Dojo, Dojo Vakfı tarafından geliştirilen ve pek çok açık kaynaklı projenin en temel taşı olan güçlü bir Javascript (JS) araç takımı. Coffescript (CS) ise benim gibi JS'nin iğrenç söz diziminden nefret edenlerin kolay anlaşılır JS yazmasını sağlayan minik bir derleyici.
2 Haziran 2012 Cumartesi
10 Mayıs 2012 Perşembe
Youtube videosu eklenen SDN foruma kapatma kararı
Ülkemizdeki elektronik yasaklama uygulamasının son örneğini az önce ağzım açık okudum. Bir üyesi tarafından forumda bir youtube videosu paylaşılan SDN forum, Müyap tarafından şikayet edilmiş ve mahkeme SDN forum sunucularının kapatılmasına karar vermiş!* Evet, video Youtube sunucusunda, kapatılan SDN forum, üstelik bağlantı 15 dakikada kaldırılmış olduğu halde.
Üzerinde yorum yapabilmek için mantıklı bir şeyler aradım ama bulamadım. Umarım sanatçılar "böyle saçmalık olmaz" diyerek Müyap yönetimini uyarırlar.
19 Nisan 2012 Perşembe
Pardus'u kaldırmak
Pardus'u kaldırmak isterken sistemi açılmaz hale gelen veya bu durumdan korktuğu için kaldırmayı göze alamayan kullanıcıları okudum forumlarda, maalesef verilen bazı yanlış bilgiler de bu duruma yol açabiliyor. Aslında sorunsuz bir kaldırma için küçük bir püf noktası var işin;
Disk bölümlerini biçimlendirmeyi en sona bırakın. Önce sistemde kalmasını istediğiniz işletim sisteminin önyükleme yazılımını onarma işlemini yapın.
Windows kullanıcıları bu işlemi Windows kurulum DVD'sindeki başlangıç onarma seçeneği ile yapmalıdır. Diğer Linux dağıtımı kullanıcıları dağıtımın wiki veya forum sayfalarına bakmalıdır.
Bilgisayarı başlattığınızda Pardus'un resimdeki önyükleme menüsü ile karşılaşmıyorsanız işlem başarılı olmuş demektir, artık açtığınız diğer sistemden Pardus bölümünü biçimlendirebilirsiniz.
Eğer Pardus yerine başka bir Linux dağıtımı veya Windows kurulumu yapacaksanız zaten böyle bir işleme gerek olmayacaktır. Herhangi bir dağıtımın Live CD'si ile Pardus böümündeki dosyalara ulaşabileceğinizi de unutmayın.
10 Nisan 2012 Salı
Pardus tarihi eser oldu
Pardus projesi 2011 yılının son aylarında, kağıt üzerinde olmasa da fiilen sona erdirildi. Aslında olayların gelişimine bakınca buna sona erdirmek yerine infaz etmek demek daha doğru olacak, infazdan sonra Pardus'un başarısızlığından ötürü suçlu bulunmuş olduğunu öğrendik. Ancak bu konuda hiçbir doyurucu açıklama ve objektif bir değerlendirme sunulmadı.
Şimdi kimse "ama Proje devam ediyormuş...." falan demesin lütfen, Pardus'a ait herşey artık birer tarihi eserdir, yarın bir dağıtım daha çıksa bile o başka bir şey olacak.
Ben de başarısızlıklar neler olabilir diye düşünerek aslında epeydir yazmak istediğim bazı tahminleri ancak yazma fırsatı bulabildim.
Belki kötü bir ürün olduğu için başarısız görüldü. Pardus'un Türkçe hata bildirimi kabul etmesi ve Türkçe belgelendirme ve gönüllü desteği nedeniyle ülkemizde hızlıca yaygınlaşması zaten normaldi. Tarafsızca değerlendirmek için uluslararası sitelerde Pardus hakkında yapılan incelemelere ve yurt dışındaki Pardus kullanıcılarının açtıkları sitelerdeki değerlendirmelere ve desteğe bakmak gerekiyor. Ben bakınca Pardus'un kötü bir ürün olmadığını açıkça görüyorum.
Belki de kamu kurumları kullanmadığı için başarısızdı. Demek ki pek çok kamu kurumu Pardus'a göç çalışması başlatmış ancak Pardus yetersiz-başarısız olduğu için göç yürümemiş olmalı. Böyle bir şey duyan, gören, bilen var mı? Böyle bir şey olmadı, dahası Pardus'a kısmen veya tamamen göç eden birkaç kurumun halen Pardus kullandığını biliyoruz. Hatta bugün kağıt üzerinde bir Pardus kaldıysa belki varlığını bu kurumlara borçludur. Bence Pardus kamu kurumları için de oldukça yeterli bir ürün sundu.
Zaten Pardus'un kamu kurumlarında yaygın kullanılmamış olmasının nedenini kime sorsanız size anlatır;
- Kamu idaresi 5 yıl boyunca kanun, yönetmelik, genelge bağlamında kamu kurumlarını Pardus göçüne hazırlayıcı, teşvik edici veya bağlayıcı hiçbir çalışma yapmadı.
- Yapmadığı gibi ihalelerde MS (Microsoft) teknolojilerine bağımlılığı arttıran yatırımlara da izin verildi. Hatta daha da kötüsünü yaparak kamu hizmeti almak isteyen vatandaşların MS ürünleri satın almasını zorunlu kılan hizmetler bile sundu.
- Kamu'da bilgi işlem kadrolarında görevli personellerin pek çoğu kamu yararını düşünüp MSCE ve eşdeğer belgelerini duvardan indirip çekmeceye koymak istemedi. Pardus ile karşılaştıklarında Pardus'un MS teknolojileri ile olan uyumsuzluklarını ve farklılıklarını bahane ederek çamur atıp, tepeden bir bakışla ahkam kestiler. (Ama yine de memurları suçlamayıp amirlere bakın, onlara bu fırsatı veren yine kamu idaresinin iradesizliğiydi)
(Daha fazla ayrıntı için bkz: http://www.pardus-linux.org/dergi-konulari/34/bir-kaplumba%C4%9F-kamu-ve-pardus)
Kısacası kamu idaresi 5 yıl boyunca Pardus'u yok saydı, MS ürünleri kadar sahiplenmedi. Tüm bunların sorumlusu olarak Pardus infaz edilmiş olmamalı.
O zaman Pardus yönetimi başarısızdı. Bu önerme zaten (geçtiğimiz haftalarda) Pardus'un gıyabında yapılan yargılamada en çok oyu almış görünüyor, hatta diğer maddelerin pek çoğu da kendi içerisinde yönetim başarısızlığını taşıyor. (bkz: http://nyucel.blogspot.com/2012/03/pardusun-yarn-calstaynn-ardndan-2.html)
Pardus'u infaz edenler çalıştay katılımcıları gibi sadece yöneticileri sorumlu göstermiş olsaydı yöneticileri değiştirmeleri ve yeni politikalar belirlemeleri yeterli olacaktı, ama aşırı bir tepkiyle mühendislerle birlikte projeyi tamamen dağıtmak yoluna gidildi.
Ayrıca son zamanlarda infaz nedenlerinin sadece bunlardan ibaret olmayabileceğini de düşündüm, kağıt üzerinde bir isim olarak kalan projenin BİLGEM'den ULAKBİM'e bağlanmış olması projenin çalışma şeklinin de değiştirilmek istendiğini gösterdi. Ancak bu da mühendislerle birlikte projeyi dağıtmayı gerektirecek bir sebep olmasa gerek.
Sonuçta kamu kurumlarında yaygın kullanılmaması, kötü bir ürün olması ve kötü bir yapılanma ile geliştirilmesi gibi gerekçeler yukarıda yazdıklarımı çürütecek şekilde nesnel olarak ispatlanmış olsaydı bile, bunların hiç birinin çözümü projeyi yok etmeyi gerektirmiyordu. Tabii gerçekten amaç Pardus'u devam ettirmek idiyse.
Şimdi tüm bu yazdıklarımı bir kenara koyup bir de şuna bakıyorum; Önce sorunları tespit edip çözüm arayalım, gerekiyorsa ondan sonra yok ederiz demek yerine aceleyle infaz ettikten sonra gelin bakalım neymiş bu Pardus'un başarısızlığı demenin profesyonel bir yeniden yapılanma çalışması ile ilgisi yok.
Tüm bunların ışığında projenin ipinin geçen yıl ortalarında çoktan çekilmiş olduğu, ipi çekenlerin başarı ve başarısızlık gibi bir hassasiyetlerinin olmadığı, bunların sadece bahaneler olduğu, nesnel değerlendirmeler yapılmadığı, yeniden yapılanmadan anlaşılanın yok et ve yeniden inşa et olduğu sonucuna vardım.
Eh, pek çok kurumun, sevimli görünmesi için adına yeniden yapılanma denilen bu çarktan geçtiğini biliyoruz, ancak işin bu pis kısmını değerlendirecek değilim.
19 Mart 2012 Pazartesi
Google Dokümanlar 5 gündür kırık
Google Dokümanlar'da 15 Şubat'tan beri önemli bir hata mevcut, paylaşılan koleksiyonlara gogıl hesabı ile giriş yapılmadığı sürece erişilemiyor ve HTTP 500 sayfası ile karşılaşılıyor. Bazı kullanıcılar bir hata raporu ile durumu bildirmiş, bazı gogıl çalışanları da üzerinde çalıştıklarını ifade etmişler. Amacı paylaşmak ve ortak çalışmak olan bir hizmet hayati bir uzvunu yitirmiş durumda.
Ancak bana ilginç gelen şey özellikle ABD'de aralarında kamu kuruluşları da olan pek çok kurumsal müşteri tarafından kullanılan bir serviste 5 gündür devam eden böylesine öldürücü bir hata karşısında gogılın hiçbir blog girdisi veya basın duyurusu yayınlamamış olması. Belki de benim takip etmediğim bir yerde yazılmıştır, öyle olsa bile pek çok teknoloji sitesinde haber olurdu diye düşünüyorum ama hala göremedim. Hadi gogıl açıklamıyor teknoloji sitelerinin de mi 5 gündür haberi yok? SkyDrive Sevenler Derneği üyeleri neden davul zurnayla ortaya dökülmedi anlayamadım. Bu işte bir gariplik var gibi geliyor bana.
20 Aralık 2011 Salı
Sona mı yaklaşıyoruz?
Pardus proje yönetici tarafından yapılan 2 Kasım tarihli son açıklama
ile Tübitak bünyesindeki yeniden yapılanma çalışmalarına bağlı olarak
Pardus projesinde de bazı değişiklikler olacağı belirtilmişti.
Proje
çalışanları ve projeden ayrılan geliştiriciler Tübitak ile yaptıkları
gizlilik anlaşmaları nedeniyle açıklama yapamadıkları ve henüz resmi bir
açıklama da olmadığı için projenin geleceği konusunda ne gibi
değişiklikler olduğu bilinmiyor.
En son Pozitif.tv yayınına
katılan geliştiricilerden Gökmen Göksel, Pardus 2012 bireysel sürümü
olmayacağını 2012 sonunda 2013 bireysel sürümü yayınlanmasının
planlandığını söylemişti. Ancak eski Pardus kullanıcıları böyle uzun
vadeli planlamaların hiçbir zaman tutturulamadığını biliyor :)
Son günlerde ise projenin bireysel sürümleri artık
yayınlamayacağı sadece Kurumsal sürümlerle yoluna devam edeceği bazı
listelerde konuşulmaya başlandı. Bu, Pardus 2011'in son bireysel sürüm
olarak kalacağı ve bireysel kullanıcılara veda edileceği anlamına geliyor.
Şu günlerde herkesin gözü yapılacak resmi açıklamalarda.
23 Kasım 2011 Çarşamba
Yazsam faydası yok, yazmasam...
Sayın Bakan bazı eleştirileri yanıtlamış;
Okurken aklıma gelenleri yazayım dedim.
"Yasak söz konusu değildir. Tamamen isteğe bağlıdır."
Yıllardır mahkeme kararlarıyla genel sansür uygulanıyor, bunun adı yasak değil mi? Değil, çünkü ortada özgür bir internet olmayınca yasak kelimesinin anlamı kalmıyor. Üstelik "Bedelli askerlik" aslında "Bedelli tezkere", yani askerlik=tezkere olabildiğine göre yasak=özgürlük de olabilir, tabi tabi neden olmasın?
"...biz mahkeme kararını tanımıyoruz, internete yasak gelir mi?' diye
duyarsız kalıp, mahkeme kararını uygulamayacak mıydık? Biraz insaf
lazım."
Bu mahkemeler keyfi değil ilgili kanuna göre karar veriyor, bu kanunları da leylekler getirmedi ki? Kanunları çıkartıp sonra "ne yapalım mahkeme kararı" demek... biraz insaf.
''Biz ne yapacaktık; 'ey Youtube, sen istediğin gibi Atatürk'e hakaret et,... ama sonunda biz Youtube'u dize getirdik."
Malum ülkelerden birinde 17 yaşındaki bir çocuk lise arkadaşlarına hava atmak için bir video hazırlayıp paylaşıyor ve paylaştığı sitenin 70 milyona yasaklandığını öğreniyor. Bu eğlenceyi görenler acaba Türkiye'de şu siteyi de yasaklatabilir miyim diye yarışa girmeye başlıyor. X Ülkesindeki birisi suç işliyor, cezası 70 milyon insana kesiliyor, pardon dize getiriliyor.
"'Milyonlar kazanıyorsunuz, beş kuruş vermiyorsunuz, bunu yapmaya hakkınız yok, temsilciliğiniz yok' dedim"
Dedi ve masum vatandaşlarına zincir vurdu, kendimi rehine gibi hissetmiştim. Hadi rehine olmayı kabul ettik diyelim, Youtube, kendisi gibi yüzlerce site ile birlikte uzun yıllardır aynı şekilde çalışıyordu, beş kuruş vermedikleri hakaret videoları yayınlanınca mı akıllara geldi, bu zaafiyetin vergi kaybının hesabı kime sorulacak? Ve neden sadece Yutub'un 5 kuruşu hesap ediliyor? Ayrıca TC'de iş yapan şirket ve şahısların yurt dışındaki hosting firmalarına ödedikleri kuruşlar nasıl vergileniyor? Youtube hakaret dolu yorumlarla dolu, onlar ne olacak? Bu işte başka hesaplar mı var?
Neyse, fazla kafa yorarsam sıyıracağım. Görünüşe göre TC Devleti birilerini dize getirmek için vatandaşlarını rehine olarak kullanmaya devam edecek.

Ayrıca bir zamanlar güvenli bilgisayar ve internet kullanımı için Pardus
kullanılabileceği de yazılan http://guvenliinternet.org/ sitesi artık
Microsoft'a emanet edilmiş durumda, reklamlar gırla gidiyor.
15 Kasım 2011 Salı
Google hesabı olmayanlar google gruplarına nasıl katılacak?
Bir google e-posta grubuna katılmak istediğinizde grup sayfasındaki "Bu gruba katıl" bağlantısını tıklıyorsunuz ve oturum açmadıysanız google oturumu açmanızı isteyen bir sayfa ile karşılaşıyorsunuz.
Ya Google hesabınız yoksa? Sayfada ne [grupadı]+subscribe@googlegroups.com adresine bir e-posta gönderebileceğinize dair ne de başka bir bilgi yok. Google hesabınız yoksa üye olamazmışsınız gibi bir intiba uyandırıyor Google.
Eğer bir grup yöneticisiyseniz ve bu durumdaki kullanıcılar için bir kolaylık istiyorsanız grup ayarlarından ulaşabileceğiniz ve e-posta kayıt formu bulunan tanıtım kutusu HTML kodunu web sayfanızda yayınlayabilirsiniz.
Ya bir web sayfanız yoksa? veya web CMS sistemi, forum sayfası gibi siteler HTML kodlarındaki form alanlarını temizleyerek kaydediyorsa (ki benim başıma gelen durum budur)!
Bu durumda grup URL'sinin sonuna /boxsubscribe ekleyip bu bağlantıyı paylaşabilirsiniz. Sayfada ilk bakışta kullanıcıyı şaşırtan bir cümle bulunsa da Google hesabı olmayanlar için de eli yüzü düzgün bir form sağlamış olacaksınız.
(Örn: http://groups.google.com/group/antalya_linux/boxsubscribe)
Ancak bu bağlantıyı grup sayfasına eklemenin bir yolunu bulamadım.
2 Kasım 2011 Çarşamba
Kağıt kullanımını azaltmak için
Kamu kurumlarının idarecileri diğer kamu kurumlarının idarecilerinin bayramını kutlamak için iki satırlık bir mesaj yazılı kağıtları postaya vermeye başladı şu günlerde.
Konuyu abartıp matbaa baskılarına kadar işi götürenleri de gördük zamanında. Ülke çapında düşünürsek en masumu kurum yazıcılarından çoğu renkli olarak birinci kalite kalın kağıtlara basılan ve beyaz zarflarla dağıtılan belki yüz binlerce posta. Bu iş için özel kağıtlar ve zarflar satın alınır, posta masrafları ödenir, personeller özel mesai harcar, peki hangi kamu yararı için?
Wallmart'ın kurum içerisindeki tüm yazışmalarında kağıtların arka yüzlerini de kullandığını okumuştum bir yerlerde. Bugün hiçbir kamu kurumu bu yöntemi uygulamıyor, düşük kaliteli kağıtlar da kullanılmıyor. Okullarda öğrencilere dağıtılan metin ve sınav kağıtlarının hepsi birinci kalite kağıtlar vs.
Bu sabah izlediğim gelecek vizyonu videosunda hiç kağıt olmayan bir dünya tasvir edilmişti. Henüz o günler gelmedi ama en azından tebrik kartları için interneti kullanın lütfen.
7 Ekim 2011 Cuma
İlk kullandığım bilgisayar ve Steve Jobs
Steve Jobs'un ölüm haberini okuyunca her nedense kullandığım Apple cihazlarını düşündüm. Bugüne kadar dikkat etmediğim bu konuda meğerse Apple önemli bir yerdeymiş, ilk kullandığım bilgisayar eğer yanlış hatırlamadıysam bir Apple II Plus modeliydi.
Lise'nin bilgisayar labaratuvarındaki (o zamanlar lab.deniyordu) birbirinin aynısı olan yaklaşık bir düzine makineye haftanın bir veya iki günü bir saatlik ders için 40 civarındaki öğrenci ile giriyordum. Kullanma sırasının bana geleceği günü iple çekiyordum. Dahili ROM'daki BASIC yorumlayıcısı ile küçük programlar yazıyorduk.
O makineyle yaşadığım en ilginç hatıram şudur; Hiç sevmediğim bilgisayar öğretmeni her 4'lü öğrenci grubuna ödev olarak ASCII karakterler ve PRINT, FOR, IF komutları ile ekrana pencere veya ona benzer basit bir şekil çizecek bir kodlama tasarlamasını istedi. 1 Hafta sonraki ders için geceleri kafamda kodlar yazıp onları çalıştırıyor kağıt üzerinde çizimler yapıp duruyordum. Ders saati geldiğinde projem hazırdı, zaten grupta herkes bana güvenerek hiç bir şey yapmadığından yeşil ekranın başına geçip kodları yazdım ve şeklin ne olduğunu hiç kimseye söylemedim. Herkes küçük kareler oluşturmaya çalışıyordu. Bir iki yazım hatasını temizleyip kodu çalıştırınca tam ekran bir kuru kafa belirdi. :) Daha sonra öğretmen dahil tüm sınıfın ekranı görebilmek için bizim masanın etrafına toplandığını ve bundan çok keyif aldığımı hatırlıyorum. Bu heyecan ve keyfi çok sevdiğimden sonraki yıllarda da yazılım konusuna hep ilgi duydum ve küçük şeyler yazmaktan hala kendimi bir türlü alamıyorum.
Meğerse bu Apple makinesi sayesinde bilgisayarı ve yazılımı sevmişim ve hayatımın en önemli hobisinin temellerini atmışım.
Apple o yıllarda da bugünkü gibi büyük satış rakamlarına ulaşıyormuş ama 90'larda öyle değildi ve Mac serileri çok kısıtlı bir çevrede tercih ediliyordu. Apple'ın kendine özel donanım ve yazılım ile satılan bilgisayar kavramı, özel donanım tasarlamayan Microsoft'un tüm donanım üreticileri ile yaptığı anti-rekabetçi anlaşmalarla desteklediği ve adeta i386 platformunda Universal hale gelmiş olan işletim sisteminin gölgesinde kaldı hep. Oysa herkes Apple'ın işletim sisteminin daha sağlıklı ve verimli olduğunu biliyordu ama kimse bundan bahsetmiyordu.
Özgür yazılım tarafında ise 2000'lerden sonra Intel gibi donanım üreticilerinin desteği ve Canonical, Google gibi yeni sermaye yatırımları ile bir atak yaşandı.
Ben 2000'lerin başında Apple için sonun yaklaşmaya başladığını düşünüyordum, eminim benim gibi düşünen çok kişi olmuştur. Böyle bir ortamdan şirketi çıkarıp bugünkü konumuna taşımak bence büyük başarı, her yerde bunda Steve'in rolünün çok önemli olduğu yazılıp çiziliyor, eğer öyleyse ölümü Apple için önemli bir kayıp şüphesiz. Ayrıca kişisel başarılarının yanında tıpkı Bill Gates gibi ABD'nin çıkarlarını desteklemek üzere inşa edilmiş olan sömürgeci kapitalist sistem için önemli bir simge isim olması da hakkında methiyeler yazılmasını açıklıyor.
Her ne kadar bu diyalektik "ilk kullandığım bilgisayar için ödenen para kim bilir hangi mazlumun başına bomba olarak düşmüştür, hatta bu yazıları da bir başka ABD'li şirket sayesinde yazıyorum" gibi uzayıp gidecek olsa da ben kısaca ilk kullandığım bilgisayarı sıradan bir devlet okuluna kadar sokmayı başarabilmiş iyi bir satıcı olduğu için Steve Jobs'un pazarlamacı yönünü takdir ediyorum.
Ha unutmadan, o ilk bilgisayar aynı zamanda kullandığım son Apple ürünü olmuş, umarım Linux teknolojilerini geliştiren ve destekleyenler sayesinde böyle devam eder.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




