6 Ekim 2010 Çarşamba

Pardus öğrenci temsilcilikleri için çalışmalar başladı

Antalya Linux Kullanıcıları e-posta grubuna göndermek için yazdığım bir iletiydi ama günlüğe de eklemek iyi olur dedim.

----
Takip edenler biliyordur Özgürlükiçin.com Pardus Öğrenci Temsilciliği [1] çalışmalarına başladı, henüz çok yeni bir proje. Akdeniz Üniversitesinden temsilci olmak isteyenler forum sayfasından iletişime geçebilir. Üniversitede öğretim üyeliği yapan üyemiz varsa öğrencilere veya bilgisayar kulübüne duyuru yaparsa belki daha iyi olur.

Biliyorsunuz Pardus 2003 yılında planlanmaya 2005 yılında da geliştirilmeye başlanmış bir proje ve genel bütçeden sadece geçtiğimiz yıl cüzzi bir miktar destek görmüş durumda. Bizler için Pardus'u diğer Linux dağıtımlarından ayıran en belirgin özelliği kullanım alanları bakımından ülkemizin ulusal çıkarlarına hizmet etme amacı bulunması.

Pardus bugün bir Ubuntu, Suse veya Fedora gibi dağıtımlarla karşılaştırıldığında komik sayıdaki geliştirici, katkıcı ve kullanıcı ile yoluna devam etmekte. Çıkarılan ürünler ise her zaman bu dağıtımlarla karşılaştırılarak Pardus'un eksiklikleri eleştiriliyor. Bu tabii ki her zaman olması gereken ve sevindirici bir şey. Bunun yanında herkesin göğsünü kabartan pek çok övgü dolu inceleme de yapılıyor. [2]

Pardus'un eksiklikleri söz konusu olduğunda en büyük sorumluluk bence Üniversitelerimizde. Çünkü tüm dünyada özgür yazılımlara en büyük katkı (büyük şirketleri saymazsak) üniversitelerden yapılmakta ancak ülkemizde birkaç üniversite haricinde maalesef büyük bir sessizlik hakim. Oysa üniversitelerin katkısı ile geliştirilecek bir Pardus ülkemizdeki özgür yazılım ekosisteminin lokomotifi olacağı gibi ülkemizin gururu da olacak, belki 2023 sürümü distrowatch.com'da [3] ilk sıralara yerleşecek.

Örneğin Pardus 2011'in 64bit sürümü ÇOMÜ'deki kahraman Necdet YÜCEL hocamız [4] ve birkaç öğrencisinin çabalarıyla bugünlere geldi. Her üniversitemizde böyle bir heyecan ve istek olması Pardus'u bambaşka bir dağıtım haline getirebilir.


27 Eylül 2010 Pazartesi

Tarihin en küçük düşürücü stratejisi

İran'ın nükleer enerji projelerine bir bilgisayar virüsü yoluyla yapılan saldırı sonucu projelerin sekteye uğraması İran açısından büyük bir skandal olsa gerek.

Kullanılan virüsün Stuxnet olarak bilinen zararlı olduğu yazılıyor. Yani İran neredeyse varlığını dayandırdığı gizli projelerindeki bilgisayarlarda Windows kullanıyormuş.

Eğer herşey bize yazıldığı gibiyse bu durum İran açısından büyük bir skandal, siz en büyük düşman olarak ABD'yi göstereceksiniz ve ABD'nin yok etmek için uğraştığı bir projenizde yine ABD'nin ulusal çıkarları için üretim yapan bir ABD şirketinin kapalı kodlu yazılımlarını kullanacaksınız. Tamamen düşmanın kontrolündeki bir yazılım ile çalışan aletlerle düşmana saldırmak. Neresinden baksanız ironik bir durum.

Peki ya Türkiye? ABD ile düşmanlık değil müttefiklik durumu var, yani ABD'nin ulusal çıkarlarına hizmet eden firmaların gizli kapalı ürünlerinden çekinmeye gerek yok diye düşünebilir miyiz? Bu durum müttefik olsa da her ülke için rahatsızlık verici bir durum olmalı.

21 Eylül 2010 Salı

Ulusal bilişim kurultayında bir şeyler eksik mi?

Yarın 27.Ulusal Bilişim Kurultayı Ankara'da toplanıyor, programda çok güzel tartışma konuları var, bunlardan birisi de "Twitter ne alem?" başlığını taşıyor, 6 konuşmacıya 1,5 saat ayrılmış, ama Ulusal Bilişim Kurultayında Ulusal Dağıtım Projesinin adı bile geçmiyor.

Benim bilmediğim ama herkesin bildği bir şey var mış gibi hissediyorum.

3 Eylül 2010 Cuma

Firefox'ta yazım denetimini hızlandırmak

Pardus'ta mümkün olan tüm uygulamalar yazım denetimi özelliği içeriyor, Firefox'da buna dahil. Ancak binlerce sözcük bulunan uzun metin girişi alanlarında bu özellik ayağıma dolanıyor. Örneğin wiki kodlamalarıyla dolu büyük wiki sayfalarını değiştirmeye çalışınca kodlamalar nedeniyle hemen tüm sözcüklerin altının kırmızı çizilmesini bekliyorum çünkü bu işlem çift çekirdekli sistemimde bile Firefox'un 5-10 saniyelik bir nöbet geçirmesine neden oluyor.

Son defa böyle bir durumla karşılaştığımda altı kırmızı çizilen sözcüklerin metnin belirli bir yerinden sonra hiç bulunmadığını fark ettim. Hangi sözcük veya durumda bunun sona erdiğini anlamak için birkaç farklı sayfada denemeler yaptım ancak hiçbir anlamlı ortak nokta yakalayamadım. Önce herhalde zemberek belirli bir sayıda yazım yanlışından sonra işlemi durduruyor diye düşündüm, ama zemberek metnin bütünü hakkında ne bilebilir ki dedim. O zaman bu işi Firefox yapıyor ve belki de bunun bir ayarı vardır?

Yanılmamışım; Firefox'un about:config sayfasını açarak extensions.spellcheck.inline.max-misspellings adlı parametrenin 500 olan değerini 50 olarak değiştirdim. Böylece artık Firefox, 50 yazım yanlışından sonra yazım denetimi yapmıyor, yani uzun metinler bulunan metin kutularında daha hızlı.


13 Ağustos 2010 Cuma

Pardus 2009.2 Xfce seçkisi

Seçkiyi 1 ay önce Özgürlükiçin.com forum sayfasından duyurmuştum, günlük yazmayı unutunca forumu takip etmeyenlerin gözünden kaçmıştır muhtemelen. Ancak bu çalışmanın farklı bir Pardus sürümü veya farklı bir dağıtım olmadığının altını çizeyim. Sadece Pardus 2009.2 kurulumunda bulunan paketler seçkinin amacına göre değiştirilerek resmi Pardus depolarından tekrar oluşturulmuştur.

İndirme bağlantıları ve diğer açıklamalar forumda mevcut. Kurulumdan sonra Xfce masaüstü açılmaktadır, istenirse KDE masaüstüne de geçilebilir. Seçki 14 Temmuz'a kadar olan güncellemeleri de barındırıyor, vakit buldukça güncellemeyi düşünüyorum.

9 Ağustos 2010 Pazartesi

Tümünü okumadım ama çaktırmıyorum

Bilgisayar ve internetin olmadığı, bunların yerini kitapların aldığı bir dönemden sonra standart iş temposuna geri döndüm, tabii öncelikle biriken işleri kovalamak lazım. Ancak son zamanda çevremde sık karşılaştığım uzun süre geçmeyen öksürük hastalığı bende gittikçe arttı ve bugün doktor reçeteyi yazarken sinüzit, farenjit ve bronşitin hafif seyreden bir karışımından bahsetti. Bir an vücudum Windows ile çalışıyormuş gibi hissettim, keşke Linux kurup böyle şeyleri dert etmemek mümkün olsa dedim içimden.

Bu arada Pardus camia forumu yapılmış, içerik ve beklentilere bakınca toplantıdan çok bir forum olmuş olabileceğini düşündüm. Neler olup bittiğini, en azından sonuçları bir yerlerde okumayı umuyorum. Özgürlükiçin'deki Beyin 2 (Bilim kurgu filminin devamı gibi duruyor) daha da olgunlaşmış görünüyor.

RSS okuyucum binlerce başlık getiriyor önüme. Mallesef tümünü okundu işaretlemekten başka çarem yok.

10 Temmuz 2010 Cumartesi

2011 Yolları taştan...

Pardus geliştirici listesinde birkaç gündür yüksek tansiyonlu bir tartışma sürüyor. Başından beri takip ettiğim tartışma çeşitli siteler ve forumlarda da konu edilmeye başlandı ve Pardus'un bittiğine dair yorumları bile gördüm. :)

Benim gözümden olayın özeti şu;

Pardus çekirdek geliştiricileri projenin iç süreç yönetimlerindeki sorunları daha hızlı çözmek ve yönetmek için bazı özelliklere sahip bir yazılım arayışına girmiş ve JIRA yazılımını kullanmaya karar vermiş. (Bu ihtiyaç ve bu yazılım önceki yıllarda da tartışılmış ve özgür bir yazılım olmadığı için kullanılmamasına karar verilmiş.)

Geliştiricilerin bu yazılımı kullanmaya başlayacaklarını diğer katkıcı ve geliştiricilere posta listesi üzerinden bildirmeleri ile tartışma başladı. Bazı geliştiriciler özgür yazılım alternatifleri dururken kapalı bir yazılımın kullanılmasının etik olmadığını tekrar ifade etti.

Çekirdek ekip diğer alternatiflerin ihtiyaçları karşılamadığını ve Pardus 2011 sürecinde daha fazla zaman kaybedilmemesi istendiği için JIRA'dan bugün için vazgeçemeyeceklerini ileride özgür alternatiflere geçişin mümkün olduğunu söyledi.

Bazı geliştiriciler de kararın sadece çekirdek ekip içerisinde alınmış olmasını eleştirdi ve tartışma ikinci bir boyut kazanarak hararetlendi.

Sonuçta Doruk Fişek başta olmak üzere Pardus'a dışarıdan gönüllü destek veren diğer bazı katkıcılar artık geliştirici topluluğu ile birlikte hareket etmeyeceklerini listeden açıkladılar. Ancak tartışma sona ermiş değil, sadece herkes içini döktü ve tansiyonu biraz düştü.

Olanları şöyle yorumluyorum;

Gördüğüm kadarıyla Jira tartışması başka bir konuyu tekrar tetikledi. O da uzun yıllardır ara ara sürekli tartışılıp durulan bir konu ve çekirdek ekip ile gönüllü katkıcıların yönetim ve karar alma süreçleri konusundaki farklı düşünce veya davranışları merkezindeki bir tartışma.

Temeli eskilere dayanan ve hiç bitmeyen bu tartışma kapalı bir yazılımın kullanılacak olması kararı ile birleşince adeta bir patlama etkisi yapmış gibi görünüyor. Tartışmanın çıkış nedeni temelde özgür olmayan bir yazılımın kullanılacak olması olsa da tekrar alevlenen diğer konu da uzunca tartışıldı.

Jira'nın kullanılması kararını teknik olarak yorumlayacak ve doğru-yanlış değerlendirmesi yapacak durumda olmasam da korkarım bundan böyle Pardus, kapalı yazılım kullanma kararını hiç silinmeyecek bir doğum lekesi gibi taşımak zorunda kalacak ve her fırsatta yüzüne vurulacak.

Jira tartışması sayesinde tekrar alevlenen diğer konu ise bence çok daha önemli. Listeyi takip etmeye başladığım 2007 yılından bugüne pek çok katkıcının benzer konularda pek çok şikayetinin zaman zaman tartışıldığını gördüm ama bugün hala aynı konular bu şekilde gündeme geliyorsa dışarıdan bakan birisinin gözünden iki şey anlaşılıyor; ya geliştiriciler arasında iletişim sorunu var ya da bu kronik sorunlara hep semptomatik tedaviler uygulanıyor.

Peki ne olacak?

Kendi açımdan bakarsam sonuçta bir kullanıcıyım ve benim açımdan bir şey olacağı yok, 2011 sürümünün heyecanını şimdiden hissediyorum.

Özgür yazılım düşüncesini savunan birisi olarak da gönül verdiğim projenin böyle bir karar vermesi elbette içime sinmedi. Keşke elimden bir şey gelseydi.

Topluluk süreçlerine katkı veren bir gönüllü olarak, "Pardus geliştirme için özgür olmayan yazılımlar kullanıyor, çarmıha gerelim onu!" diyerek bu gelişmeyi fırsat bilenlere, bundan bende memnun değilim ve özgür yazılım alternatifini kullanmaya geçeceği günü iple çekiyorum ama ulusal çıkarlara hizmet etme amacındaki bir projenin amaçlarını gerçekleştirmesi için hepimizin desteğine ve katkısına ihtiyacı var, her şeye muhalif olabilirsiniz ama projenin amaçlarına muhalif olamazsınız demeye devam edeceğim.

Son olarak yaşananların kronikleşmiş tartışmaları artık bir sonuca bağlayacak uygulamalara vesile olması gerektiğini düşünüyorum. İletişim sorunuysa bir toplantı takvimi, semptomatik tedavi sorunuysa cerrahi müdahale (dedikleri gibi) benim iki kuruşum olsun.

Peki hiç keyifli bir şey yok mu? Elbette var, ilk çekirdek ekipten bazı isimleri listede tekrar görmek.

24 Haziran 2010 Perşembe

Google'dan OCR hizmeti denemeleri

OCR Konusunda Gogılın epey geriden geldiğini düşünüyorum, yine de bu konuda bir çalışma varmış. http://googlecodesamples.com/docs/php/ocr.php Adresinden uygulamanın Google Docs'a erişim iznini verdikten sonra siz de deneyebilirsiniz. Gönderdiğiniz görüntü Docs belgesi olarak açılıyor, ama hemen sevinmeyin, oldukça temiz taranmış ~500Kb'lık 12 puntolu bir belgenin sadece başlıklarını görebildim. Yerel OCR yazılımınız yoksa Gogıl'dan önce diğer online alternatifleri deneyin.

6 Haziran 2010 Pazar

İnternet, Dünya ve Türkiye

Bu hafta yasa dışı Yutub örgütüne ait olduğu tespit edilen bazı ip adreslerinin fişlendiğini öğrendik, ancak bu adresler aynı zamanda masum Gogıl hizmetleri için de kullanılıyormuş. Yani Gogıl hizmeti için bu adreslere başvuran milyonlarca vatandaş cevap alamaz durumda. BTK'dan "aynı adresi kullanmasalarmış kardeşim" anlamında bir açıklama okuduk.

Geçtiğimiz yıllarda Dünya'ya alay konusu olduğumuz Yutub sansürünün (ve diğerlerinin) artık toplumsal baskı neticesinde yavaş yavaş çözülmeye başlayacağını düşünmekle ne kadar saf olduğumu bu hafta anladım. Türkiye'deki hak ve özgürlükleri kısıtlamaya çalışacak kişilerin istismarını kolaylaştırıcı, ellerine koz veren kanunlar çıkarılmış olması bir hataydı ve bu hatada ısrar etmek küçük düşürücüydü. Ama beni asıl üzen toplumsal taleplerin ve ihtiyaçların kanunlar olarak somutlaşması veya hataların düzeltilmesi sürecinin işlemiyor olması. Özetle ulusal yönetim erki gücünü nereden alıyor? sorusunun cevabını göğüsümüzü gere gere verememek acı verici.

Son 15 yılda neredeyse Moore Yasası hızıyla genişleyen, biraz anarşist yapıda bir iletişim devrimi ortaya çıktı. Dünyaya İnternet'ten bakınca hiçbir siyasi sınır göremiyorsunuz, devletsiz bir dünya arkaik bir düzen görünümü var. Bu ortamın gelişmesindeki en büyük hızlandırıcılar olan kapitalist çeteler yine köşe başlarını tutmuş olsa da isteyen kişi onların mahallesine uğramadan da İnternet'in nimetlerinden bir ölçüde faydalanabiliyor, bu gerçek hayatta böyle değil.

Bu haliyle İnternet, temel hak ve özgürlükleri kısıtlayan yapıları bir denizin dalgaları gibi yavaş yavaş aşındırıyor ve bu yapıların beslendiği tek yanlı bilgilenme ve sansürün temelini oyuyor. Bu durum doğal olarak totaliter rejimler açısından devletin varlığına bir saldırı olarak algılanıyor. Özgürlükçü yönetimler ise kurumsal yapıları güçlendirmek için bundan nasıl faydalanacağını araştırıyor.

Ancak Türkiye'nin bu durumu nasıl anladığını ben hala anlayabilmiş değilim. Daha çok ne yaptığını ve yapacağını bilmeyen sakar bir çocuk gibi davranıyor.

4 Haziran 2010 Cuma

Yeni sürümde güncelleme

Pardus ekibi ilk defa herkesi hazırlıksız yakaladı ve takvimden önce sürüm çıkardı, ben de forum yöneticisi olarak bugün için kendimi bir yığın "ne zaman çıkıyor, çıktı mı, saat kaçta, ee saat şu oldu hala yok..." gibi forum mesajlarını okumak üzere hazırlamıştım. Kurtuldum :) Bunun için ayrıca teşekkür edeyim. Ama temcit pilavımızdan kaçış yok tabii; "Bunun adı niye Türkçe değil?" (Çünkü böyle böyle)

Şimdi pek çok Pardus kullanıcısı yeni sürümün .iso dosyasını indirdi, eh bir de güncelleme yapacak. Haklı olarak şöyle düşünülebilir; zaten indirdiğim .iso dosyasında güncel pisi paketleri var, bunları /var/cache/pisi/packages altına kopyalarım, sonra da güncellerim. Böylece daha az paket indiririm.

Ama pisi delta paketleri kullandığı için böyle olmuyor, delta paket kullanımını kapatmak için /etc/pisi/pisi.conf dosyasındaki ignore_delta = değerini True yapmalısınız. Ondan sonra yukarıdaki yöntemle güncelleme yaparsanız OO.org ve KDE paketleri gibi büyük boyutlu temel bileşenleri indirmemiş olursunuz. Güncellemeden sonra pisi.conf'u eski haline getirmeyi sakın unutmayın. Ben sayede tahminen 60-70MB'lık bir indirme ile iş yerimdeki bilgisayarda yeni sürüme güncelleme yaptım.

Evdeki bilgisayarımda ise paket sayısı fazla ve Kernel Headers gibi büyük boyutlu ve CD'de olmayan paketler olduğundan muhtemelen normal güncelleme ile çok farklı olmayacak durum.

Yani bu yöntem depoların her güncellenmesinde biraz daha verimsiz olacaktır, bu nedenle indirme boyutu yeni sürümünün yayınlanmasının üzerinden ne kadar zaman geçerse o kadar çok olacak. Bir süre sonra da normal güncellemeden daha büyük boyutlu indirme yapacaktır.