ev, iş gibi genel profillerin taşıdığı konfigürasyon profilleri listesini bir text dosyada tutabilirim.

Kodlamaya geçince neler çıkacak henüz bilmiyorum tabii ki, profil yönetimi işin kendisinden daha çetrefilli olacak gibi görünüyor.

16 Haziran 2009 Salı

Küçük bir orkestra isteyen?

Yıllar önce en çok kullandığım müzik programlarından birsi "Band in a Box" idi ancak Linux'ta alternatifini bulamadığım ve Wine ile bir türlü sağlıklı çalıştıramadığım için eksikliğini bayağı hissettim. Bir süredir de müzikten gittikçe uzaklaştığım için çok da üzerine düşmedim.

Aradan yıllar geçtikten sonra yine bir umutla BIAB'un özgür alternatifi var mı diye gogıllama yaparken harika bir siteye rastladım. www.jamstudio.com




Jamstudio Flash tabanlı bir uygulama ve online olarak akorları düzenleyerek 8 enstruman kullanan bir altyapı oluşturmanızı sağlıyor, enstrumanlar için öntanımlı olan audio tabanlı bir ses kütüphanesinden seçimler yapıyorsunuz.

Enstrumanların ses kalitesi benim gibi bir amatör için oldukça yeterli ayrıca seçtiğiniz üsluba göre aranje edilmiş halde. Temel akorları ve çeşitli ton dışı varyasyonları da kullanabiliyorsunuz, ancak akor düzenlemede pek rahat değilsiniz, ince ayarlar için midi ve nota kullanamadığınızdan profesyonellere hitap etmiyor.

Benim gibi Linux kullanan bir amatörün yapacağı gibi eğer 8 kişilik orkestranıza hadi şu akorları çalın dedikten sonra enstrumanınızı elinize alıp doğaçlama yapmaktan hoşlanıyorsanız gerçekten yer imlerinize yerleşecek bir site. Zaten benim BIAB'da yaptığım da bundan daha fazlası değildi, üstelik Soundfont vs.ile uğraşıp duruyordum. Profesyonel programlardaki ayrıntılar da zaten az olan zamanımı yiyip bitiriyordu, stres atmak isterken strese giriyordum. Jamstudio ile herşey çok basit.

Siteye üye olduktan sonra parçanızı kayıt edebiliyorsunuz ancak mp3 olarak download etmek ve diğer bazı özellikleri kullanabilmek için aylık 4,95$ ödemeniz gerekiyor.

Jamstudio sayfasında müzik yapmanız için 4 pencere sizi karşılıyor.

SCORE: Parçanın akorlarını buraya yazıyoruz, her parçada en fazla 5 bölüme (sayfaya) izin verilmiş. Hangi bölümlerin hangi sırada çalınacağını da bu pencerenin altındaki Page Order'de aralarına tire koyarak tespit edebilirsiniz.

CHORDS: Akorları yazmak için kullanacağımız pencere, önce parçanın tonunu (Key) tespit ettikten sonra altındaki akorları kullanabilirsiniz. Eğer hiç müzik teorisi bilginiz yoksa sadece bu akorları kullanmanızı ve parça boyunca hep aynı tonu kullanmanızı tavsiye ederim. Ancak müzik teori bilginize güveniyorsanız pencerenin sağında varyasyonlar ve ton dışı akorlar da mevcut.

MIXER: Orkestramızdaki 8 enstrumandan (kanal) hangilerinin açık/kapalı olacağını ve ses seviyelerini ayarlayacağımız penceredir. Ayrıca eserin temposu da buradan ayarlanıyor.

SOUNDS: Orkestrada kullanılacak enstrumanları ve çalınma üsluplarını buradan seçiyoruz, şimdilik Rock, Alt Rock, Techno ve Country mevcut. 8 Kanalın her birisine istediğimiz enstrumanı atamak mümkün.

Sayfanın altındaki videolardan kimler neler yapmış izlemek de eğlenceli.

14 Haziran 2009 Pazar

Pardus 2008'e veda etmek

Pardus 2008'i sistemime son kurduğum günün üzerinden tam 365 gün geçti, bu arada sayısız güncelleme, KDE4 ve Xfce maceraları, sayısız disk bölümleme yaptım, depodaki pek çok programı pek çok defa kurdum ve kaldırdım, birkaç tane kaynak koddan derleme ve kapalı kodlu yazılım da sisteme uğrayıp geçti, Wine ve Playonlinux ile başarısız denemeler yapıldı ve Devel deposundan birkaç paket bile derlenip kullanıldı hatta bir ara Arch ve Debian ile komşuluk bile yaptı.

Başka sistemlere Pardus kurmamış olsam YALI'nın neye benzediğini bile unutacağım artık :)

Bu bir yıllık sürede kolayca çözdüğüm bir güncelleme sonrası açılmama olayı hariç her zaman tıkır tıkır işleyen, bakım ve temizlik gibi şeylerle beni hiç uğraştırmayan bir sistem oldu. Tadından yenmeyen bir hale gelen bu sistemin artık olabileceği en güvenli ve kararlı haline kavuştuğu şu günlerde bir şeyi fark ettim.

Doğum günümde duyurulacak olan 2009 Beta sürümünü kurmak için bu sistemi nasıl sileceğim bilmiyorum, yok yok teknik olarak değil duygusal olarak.

Farkında olmadan bu bir yılda aramızda duygusal bir bağ oluşmuş meğerse, ne olduğumu anlamadan beni kendisine aşık etmiş bu serseri şey. Evet şaka değil, bu sisteme nasıl kıyacağımı bilmiyorum.

10 Haziran 2009 Çarşamba

Ses tanıma ve seslendirme teknolojilerinde Türkçe de olmalı


Bugün bilgisayar-bilgisayar ileşitişimi 20-30 yıl öncesine göre hayal edilemeyecek oranda çeşitlendi ve gelişti, neredeyse her türlü işlem için pek çok standart ve protokol geliştirildi ve kullanılıyor. Ancak insan-bilgisayar iletişimi köklü değişiklikler geçirmedi, hala temel iletişim kaynağımız monitör ve klavye.

En son Öİ'deki Android haberini okuyunca artık devrimin yaklaşmakta olduğunu düşündüm. Önümüzdeki 10 yıl içerisinde kullandığımız cihazlarda yavaş yavaş ses tanıma ve TTS teknolojileri ön plana çıkmaya başlayacak gibi görünüyor.

İyi güzel de Türkçe bu gelişmenin neresinde? Türkiye'de bu konuda Arge yapan hiç kurum veya Üniversite var mı?

3-5 Yıl sonra satın aldığımız telefon+bilgisayar melezi cihazlar ile Türkçe iletişim kurmak istiyorsak şimdiden (çok geç kalınmış olsa bile) hızlıca çalışmalar yapmak gerekir diye düşünüyorum. Bence TÜBITAK - TDK - TRT - Üniversiteler işbirliğindeki bir çalışma ile bu konuda teknoloji üreten şirketlere Türkçe konusunda altyapı sağlanmalı. Cihazlarındaki sesli iletişim arabirimlerine Türkçe'yi eklemek isteyen şirketler için bu iş bir külfet olmaktan çıkarılmalı.

İçimden bir ses sesini kimse duymaz boşuna yazıp durma diyor ama "Söylesem faydası yok, söylemesem gönül razı değil"

30 Mayıs 2009 Cumartesi

Günün eğlencesi: Google Çeviri

Google'ın çeviri hizmeti pek çok kişi için kurtarıcı olabiliyor, en azından hiç yabancı dil bilgisi olmayan kişilerin bir e-posta mesajının spam olup olmadığını anlamasını sağlayacak kadar çeviri yapıyor, ki yakın bir arkadaşım için bu da yeterli. Sonuçta bildiğiniz gibi google çeviri adamı rezil eder :) Aynı zamanda güzel bir eğlence aracıdır da, nasıl mı?

Küçük oyunumuz şöyle; Hepimizin bildiği Türkçe bir deyimi önce İngilizce'ye çeviriyoruz, çıkan sonucu Türkçe'ye, sonra çıkan sonucu tekrar İngilizce'ye, ve böylece devam eder...

  1. Bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete
  2. We're a sign of doom to go to bin
  3. Biz azabı bir işareti bin gitmek demektir
  4. We go to a thousand a sign of doom
  5. Biz binlerce mahkum bir işareti git
  6. We get thousands of prisoners a sign
  7. Biz mahkumlara binlerce bir işaret almak
  8. We are thousands of prisoners to receive a mark
  9. Biz mahkumlara bir işareti almak için binlerce
  10. We received a sign to thousands of convicts
Bu biraz zorladı, daha basit bir tane verelim;
  1. Aç ayı oynamaz
  2. Hungry bear does not play
  3. Aç ayı oyun değil
  4. Open the month is not a game
  5. Ay Açık bir oyun değil
  6. Months not open a game
  7. Ay bir oyun açık değil
  8. Months not open a game
Cümle kısa olunca tıkanıyor, bir de Çin atasözü;
  1. Agaç ne kadar yüksek olursa olsun, yaprakları yine de yere düser
  2. No matter how high the tree, the leaves are still falling into place
  3. Ne olursa olsun, ağaç, yaprak hala düşme vardır yerine yüksek
  4. No matter what happens, the tree, the leaves are falling instead of still higher
  5. Ne olursa olsun, ağaç, yapraklarını yerine hala yüksek düşme olduğunu
Yani neymiş, google çevirinin ipiyle kuyuya inilmez. :D

28 Mayıs 2009 Perşembe

Yeni sürüm, yeni heyecan, yeni hatalar

Pardus 2009 sonunda kendisini Alpha sürümü ile gösterdi.

Alpha sürüm haliyle pek çok hata ile geliyor, bu nedenle ancak deneme amaçlı kullanılabilir durumda ve zaten kullanıcılara sunulma amacı da bu, yani mümkün olan en fazla kullanıcı tarafından denenerek hataların geliştirici ekibe bildirilmesi. Bunların başında da kurulum sorunları ile donanım sorunları geliyor. Özellikle çalışmayan veya sorunlu çalışan donanımları mutlaka bildirmek gerekiyor.

Hataları öncelikle birbirimize değil Pardus geliştiricilerine bildirmemiz gerektiğinden forumları veya gezegen sayfalarını kullanmamak gerekiyor.

http://hata.pardus.org.tr Adresinden bildirilen her hata, bildirdiğiniz paket ile ilgilenen geliştiricinin e-posta adresine anında düşüyor ve geliştiricinin belirlediği önceliğe göre çözüm sürecine alınıyor.

Ayrıca http://tr.pardus-wiki.org/NASIL:Hata_raporlamak adresinde de bu konuda güzel bir belge mevcut.

Henüz sanal makinede deneyebildiğim Alpha sürümünde gözüme en çok çarpan KDE4 performansı oldu.

2008 Sürümünde adeta çakma gibi duran KDE 4.2'yi ilk günlerinde denemiştim ve hem performans hem de kararlılık açısından çok kötü olduğunu görmüştüm. Ama KDE 4.3 ile Pardus 2009 gerçekten göz dolduruyor, sanal makinede 256MB RAM ile kurulum yaptım ve sorunsuz çalıştırmayı başardım. Ancak yine de gerçek makinede en az 512MB ile kullanmak gerekiyor.

25 Mayıs 2009 Pazartesi

Yazılım söktörüne KDV muafiyeti mecliste

TBMM Plan Bütçe Komisyonunda 5 aydır bekleyen bir kanun teklifine göre , yazılım üreten firmaların ürettikleri yazılımların 2023 yılına kadar KDV'den müstesna olmaları teklif edilmiş.

http://www.tbmm.gov.tr/develop/owa/tasari_teklif_sd.onerge_bilgileri?kanunlar_sira_no=70324

Bunun yasalaşması yerel yazılım söktörünün gelişmesi için iyi olur. Bunun için yazılım sektörünün temsilcilerinin ve STK'larının bunun yasalaşması için gerekli baskıyı yapması gerekiyor.

21 Mayıs 2009 Perşembe

Hintli ressam

Yazmaktan bıkmadığım şu meşhur hintli ressam hikayesini Kubilay bey'in öi'deki serzenişini okuyunca tekrar hatırladım;

Hintli bir ressam ustasının öğrencisi yaptığı resmi hocasına göstererek nasıl olmuş diye sormuş. Hocası, o resmi götürüp şehrin en işlek yerine koymasını, sonra da yanına şöyle yazmasını istemiş;

"Resimdeki hatayı gören hatanın üzerine kırmızı bir çarpı koysun".

Sonra ertesi gün git bak demiş. Öğrenci dediğini yapmış. Ertesi gün baktığında resmin her yeri kırmızı çarpı doluymuş. Hocasına gidip durumu anlatmış.

Hocası bunun üzerine, bir resim daha yapmasını ve götürüp şehrin en işlek yerine yanında bir renk paleti ile koymasını, yanına da şöyle yazmasını istemiş;

"Hatalı gördüğünüz yeri uygun renk ile düzeltin".

Öğrenci hocasının dediğini yapmış. Öğrenci ertesi gün baktığında resimde hiç bir değişikliğin olmadığını görmüş.

Demek ki bu işin doğası böyle :)

20 Mayıs 2009 Çarşamba

Linux güncellenmiş haberimiz yok! :)

"Linux yetkilileri, yaptıkları açıklama ile Linux’un güncellendiğini belirtti. "

Alıntı: {Bağlantı artık geçersiz}

10 Mayıs 2009 Pazar

SLC Started

Uzun zamandır (1,5 yıldır) Linux sistemindeki çok çeşitli conf dosyalarını tek bir araç ile yönetip bu dosyalar için gui yazılmasını kolaylaştıracak bir şeyler hayal ediyorum. Nasıl mümkün olacağı konusunda pek bir fikrim yoktu ama son 1 ayda kafamda bazı noktalar şekillendi ve "evet bu böyle olmalı" dediğim konular artınca artık kodlamaya başlamalıyım diye düşündüm. En azından olgunlaşan bazı noktaları koda dökerek unutulup gitmesini önlemiş olurum.

Projeye SLC (Simple Linux Configuration) adını verdim, çok iddaalı bir isim ama "Just for fun" nihayetinde :) Hem bir taraftan boş zamanlarda tıkırdayacağım bir Python projem olmuş oldu böylece. Bugün birkaç kütüphane yazdım, ne kadar zaman ayırabileceğimi bilmiyorum ama tahminimce bu yıl sonuna doğru temel işlevlerini kazanıp internetten duyurulabilecek hale gelir.

Ayrıca bir başlangıç noktası koymuş olmak için günlüğe yazayım dedim, 2 ay sonra bakıp "ohoo 2 ay geçmiş başlayalı hala ortada bi şey yok, yatmayı bırak!" diyebileceğim yani. Başlarken hayaller de kurmadım değil, yoksa heyecan nereden gelecek? proje ayağa kalkarsa Arch tabanlı bir dağtım hayallerimi süslüyor :)

Kara kedi geliyor...

Pardus 2009 Prealpha 3'ü sanal makinede kuruyorum, daha önyükleme ekranından itibaren erkan siyah, yani renk olarak siyah.

Kurulum sırasında da rss okuyucusunda geziniyordum ve yeni açılan www.teknovole.com sitesinin Siyah Masaüstü Duvar Kağıtları Paketi başlıklı yazısını gördüm, Can bey yüksek çözünürlüklü 45 siyah duvarkağıdı derlemesi yapmış. Pardus 2009'a hazırlık için mutlaka indirip bakın derim. Ben sanırım ilk önce espresso'yu kullanacağım :)

Teknovole.com'u kaliteli haber ve yazıları ile beğeniyorum, bu vesileyle teknovole.com'a da hoşgeldin demiş olayım.

(Bu arada Prealpha3 geliştiricilerin kendilerine bir çalışma ortamı sağlamak için oluşturduğu bir sürüm sadece, kullanıcılar test için Alpha sürümünü beklemeli)

7 Mayıs 2009 Perşembe

Lego ve Linux ile sanat

Şu aralar benzetmelere takmışım sanırım, geçen gün matrix esprisi yapmıştım, şimdi de Lego aklıma geldi, küçükken oynayamadığım bir oyundu şimdi Linux ile oynamış kadar oluyorum.

  • Slackware Linux isterseniz elinize lego parçaları yapmanız için bir araç takımı verirler.
  • Arch Linux isterseniz elinize bir kutu lego verirler, isteyen gider bir ev yapar isteyen bir araba, isteyen uzay mekiği vs.
  • Ubuntu Linux isterseniz elinize lego ile yapılmış bir ev ve araba verirler, canınız sıkılırsa arabayı spor araba yaparsınız veya evi çiftlik evine çevirirsiniz.
  • Pardus Linux isterseniz elinize lego ile yapılmış bir ev, araba, bir kedi (pisi) ve köpek (çomar) verirler :)
  • Windows isterseniz elinize tek parçadan yapılmış bir ev ve bir aile arabası verirler, değiştirmek isterseniz gidip yenisini almanız gerekir.
Lego ile tasarım bir sanat, burada küçük bir galeri var, bu açıdan bakınca her bir Linux dağıtımı da bir sanat eseri, geliştiricileri sanatçı, kullanıcıları da sanatsever sayılabilir. Al bir benzetme daha...

Aynı tas, aynı hamam devam

Basit virüsler Windows 7 Beta'da gezinmeye başlamış... http://www.neowin.net/news/main/09/01/21/windows-7-beta-affected-by-vista-viruses

6 Mayıs 2009 Çarşamba

Site yasaklamaya devam...

Dailymotion sansürden nasibini aldı. Bir arkadaşım ticari amaçlı videolarını Youtube'dan Google'ın video servisine aktarmıştı, orası da geçenlerde upload hizmetini durdurma kararı alınca dailymotion'a geçmişti, sanırım şu aralar terapiye ihtiyacı var :)

Aslında terapiye başkalarının ihtiyacı var ama...

2 Mayıs 2009 Cumartesi

Wiki'yi RSS olarak takip edin

Tüm internet içeriğini Google Reader ile takip ediyorum, siteler, forumlar, gezegenler, wikiler. Evet Pardus wikisinde neler olup bittiğini de RSS okuyucunuzdan takip etmek için aşağıdaki bağlantıyı kullanabilirsiniz.

http://tr.pardus-wiki.org/index.php?title=%C3%96zel:Recentchanges&feed=rss

30 Nisan 2009 Perşembe

Wiki'mi? Forum'mu?

Evet haklısınız, böyle soru olmaz, ikisinin de yeri ayrı. Ama bence bir dağıtımın 10 tane forumu olabilir, 50 tane topluluk sitesi olabilir ama bir tane wikisi olur. Acemi sayılabilecek bir Arch Linux kullanıcısı olarak her takıldığımda Arch Wiki'sine koşuyorum mesela, birçok Arch wiki'si olsaydı halim ne olurdu? Pardus kullanıcılarının da yapması gereken budur bence.

Her neyse, Wiki'ye sahip çıkın ve kendinizi tecrübeli hisssettiğiniz konularda da mutlaka katkı verin, hiçbirşey yapamazsanız her gün bir iki başlık okuyup imla düzeltmesi yapın. Programlama bilmiyorum Pardus'a katkı veremiyorum diye bir bahane yok!

Ama görüyorum ki kullanıcılar wiki'den çok forumlarda takılıyor ve bilgi paylaşıyor, forumlarda ve gezegenlerde yazılıp çizilenler unutulur kaybolur gider, ama wiki her zaman orada.

Bugün biraz boş zaman bulup yeni Pardus kullanıcılarının en çok takıldığı konulardan birisi olan depolama aygıtlarının bağlanma yöntemini görsel olarak açıklayan bir grafik hazırladım ve wiki'deki ilgili konuya ekledim. Tabii çizimi favorim Inkscape ile yaptım.

Tam bu yazıyı yazarken radyoda Acun'un şu reklamı çıktı; "döner mi? köfte mi?" , "bıyıklı erkek mi? bıyıksız mı?" diye soruyor ya, konu başlığı da oradan geldi :)

22 Nisan 2009 Çarşamba

E-devlet savaşları

Steve Ballmer ancak üst düzey devlet başkanlarına nasip olacak bir şekilde en yüksek protokolle ağırlanmış. Eee "yatırım yapacağım" kelimesini duyan secdeye varıyor artık. Asıl yatırımı milyonlarca doları MS kasasına koyan TC devleti yapıyor ya.

Neyse, asıl amacı Bilkent'teki bir Microsoft merkezinin açılışıymış. Buraya 10 Milyon dolar yatırım yapacağım deyiverince kırmızı halılar serilmiş. Tabii böyle bir merkez ve yatırımın hayır işleri için kullanılmayacağı açık, bir taşla kuş sürüsü avlama peşinde;

  1. E-devlet ihalelerini almak. "İnnovasyon merkezinde öncelikli hedefin yerel sağlık ve e-devlet operasyonlarına kanalize edilmiş çalışmaların olacağını belirten Ballmer...."
  2. Genç yazılımcıları ve yeni fikirleri Microsoft oyun alanında tutmak. "Microsoft İnnovasyon Merkezi, dünyada ilk kez bünyesinde Oyun Geliştirme Ön Kuluçka Merkezi bulunduran bir örneği oluşturuyor."
  3. Çocukları Microsoft yazılımları bağlımlısı yapmak. "Ballmer, inovasyon merkeziyle birlikte, lise öğrencilerine ücretsiz Microsoft yazılımları sunarak, genç yazılım geliştiricileri teşfik etmek amacıyla yürütülen DreamSpark programının.... Günümüzde ekonomik durumu iyi olmayan, 13-17 yaş arasında bir çok deha var. Aileleri veya kendileri Microsoft yazılımlarını satın almak için yeterli mali güce sahip değiller....."
Bunlar açıkca ifade edilen amaçlar ve getirisi kaç 10 milyon dolar eder siz düşünün. Tamam, sonuçta MS bir hayır kurumu değil, bütün etik tartışmalar bir tarafa, para kazanmak iş yapmak istiyor. Bu arada sadık müşterileri çocukluktan yetiştirme hevesinde o ayrı :)

Ancak özellikle e-devlet projelerinde açık standartların kullanılması için çalışmalar yürüten bir devletin MS gibi tekelci politikalar ve kapalı teknolojilerle iş yapan bir şirkete en az Cumhurbaşkanı seviyesinde bir ağırlama göstermesi korkutucu. Daha kötüsü açıklamalarına bakılırsa zaten e-devlet ihalelerini almış havasında, şu anda "10 milyon dolar dedik, işi bağladık, zor olmadı" diye düşünüyor olsa gerek.

Daha dünkü günlük girdisinde e-devlet uygulamalarında açık standartların kullanılacağına dair çalışmaları yazmıştım.

Öyle görünüyor ki; kamuda e-devlet standartları üzerine çalışan ve açık standartları destekleyen bilinçli bir çalışma yürütülüyor ancak MS işi yukarıdan bağlama amacında. Ortada büyük bir savaş var, bakalım yukarıdakiler kimin tarafını destekleyecek.

3-5 Yıl sonra "Sosyal Güvenlik Ödemelerinizi görüntülemek için MS Windows kullanın" yazan gov.tr'ler görürsek bu günler hatırlarız. Bunu düzeltmek için o zaman kaç milyon dolar harcarız artık bilmem.

21 Nisan 2009 Salı

Kalkındır bizi Steve!

Fotoğraf hoşuma gitti, yine MEB bakanını hedefe almış gelmiş. Canım zeitgeistmovie izlemek istedi birden :)

Kamu Kurumları Artık Açık Standartlar Kullanmak Zorunda

Bu aralar, ülkemizdeki Linux kullanıcılarının belki de en büyük sorunlarından birisi olan, internet ile sunulan kamu hizmetlerindeki IE-Windows zorunluluğu konusuna takmış durumdayım.

Önceki günlük girdisinde böyle yaygın bir sorunun Linux Şenliğinde de gündeme gelmesi gerektiğini yazmıştım ve "Hadi mevcut siteleri boşverin en azından yeni açılan hizmetlerde özgürlüğün sağlanması Başbakanlıktan yayınlanacak iki satırlık bir genelge ile de halledilebilir." demiştim. Böyle bir genelge kısa süre önce yayınlanmış;

Evet Başbakanlıktan yayınlanan 2009/4 sayılı genelge ile e-devlet projesi kapsamında düzenlenen "Birlikte Çalışabilirlik Esasları Rehberi"'nin artık kamu kurumlarının internet üzerinden vereceği hizmetlerdeki standartları belirleyeceği, mevcut hizmetlerin de bu rehbere uyumlu hale getirilmesi isteniyor. (Belge sürekli güncelleneceğinden doğrudan bağlantı vermedim)

Şu anda ikinci sürümü yayınlanmış olan belgedeki bazı ifadeler şöyle;

"Merkezi ve yerel düzeydeki tüm kamu kurum ve kuruluşları, bu Rehber’de yer alan esaslara uymakla yükümlüdür."

"Bilgi ve hizmetlerin web sayfası ve diğer alternatif kanallardan, kullanıcılar için tespit edilen arayüzlerin toplumun tüm fertleri tarafından kolay kullanılabilecek ve kullanıcı tarafında gerekli olabilecek ek ticari yazılımları mümkün olan en alt seviyede tutacak şekilde sunumu hedeflenmektedir."

"3.2.2 Ana İletişim Mekanizması Olarak İnternet ve www’in Kullanımı
Hedef, küresel İnternet devriminde maliyeti ve riski düşürebilmek, İnternet’in tüm taraflarca aktif olarak kullanımını sağlamaktır. Bu amaçla geliştirilecek uygulamaların arayüz olarak W3C standartlarını sağlayan İnternet tarayıcılarını (browser) desteklemesi esastır. Kullanıcı tarafından herhangi bir lisans ücreti gerektirmeyecek şekilde tarayıcı vasıtasıyla indirilebilen eklenti ve aracı yazılımlardan yararlanılabilir. "

"3.2.6 Açık Standartların ve Uluslararası Standartların Kullanımı
Birlikte çalışabilirliği mümkün kılma ve rekabeti artırma hedefi kapsamında açık standartların kullanımı benimsenmiştir..... " (Sonrasında açık standardın tanımı yapılıyor)
"Standartlar belirlenirken dikkat edilen temel noktalar; sunulan bilgilerin kullanıcı tarafında asgari derecede ek yazılım gerektirmesi, kullanılacak araçların mümkün olduğunca açık standartlara dayalı olması ve bu bilgilere farklı platformlardan ulaşılabilmesidir."

"Üzerinde işlem yapılabilmesine olanak sağlayan kelime işlem, sunum ve elektronik çizelge belgelerinin paylaşımı için aşağıdaki tabloda belirtilen formatlardan en az birinin kullanımı zorunludur. Bunlardan hangisinin kullanılacağına ihtiyaca göre karar verilebilir....." (Listede Microsoft'a ait sadece Microsoft Office 97 biçimi bulunuyor, sonraki sürümleri yok, tabii ki OpenOffice belgeleri var)

Uzun lafın kısası artık hiçbir kamu kurumu "Bu site sadece IE ile düzgün görüntülenir", "Bu site sadece IE ile çalışır" veya "Belgeleri açmak için MS Office 200x sürümü gereklidir" diyemeyecek, artık bu genelge gerekçe gösterilerek sitelerin Firefox ile çalışması ve belgelerin OpenOffice biçiminde yayınlanması talebinde bulunabileceğiz.

Hadi durmayın, Microsoft ürünleri kullanmadığınız için alamadığınız kamu hizmetleri için kurumlara baskı yapma zamanı.

17 Nisan 2009 Cuma

8.Linux Şenliğine bir çağrı

Kamu kurumlarının internet üzerinden verdikleri hizmetlerde sadece IE kullanan vatandaşları kayırması çok yazıldı çizildi. Bu durumun anayasaya aykırı olduğuna varana kadar görüşler var.

Sonuçta devlet, vatandaşının hizmet alabilmesi için ücretli olarak satılan bir özel şirketin ürününü kullanmayı şart koşuyor. Bu durum, bir resmi kuruma dilekçe vermek istediğinizde A firmasının kağıdını ve B firmasının kalemini satın alarak dilekçenizi bununla yazmaya mecbur kalmanızdan daha kötü. Çünkü özgür kullanıma açık bir kalem yok :)

En son SSK'nın e-bildirge hizmetinin Firefox ile çalışmayı reddettiğini öğrendiğimde bu iş nereye gidiyor diye düşünmeye başladım. Galiba bu konudaki başıboşluk devam ediyor.

Büyük umutlarla kurulan İnternet Kurulu'nun sayfasındaki çalışma ilkelerine bakınca bu işin çoktan halledilmiş olması gerektiğini göreceksiniz.

Hadi mevcut siteleri boşverin en azından yeni açılan hizmetlerde özgürlüğün sağlanması Başbakanlıktan yayınlanacak iki satırlık bir genelge ile de halledilebilir. Ama bunun bile site yasaklamaları, STMP portlarının değiştirilmesi vs. gibi daha teknik, zor ve tartışmalı konuların gerisinde kalması, BTK'nın toplantılarından hiçbir sonuç çıkmaması gerçekten düşündürücü.

Dahası beni en çok düşündüren İnternet Haftası, Linux Şenliği gibi sivil toplum hareketlerinde bu konunun kıyıda köşede kalması, belki hiç dile getirilmemesi.

Ülkemizdeki Linux kullanıcılarının en temel sorunlarından birisi bu olsa gerek.

Haydi, 8.Linux Şenliğinde bu konuda basına yansıyacak bir hareket olsun, basına konuşan herkesin dilinde olsun, gündeme gelsin, kürsüye çıkanlar bu durumu dile getirip bir bilinçin oluşumuna katkı versin...

14 Nisan 2009 Salı

Windows XP Büyülü mü?

Tüm zamanların en güvensiz işletim sistemlerinden birisi, virüslerin ve saldırganların rekor sürelerle en kolay çökerttiği sistem ve bu sistemi çalışır tutmak için çalışan milyon dolarlık antivirüs ve güvenlik sektörü. Windows XP tüm bunlara rağmen iş dünyasında en uzun süre kullanılan, yeni sürümü çıkmasına rağmen desteği defalarca uzatılan bir masaüstü sistemi olarak rekorlara koşuyor. İlk sürümü 2001 yılında piyasaya sürülmüştü, o zaman ilköğretimde okuyanlar bugün üniversitede okuyor :) eminim 2011 yılında da hala kullanılıyor olacak.

Tüm bu hikaye başka hangi işletim sistemi sürümü için anlatılırsa anlatılsın "hadi canım mümkün değil" diyesi geliyor insanın, bu hikayenin mantıklı bir açıklaması nedir? Böyle anormal bir yaşam öyküsü nasıl açıklanır? Acaba Linux büyük bir fırsatı kaçırdı mı?

3 Nisan 2009 Cuma

Pardus artık Milli İşletim Sistemimiz

Bugüne kadar UEKAE'nin öz kaynaklarıyla finanse edilen Pardus projesine önümüzdeki üç yıl için milli bütçeden büyük kaynak ayrılması ile artık Pardus'a Milli İşletim Sistemi denilebilir. Bence bu durum kamu kurumlarında önümüzdeki yıllarda kapsamlı bir göç yaşanacağını da müjdeliyor. Çıkarılacak olan Pardus Kurumsal sürümleri de bu düşüncemi destekliyor.

27 Mart 2009 Cuma

MS Office XLSX Dosyalarında Güvenlik Açığı


Özgürlükiçin.com'un OOXML'e karşı yürüttüğü imza kampanyasında son 20 imza kalmış, haydi buyrun; http://www.ozgurlukicin.com/ooxml/

Bu konuda neler olup bitiyor diye uluslararası kampanya sitesine baktığımda da hiç şaşırmadığım şeyler okudum, mesela xlsx dosyalarındaki güvenlik açığı nedeniyle uzaktan kod çalıştırmak bile mümkünmüş.

21 Mart 2009 Cumartesi

Django sunucusunda statik dosyalar ve Dojo



Biliyorsunuz django'nun "manage.py runserver" komutuyla çalıştırdığımız basit bir Http sunucusu var, bu sunucu ile test ettiğim küçük uygulamama bir CSS dosyası yüklemek istedim. Css dosyasını proje dizinine kaydettim her zamanki gibi yüklenmesini bekledim;


< style type="text/css">
@import "style.css";
</style>


Ancak django sunucusunun root dizini projenin olduğu dizin değilmiş. Yani Css icin HTTP 400 kodu aldım :) Bu CSS'yi ancak şöyle yükleyebildim;

Önce projenin settings.py dosyasına şunu ekledim;


STATIC_DOC_ROOT = '/home/user/django/projectname'


Sonra urls.py dosyasını açıp settings'i import edip, sunucudan /root adında sanal bir dizini servis etmesini ve bunu STATIC_DOC_ROOT değişkenindeki adrese bağlamasını istedim.


from django.conf import settings
.
.
.
urlpatterns = patterns('',
(r'^root/(?P.*)$', 'django.views.static.serve',
{'document_root': settings.STATIC_DOC_ROOT}),
.
.
.


Sonra da css dosyasını @import "/root/style.css" ile yükleyebildim.

Aslında derdim Css dosyası değil Dojo idi. Dojo javascript ile yazılmış bir Web araç takımı. Dojo'yu projenin dizinine açıp önce içindeki css temasına bir bakayım demiştim sadece. Css'yi yukarıdaki gibi halledince zaten Dojo'yu da aynı şekilde yükleyebildim.


<script type="text/javascript"
src="/root/js/dojo-release-1.2.3/dojo/dojo.js"
djConfig="parseOnLoad:true, isDebug:true"></script>


Dojo AFL ve BSD lisansı ile geliştirilen hafif ve hızlı bir araç takımı, henüz tam olarak inceleyemedim ama sitesindeki örneklere bakılırsa çok basit, şık ve kullanışlı görünüyor.

Ancak günün sürprizi şu oldu; "Nalet olsun içimdeki daldan dala atlayıp durma hevesine" diye söylenip bunlar için gogıllama yaparken bir de karşıma dojango diye bir şey çıkmasın mı! Allahım bu dünyanın çivisi çıkmış demek geldi içimden :)

17 Mart 2009 Salı

FPS Oynamak katil etseydi...

Son günlerde Almanya'daki okul cinayetlerini FPS oyunlarına bağlamaya çalışan görüşler basında sık yer almaya başladı ve muhtemelen alileler bu oyunları oynayan çocukları konusunda ne düşüneceğini bilemiyor.

Birinin çıkıp bu oyunları oynamanın bir "Neden" değil bir "Sonuç" olduğunu söylemesi gerekiyor.

Bu tıpkı virüs ve truva atı saldırıları nedeniyle şifrelerini çaldırıp verilerini kaybeden bir kullanıcının virüsleri suçlamasına benziyor. Aslında virüsler bir sonuç, sebep malum işletim sisteminin acıklı durumu. Yani bu kullanıcı virüsleri suçladığı sürece başı virüslerle belada olmaya devam edecek.

Sorunlu aile ilişkileri, farklılıkları dışlayan toplumsal yapılar ve insanları robotlaştırıp sosyal kısırlığa neden olan batı tarzı endüstriyel yaşam biçimi gibi nedenler üzerine kafa yormak yerine FPS oyunlarını günah keçisi ilan etmek elbette daha kolay.


15 Mart 2009 Pazar

Pardus'ta Xfce keyfi...

Geçen ay KDE4.2 İle bir süre KDE4 kullandım ve açıkçası Pardus 2009 için bayağı endişelendim. Çünkü 256-512MB RAM'ı olan sistem sahipleri için Pardus 2009 artık tercih edilmeyecek diye düşünmeye başladım. Buna benim gibi sistemi daha iyi olsa da masaüstünün mümkün olduğunca hızlı ve sade olmasını isteyen ve KDE4'e bu yüzden soğuk bakan kullanıcıları da ekleyince endişelenmemek elde değil.

Bu nedenle bir süredir uzaktan izlediğim Xfce'nin Pardus 2009 ile tek masaüstüm olmasına karar vermiştim. Öi e-derginin 12.sayısı editörü olunca da bu sayının teması olarak "Pardus'ta Xfce"'yi önerdim. Ne kadar doğru bir karar verdiğimi şimdi daha iyi anlıyorum çünkü Xfce temasını işleyen bir derginin editörü olarak kullanmamam düşünülemez diyerek geçen günlerde kurdum ve sonuç şu; Artık Xfce tek masaüstüm, Pardus 2009'u beklemeye gerek yok!

Xfce tüm paketleriyle birlikte 20MB civarında tutan bir indirmeyle hemen kuruluyor ve hazır hale geliyor. Çok basit ve anlaşılır bir yapısı var, içgüdüsel olarak da neyin nerede olduğunu bulmak mümkün, Xfce Ayar Yöneticisi çok basit ve en temel ayarlar kolayca yapılabiliyor. Her şeyden önemlisi %99 oranında Türkçe. Gözüme çarpan tek kusuru ise mevcut KDE uygulamalarının menülerde yol açtığı karmaşa oldu, ancak bu benim için çok önemli değil. Ayrıca pencere yöneticisinin sadeliği çok rahatsız ederse de Compiz'i açabilirsiniz.

Bence Xfce kullanmak isteyenler ellerini çabuk tutsun çünkü Pardus 2009 ile mümkün olan en sorunsuz Xfce masaüstüne sahip olmak istiyorsanız şimdiden kullanmaya başlayıp hata ve isteklerinizi geliştirme ekibine bildirmeniz lazım, ne kadar çok göz o kadar az hata :)

Kurmak için; Paket yöneticisine katkı deposunu eklemiş olmanız gerekli, sonra Xfce bileşenindeki tüm paketleri kurun.

Açmak için; Kullanıcı girişi ekranında Alt+M kısayoluyla açılan menüden Xfce seçerek kullanıcı girişi yapmalısınız (otomatik giriş yapıyorsanız da masaüstünde Ctrl+Alt+Backspace ile KDE'yi kapatıp kullanıcı girişi ekranına dönebilirsiniz.) Aynı menüdeki KDE seçeneği ile de istediğiniz zaman KDE'ye geçebilirsiniz.


12 Mart 2009 Perşembe

Tişörtüm artık özgürlüğümü anlatacak

Geçenlerde Inkscape öğrenmek için bir tux çizmeye çalışmıştım, ortaya yukarıdaki tombul sevimli şey çıkmıştı, bunu bir tişörte bastırıp giymek istedim ama öyle tek başına tux koyunca kim ne anlar diye düşünerek mesaj kaygısına düştüm, sonunda yukarıdaki tasarımı taşıyan bir tişörtü giyebileceğimi düşünerek siparişimi verdim. Aslında yazılı çizili şeyler giymekten hoşlanmam ama bu başka :) Ben siyahı tercih etmiyorum ama isteyen olur diyerek bir de siyah tişört üzerine uygun hazırladım.

http://www.tish-o.com.tr/shops.asp?id=1664

4 Mart 2009 Çarşamba

Pardus'u ne zaman kurmuştum?


armut@sisko ~ $ ls -l /var/log/yaliInstall.log
-rw-r--r-- 1 root root 51652 Haz 13 2008 /var/log/yaliInstall.log


Bilgisayarıma işletim sistemi kurmayalı 9 ay olacak, Pardus 2008-2009 geçişi sağlanırsa kurulum yapmayı unutabilirim :) Yok yok sırf YALI nasıl olmuş diye bakmak için yeni kurulum yaparım artık...

3 Mart 2009 Salı

Feyzo ve Anti-Feyzo Sendromu

Pardus iki yıldır çok güzel bir rüzgar yakaladı ve gittikçe popülerleşiyor. Bilgisayarlarla az buçuk haşır neşir olan herkesin kulağına adı çalınıyor bu kişilerin eline bir yerlerden CD'si geçiyor veya internette bir şekilde karşısına çıkıyor. Böyle olunca pek çok kişi tarafından en azından kısa bir süreliğine de olsa kullanılarak iyi veya kötü eleştiriliyor.

Bu Pardus denemelerini yapan kişilerin verdikleri tepkiler ve eleştirileri çok çeşitlendirilebilse de benim artık "Feyzo Sendromu" dediğim tipik bir durum var.

Bir kişinin Feyzo Sendromu yaşaması için bazı ön şartlar vardır.
  1. Öncelikle bu kişi uzun süre Windows işletim sistemi kullanmış, kullanmakla kalmayarak bu sistemin pek çok teknik detayına vakıf olmuş birisidir. Windows'u istediği gibi özelleştirebilecek, pek çok sorunu çözebilecek seviyede birisi olduğundan kendisini "Bilgisayardan anlayan kişi" olarak takdim eder ve bundan gurur duyar. (Hakkıdır da, o kadar zaman ve emek harcamış)

  2. Bir diğer şart bu kişinin çevresi tarafından da böyle kabul edilmiş olmasıdır. Çevresi bilgisayarlarla ilgili her türlü sorunlarında bu kişiden danışmanlık ve teknik destek hizmeti alarak onun gururunu okşarlar ve kendisini geliştirmesi için motive ederler.

  3. Son şart olarak bu kişi Windows haricindeki başka işletim sistemlerini çok iyi tanımamaktadır. Geçmişinde Linux dağıtımları veya başka sistemlerle iyi hatırlayamadığı bazı tecrübeleri olmuşsa da bu konuda karşılaştırma yapacak pek bilgi edinememiştir.

Ve bir gün bu kişi Pardus'u denemek ister, ne de olsa bilgisayardan anlayan birisi olarak gün geçtikçe bu konuda kendisine daha çok soru sorulmaya başlanmıştır, gidişat bellidir, bir gün gelecek, bir yakını karşısına Pardus yüklü bir bilgisayar ile çıkacaktır. Kişi şöyle düşünür; ya böyle bir durumda ağ ayarını yapmak veya bir program yüklemek gibi basit bir işlemi yapamazsam, ya benim bilgisayardan anlayan kişi imajım yerle bir olursa?

İşte Feyzo Sendromunu hazırlayan durum budur. Bu durumdaki pek çok kişi bu korkularla gizli kapılar ardında Pardus kurma ve kullanma denemeleri yapar.

Takdir edersiniz ki bu durumdaki birisinin Pardus kurarak bir iki günde tüm sistemin çalışma mantığını anlaması ve dahası sorun çözme becerisi ve teknik bilgisine sahip olması neredeyse imkansızdır. Ancak yukarıdaki gibi bir stres altındaysanız karşılaştığınız her zorluk, anlamanız gereken her konu, çözmeniz gereken her şey karşınızda büyür. Önünüze okumanız gereken wiki belgeleri, çok yabancı olduğunuz komutlar ve sorun çözme yöntemleri ile bazen geç cevap verilen posta listeleri ve konuların birbirine karıştığı forum başlıkları çıkar. Bu durum yavaş yavaş paniğe yol açmaya başlar ve kişi şöyle düşünür; "yahu bunu neden buraya koymuşlar, bu neden bu kadar zor, bunun nasıl çalıştığını anlamak için daha ne yapmalıyım, bunu böyle yapana kadar şöyle yapsalarmış, burası hiç olmamış" vs. Panik stresi tetikler, stres de anlamayı zorlaştırarak yaklaşımı bozar. Bu hekır gözüyle bakılan kişi Pardus'u açtığı andan itibaren bilgisayarda hiçbir işini halledemez hiçbir sorunu çözemez duruma düşer. Nereden nereye değil mi :)

Tam bu durumda eğer kişi düştüğü bu acıklı duruma karşı savunma psikolojisi ile Pardus'u aşağılama eğilimi gösterirse Feyzo Sendromuna yakalanmış demektir. Bu durumdaki kişileri forum gibi çeşitli e-sosyal ortamlarda Pardus'un eksikliklerini aşağılayarak "Pardus kötü olmuş, ne haliniz varsa görün, kim kullanırsa kullansın, bu ne biçim sistem" anlamına gelen agresif mesajlar yazdıklarında tanıyabilirsiniz. Böylece kendi zedelenmiş egolarını onarmaya çalışmaktadırlar.

Evet Pardus'un pek çok eksiği var ancak buradaki doğru tavır "Pardus bence kötü olmuş, ben bilgisayardan biraz anlarım, eksikleri gidermek için ne yapabilirim?" şeklindeki tavırdır.

Feyzo Sendromuna cevap verenlerin ise genellikle düştükler durum ise Anti-Feyzo Sendromu olarak düşünülebilir, bu durumda kişi Feyzo Sendromu yaşayan kişiye karşı; Pardus veya Linux'un eksikliklerini ve kusurlarını görmezden gelip engin Linux bilgisini herkesin sahip olması gereken bir erdem gibi göstermeye meyillidir. Bu da en az Feyzo Sendromu kadar olumsuz bir tavırdır.

Asıl erdem hiç bilgisayar kullanmamış birisinin bile teknik konuları öğrenmesine gerek kalmadan, ne olduğunu bilmediği "how to" belgelerini uygulamaya mecbur kalmadan kullanabilmesini sağlayacak bir sistemi geliştirmektir.

26 Şubat 2009 Perşembe

Kimse MS'a ne kadar lisans bedeli ödediğini bilmiyor

Elektrik Mühendisliği Dergisi’nin 435. sayısı “Özel Mülk Yazılım, Özgür Yazılım ve Açık Kaynak Kod” başlıklı dosya konusu ile yayımlandığını Emre Erenoğlu'nun Pardus listesindeki mesajından öğrendim. Gerçekten çok güzel bir kaynak, şimdiye kadar ancak tahmin edilebilen kamunun lisans harcamalarına ne kadar kaynak ayırdığı konusunda (yine tahminlerden kurtarmasa da) orantı kurularak en azından ciddiye alınabilir rakamlara ulaşmak mümkün. Tahminlerden kurtaramıyor dedim çünkü yazıya kaynak teşkil eden ve TBMM'de verilen soru önergesinin cevabına göre sorulan 64 kurumdan 18’i maliyet bildirimi dahi yapamazken, 9 kurum ancak kısmi maliyet ortaya koyabilmiş. Maliyeti çıkaramamalarına gerekçe olarak da yazılımların donanım ile birlikte alınması ve lisans bedelinin ayrıştırılamaması gösteriliyor.

Bugün yeni satın aldığınız bir bilgisayardaki MS EULA sözleşmesini kabul etmeyip yazılımı iade etmek isteseniz bile ödediğiniz parayı geri alamıyorsunuz, MS ve satış ortakları kanunlardaki boşluklardan faydalanarak kullanıcıların özgürlüğünü kısıtlamış durumda.

24 Şubat 2009 Salı

Dışarıdakiler ve içeridekiler

Adamlar her şeyimi biliyor, evet bir gün google her şeyimi biliyor olacak. Bugün arama motorlarında ne aradığımı, kiminle ne konuda yazıştığımı, anında mesajlarımda hangi konuda ne düşündüğümü, sosyal ağlarda hangi konulara ilgi duyduğumu, kiminle nasıl bir ilişki içinde olduğumu vs. Yarın banka hesaplarımı, düzenli harcamalarımı, sosyal durumumu. Öbür gün neler olacak kim bilir;

Neo-İnternet denilecek bir ağ üzerinde kurulu büyük bir organizasyon, buna ister devlet denilsin ister başka bir şey, yeryüzündeki tüm sosyal, kültürel ve ekonomik yaşamı fişleyecek bir yapı içinde, bu organizasyondan alınan kimliklerle yaşamaya başlayacak torunlarımız. Buzdolabımdaki ısıdan, güvenlik kameralarımın görüntülerine, aldığım ilaçlardan, seyrettiğim filmlere, yediğim yemeklere, her an nerede ne yapacağıma, belirlediğim takvimlerde nerede ne amaçla bulunacağıma dair herşeyi biliyor olacak adamlar. 7 Günümün 24 saatinin her dakikasında nerede ne yaptığımı biliyor olacaklar. Hiçbir yere kaçamayacak, hiçbir yerde saklanamayacağım, çırılçıplak yaşayıp öleceğim.

Tüm bu ağın dışında, dışarıda olan birisi için yaşam tekerleğin bulunduğu günlerden farklı olmayacak. Marketten alışveriş yapamayacak, okula gidemeyecek, hiçbir şey sahibi olamayacak, hiçbir sosyal faaliyette bulunamayacak, tam bir ilkel gibi yaşamak zorunda kalacak.

Dünya ikiye bölünecek, içeridekiler ve dışarıdakiler. İçeridekiler çoğunluğu oluşturacak ve büyük şehirlerde üstün ırk olarak gelişmiş teknoloji içinde yaşarken, dışarıdakiler küçük köylerde verimsiz topraklarda ilkel tarım ve hayvancılık ile zor koşullarda, hastalık ve vahşilik içinde aşağı ırk olarak yaşama savaşı verecek.

Bir an içime Nostradamus gibi bir korku düştü, klavyenin başından sonsuza kadar kalkmak istedim, bugünden hepimiz oturmuş el birliği ile bu yeni ağı kurmaya çalışmıyor muyuz? Bugün bile İnternet'ten sosyalleşen, para kazanan, yemek sipariş edip, alışveriş yapan, eğitim görüp, evlenen bir tür insan ile bilgisayara karşıdan bakan diğer bir tür insan arasındaki uçurum her gün büyüyor. İnternet klasik devlet mekanizmalarının altını oymaya ve zayıflatmaya çoktan başladı.


21 Şubat 2009 Cumartesi

Bir seminer hikayesi - 2

Seminerden önceki iki gün boyunca Antalya neredeyse güneş yüzü görmedi ve gece gündüz yağmur yağdı, meteoroloji raporunda da Cuma gününü soğuk ve yağmurlu gösteriyordu, Akın ile IRC'den görüştüğümüzde de Antalya'nın en soğuk günleri ve yağmur var demiştim, ama Cuma sabahı hava pırıl pırıldı :)

Seminer iş gününde olduğu için işyerinde sabahtan biraz koşturmaca yaşayıp ancak 11:00 gibi Üniversiteye gidebildim. Görkem ve Akın beyler kampüste Bilgisayar toplalağundaki arkadaşlar ile buluşmuşlar yemek yemek için dolaşırlarken karşılaştık, yakın bir yere oturup yemek yerken birden hava kapınap yağmur yağmaya başladı, masadaki cep telefonları, dizüstü bilgisayarlar ve güneşlenmek için şemsiyenin altına geçmeyen Görkem beyi yağmurdan korumak için herkes seferber oldu.

Seminer salonuna geçtiğimizde bizi Öğr.Gör.H.Serhan YAYLACI bey kaşıladı. Kendisi de bir Pardus kullanıcısıymış salondaki hazırlıklar konusunda çok yardımcı oldu. Akın hemen masada bulduğu bir vga kablosunu dizüstüne bağlayıp projeksiyonu açtı ama ne yaptıysa görüntü alamadı, tam Görkem bey bilgisayarı alıp 177, 188, xorg gibi kelimeler kullanmaya başladığı sırada aslında o kablonun projeksiyona bağlı olmadığını görevliden öğrendik :) Yani aslında bir sorun olduğuna inandığınız şey gerçekten bir sorun olmayabilir.

Seminer başladığında salonda 150 civarı bir kalabalık vardı ve çoğu öğretim üyelerinin (başta Serhan bey) getirdiği öğrencilerdi. İlk sunumda Akın gür sesiyle 100 kadar yerinde duramayan ve neler olup bittiğini anlamaya çalışan üniversite öğrencisine Pardus'u anlatmaya çalıştı, sunumu bitirdiğinde ringden alıp üzerine bir havlu attık, ikinci sunumu yapacak olan Kubilay daha şanslıydı çünkü öğrencilerin hemen hepsi DVD'leri de kapışarak gitti. Aslında en çok ona üzüldüm, Akın bile Pardus DVD'sinden almak istiyordu ama asıl vermek istediğimiz ve semineri sonuna kadar ilgiyle takip eden katılımcılara kalmadı.

Kubilay Özgürlükiçin.com'u anlattı, ilk semineri olduğu için Akın ile düet yaptılar, sonra da Fırat bey aslında çok önemli bir konu olan MEB'nın AKK İşletim sistemleri ve Pardus üzerine kurduğu yeni müfredat çalışmalarını anlattı. Özellikle bu sunumu düşünerek geçen hafta Antalya'daki liselere davetiye göndermiştim sonuçta birkaç liseden öğretmenler bu sayede seminere katıldıkları için bu sunum da amacına ulaşmış oldu diyebilirim. Zaten bazı okullarda Pardus ders olarak işleniyormuş ve öğrencilerden bayağı ilgi varmış, bir diğer sevindirici haber de şu;

Antalya'daki tüm sağlık ocaklarında Pardus kullanılıyormuş, bunu geçen yıl yaptığımız bir üye toplantısında Sağlık Müdürlüğünden gelen bir üyemiz söylemişti ama kurulu bilgisayar sayısını o zaman bilmiyorduk, yanlış duymadıysam 600 gibi bir rakam telaffuz edildi, hala 2007.3 kullanıyorlarmış, 2008'deki uzak masaüstü bağlantısı konusunda yaşadıkları bir sıkıntıyı aşamamışlar, Akın bunu geliştiricilere iletmek için not etti. Ancak 600 bilgisayarında Pardus kullanan bir resmi kurum acaba neden Pardus Ekibi veya bir çözüm ortağı ile daha resmi bir ilişki içine girmez onu hala merak ediyorum, bu kadar da özgür olmayın yahu :)

Seminer sonundaki soru cevap bölümünde katılımcı sayısı 20 kişiye kadar düştü, hava kararmıştı ve Görkem bey başta olmak üzere herkes acıkmıştı. Akın yine 3.raunt için ringe çıktı ama bu sefer Görkem bey ile düet yaptılar. Sorular genelde Windows, Virüsler-Pardus ve Pardus'un finansal durumu ile ilgiliydi. Gelen sorulardan konuya yabancı insanların özgür yazılımların gelişim yöntemini anlamalarının, gönüllülük ve kullanıcı katkısı gibi kavramların sonuçlarını ciddiye almalarının ne kadar zor olduğunu anladım.

Seminer bitiminde birkaç lise öğretmeni topluluğumuza üye olmak istediklerini söyleyerek ayrıldı. Ramazan evlerden gelen bilgisayarları toparlayıp götürürken, Görkem Bey muhtemelen kendisini birkaç saattir sabırsızlıkla bekleyen ailesine ve soğumakta olan yemeklere doğru hızlıca çıktı. Akın seminer salonundan çıkınca sabah bileti olduğu halde gece kalıp kalmamak konusunda kararsızlık yaşarken bileti nasıl akşama alabilirim diyerek THY temsilcileri ile uzun uzun görüştü ama kalmaya karar verdi.

Serhan bey ve bilgisayar topluluğu başkanı Namık bey araba ile Kubilay, Akın ve beni misafirhaneye bıraktı. Oradan yemek yemek için kampüs içinde canlı müzik yapmayan bir yer bakınırken sesi fazlaca açık bir sahnenin önünde otururken bulduk kendimizi :) Seminer sarhoşluğu herhalde böyle bir şey, masayı değiştirsek de birbirimizi duyamadığımızdan hızlıca atıştırıp sakin bir kafeye oturduk. Pardus ve özgürlükiçin konulu güzel bir sohbet sonunda tahminimce Akın'ın ses telleri artık paslı gitar teline benzemeye başladığından geç olmadan Akın'ı misafirhaneye bırakıp Kubilay ile ayrıldık.

Seminerde Serhan Bey video çekilmesini sağladı Görkem bey de birkaç kare çekti, bende çekmiştim ama elimdeki makine salon karanlığında oldukça yetersiz kalmış onun için görsel koyamadım, ama sanırım yakında videoyu özgürlükiçin'den izleyebileceğiz.